Boluspor Teknik Direktörü Cihat Aslan, 2-1 yenildiğimiz maçtan sonra "Bu galibiyet bize Allah'ın lutfu" demiş yaptığı basın toplantısında...
Son anda gelen beraberlik golüne rağmen, bir-iki dakikalık gaflet sonucu puandan olan Yeşil-Siyahlılar'ın üzüntüsünü anlatacak kelime bulmak sanırım hiç de kolay olmaz...
Futbolun cilvesine kurban giden Yeşil-Siyahlı gençlerin Bank Asya serüveni, bundan sonraki haftalarda da benzer sıkıntılara gebe olacağa benziyor...
Gol atacak oyuncu sayısının kısıtlı olması, Sakaryaspor'un en büyük ve önemli eksiği olarak sırıtıyor...
TV'nin Bank Asya Ligi'ni yayınlaması rakiplerimizi de tanıma fırsatı veriyor...
Bütün takımları izleyen ve futboldan anlayan bir sporseverin iki haftalık izlenimlerini yazmaya kalksak moral bozmuş oluruz...
Ancak, TRT spikerinin naklen yayın sırasındaki sözleri üzerine düşünmek gerekecek, aksi halde böyle basit hatalardan dolayı daha çok canımız yanar...
Adapazarı doğumlu Erdoğan Arıkan "Sakaryaspor'un libero ve stoperinin yaş toplamı 40... Neredeyse ikisinin yaşının toplamına yakın bir oyuncu olan yılların Veysel, iki genç futbolcunun arasından kafayla gol yapıyorsa, burada durup düşünmek gerekecek" derken bir gerçeği gözler önüne seriyordu...
Tecrübesizlik Sakaryaspor'un en büyük sorunu...
90 dakika canını dişine takmak her zaman yeterli olmayabiliyor...
Buna son örnek oldu maçın bitimine bir-iki uzatma dakikası kalan maçta yenilen gol ve gelen acı mağlubiyet...
Oynanan her maç altyapı ağırlıklı genç takım için tecrübe yönüyle kazanç sayılacaktır...
Tecrübesizliğin kurbanı olarak Bolu'dan boynu bükük ayrılan Sakaryaspor'a bundan sonraki maçlarında daha dikkatli olmaları adına uyarı çiçeği "zambaklar" gitsin istedik, bu nedenle Bizim Bahçe'den...
SEYYAH HOCA, BATI
TRAKYA’DAN DÖNDÜ...
Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Dekanı ve gazetemiz köşe yazarı Seyyah Prof. Dr. Salih Şimşek, geçen hafta çıktığı Yunanistan gezisini tamamlayarak yurda döndü...
Rumeliler Vakfı’nın organizasyonunda 50 kişilik bir kafile halinde gerçekleştirildi seyahat...
Gezide çok duygusal anlar yaşandı...
Dedeağeaç, Gümülcüne, Serez, Drama, Kavala, Selanik gibi şehirler ile mübadele köylerini dolaşıp bol miktarda seyahat anısı video ve fotoğraf gibi zengin malzemelerle şehrimize dönen Seyyah Hoca henüz Fas, ABD ve Suriye seyahat notlarını yayına hazırlayamadan şimdi de Yunanistan'da "Mübadele Diyarına Seyahat Günlüğü'nü" hazırlamak zorunda kalacak...
Seyyah Profesör'e hatıralarını kaleme dökme adına Bizim Bahçe'den "manolyalar" giderken, yeni başlayan eğitim-öğretim yılında kolaylıklar diliyoruz...
NEJAT TEZCAN
TRT-MÜZİK'TE...
Tasavvuf musikisi denilince ilk akla gelen isimler arasında yer alır "Mevlevi Dedesi" ünvanına sahip eski gazeteci Nejat Tezcan...
Sapanca'daki evinde haftanın belirli gün ve gecelerinde özel musiki sohbetleri düzenleyen Nejat Tezcan, TRT-Müzik'in bu haftaki konuğu olmaya hazırlanıyor...
