Çok ama çok önceleri vermeye başlamıştı alarm, dünyanın sayılı içme suyu kaynakları arasında ilk beşe giren o güzelim Sapanca Gölü...
Şimdi kıyıdan merkeze doğru bir çekiliş sürüyor, sanki sessizce veda ediyor, Mevla’nın bölgemize ve insanımıza bahşettiği tatlı su kaynağı gölümüz...
Gazeteciliğe başladığım 1971 yılında ilk ele aldığım konuydu, Sapanca Gölü’nün kirletilmesi...
Son yıllarda kirlilik düştü gündemden, bu defa başka ve de büyük bir dert geldi gündemimize...
Gölümüz adım adım çekilip gidiyor, gözlerimizin önünde...
Biz de sebepler ortada iken, bir şey yapamayıp seyre daldık, hüzünle gölün çekilişini...
Kocaeli Belediyesi Sular İdaresi bizim gibi sadece ve sadece içmek için kullansa suyu, diyecek bir lafımız olamaz asla...
Ancak sanayi suyu olarak tüketilişine seyirci kalıp, yetmeyip satıp gelir elde etme eğilimi içerisine girmesini, Karaosmanoğlu gibi sevilen, sayılan, başarılı ve çevreci bir belediye başkanına yakıştırmak mümkün mü?
Ayrıca SASKİ Genel Müdürü Rüstem Keleş, artık feryat edercesine konuya dikkatleri çekerken, Veysel Eroğlu gibi su aşığı bir bakanın duyarsızlığı, ayrı bir hicran olarak oturuyor yüreklerimize...
Gidip yerinde gördüm gölün yürekler acısı halini...
Felaket yakın bir zamanda faciaya dönüşecek...
Durum vahim...
Ama ne çare ki gölden insani amaçlı tüketim dışında su çekenler var, onların umurunda bile değil gölün isyanı...
Bu takdirde halkın yakın bir gelecekte susuz kalması kaçınılmaz...
O zaman el açıp Mevla’ya “Yetiş Ballıkaya, yetiş Akçay Barajı diye” dua etmekten gayri yapacak bir şey kalmayacak geride...