Çekmeköy’de yaşanan akran şiddeti olayı sonrası verilen tedbir kararına, şiddeti uyguladığı belirtilen çocuğun ailesi avukatları aracılığıyla itiraz etti. İtirazı değerlendiren İstanbul Anadolu 3. Aile Mahkemesi ise başvuruyu reddetti. Kararın 6284 Sayılı Kanun kapsamında önleyici tedbir olarak verildiği vurgulandı.
MAHKEME, “YAŞAM HAKKINI” ÖNCELEDİ
Kamuoyunda geniş yankı uyandıran olay, 28 Ocak 2026 tarihinde meydana geldi. İddiaya göre G. isimli çocuk, akranı K.’yı sustalı bıçakla tehdit etti, darbetti ve mağdur çocuk korkarak bir alışveriş merkezine sığınmak zorunda kaldı.
Mahkeme, itirazın reddine ilişkin kararında yasayı “yaşam hakkını önceleyecek şekilde” yorumladı. Kararda, alınan tedbirlerin cezalandırma amacı taşımadığı, yaşam hakkını korumaya yönelik geçici ve acil önlemler olduğu ifade edildi.
6284 SAYILI KANUN KAPSAMINDA ÖNLEYİCİ TEDBİR
Mahkeme gerekçesinde, 6284 Sayılı Kanun’un amacının şiddete uğrayan kadın, çocuk ve aile bireylerini hızlı şekilde koruma altına almak olduğu hatırlatıldı. Verilen kararın nihai hüküm niteliğinde olmadığı, risk ortadan kalkana kadar uygulanacak koruyucu tedbir olduğu belirtildi.
“AMAÇ ÇOCUĞU CEZALANDIRMAK DEĞİL”
Kararda ayrıca “suça sürüklenen çocuk” kavramına dikkat çekilerek, bu tanımın çocuğun çevresel etkilerle olumsuz davranışlara yönelmesi anlamına geldiği vurgulandı. Mahkeme, asıl amacın çocuğu cezalandırmak değil, suça sürükleyen faktörlerden uzaklaştırarak ıslah etmek olduğunu ifade etti.
ELEKTRONİK KELEPÇE VE OKUL DIŞI EV HAPSİ
Mahkeme, mağdurun bıçakla tehdit edildiği, tokatlandığı ve takip edildiği yönündeki beyanlarını dikkate alarak şu tedbirlere hükmetti:
-
Şüpheli çocuğun mağdura 500 metreden fazla yaklaşmaması
-
Bu mesafenin elektronik kelepçe ile takip edilmesi
-
Okul saatleri ve ulaşım süresi dışında evden çıkmaması (okul dışı ev hapsi)
“YAŞAM HAKKI ÖZEL HAYATTAN ÖNCELİKLİ”
Mahkeme, tedbirin özel hayata müdahale oluşturabileceğini kabul etmekle birlikte, mağdurun yaşam hakkının üstün tutulması gerektiğini belirtti. Yaşam hakkına yönelik riskin gerçekleşmesi halinde telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğabileceği vurgulanarak, 10 Şubat 2026 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verildi.