23 Eylül 2011 Cuma günü saat 11.15'te yayınlanacak programın adı "Gönül Makamı"...
Savaş Barçkın'ın sunacağı programda sesi ve yorumuyla tasavvuf musikisine farklı bir ivme kazandıran tanınmış müzisyenler birbirinden ilginç ilahiler okuyacaklar...
Sohbet bölümünde ise engin musiki deneyimi ile Nejat Tezcan yer alacak...
Sakarya Musikisi'nin hafızası olarak bilinen gönül adamı Nejat Tezcan'a, katılacağı programda başarılar dileğiyle Bizim Bahçe'den iri bir demet "lale" gitsin istedik...
CANAN ABLA'YI
TOPRAĞA VERDİK...
Tığcılar Mahallesi Küçükosman Sokak'a gelin olalı yarım asrı geride bırakmıştı, döneminin en güzel kızı olarak bilinen Canan Çakarel...
Seneler önce vefat eden eşi Ferruh Çakarel'e aşık olduğunu söylerdi yılların acımasızlığına direnerek, her karşılaştığımızda...
Kocasını kaybettikten sonra çocuklarına ve torunlarına hem analık, hem de babalık görevini yürüttü...
Boşa çiğnemedi yalan dünyayı...
O, evinin dört duvarı arasına hapsolmadı...
Siyaset ve sivil toplum hareketi yoluyla kadın başına olağanüstü mücadele verdi...
Yılmadı, yıkılmadı, hayatın her zorluğunu yenmeye soyundu...
Küçükosman Sokak'ın "Hanımağası" olarak bilinirdi, bu nedenle...
Komşularıyla iyi geçindi, sevildi, sayıldı...
Son aylarda yorulmuş olacak ki, peşpeşe gelen rahatsızlıklarla boğuşmaya başladı...
Kalp damar hastalıklarını yenebilmek adına çok uğraştı...
Ancak başarılı olamadı...
Son haftalarda hastane hastane dolaşır oldu...
Sonunda ecel kapıya dayandı...
Emir büyük yerden gelince, direnmek beyhude...
Son görüşmemizden önce haber salmıştı; "Söyleyin Zeki'ye, gelsin" diye...
Meğer bu veda buluşmamız olacakmış...
Dedi ki; "Ölünce cenazemi sokağın içinden caddeye kadar omuzlarda götürün, bilsin dostlar, Canan Ablaları el sallayıp son yolculuğa çıkıyor..."
Öyle yaptık dün öğle vakti Orhan Cami'ye götürürken vasiyetini yerine getirerek...
Namazı takiben Emirdağ'da eşi Ferruh Çakarel'in yanında toprağa verildi...
Bundan gayrı Küçükosman Sokak'ta hüzün eksik olmaz, ta ki onun yeri dolduruluncaya dek...
Mekanın Cennet olsun Canan Abla...
Çileli bir ömrün zorluklarını yenebilmek adına verdiğin o amansız mücadele, unutulur sanma sakın...
Sen o sokağın yüreğinde daima yaşayacaksın, gözün arkada kalmasın...
Sana rahmet, kederli yavrularına, dostlarına sabırlar diliyoruz...
MÜFİT UYAR ANJİYO OLDU!
Gazetemizin kurucusu rahmetli Hasan Uyar'ın yeğeni, yine rahmetli Ali Uyar'ın oğlu, Uyar Han'ın efendi iş adamlarından Müfit Uyar'ın iki damarı tıkanmış da haberi olmamış, bugüne kadar...
Beliren sıkıntı sonucu gittiği Korucuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden hemen anjiyoya alınan Müfit Uyar'a stent takıldı...
Tedavisi devam eden Müfit Uyar'a geçmiş olsun dileğiyle şifa çiçeği "ıtırlar" gönderelim istedik, Bizim Bahçe'den...