Neyse ki yeşilimiz var.
Neyse ki mavimiz var.
Bu iki renkle bezenmiş bu şehir. Kafayı nereye çevirsen Cenab-ı Allah yüce gücüyle doğayı Sakaryalının yüzü gülsün diye bu şehrin insanının hizmetine sunmuş. Hani halk arasında “Allah özene bezene yaratmış” derler ya bu şehir de böyle bir şey işte. Ama tabi ki bir de işin farklı bir boyutu var. Biz eğer bu yeşil ve maviyi sadece serinlik ve piknik kavramlarıyla içselleştirirsek işte o zaman hem kendimize hem de bu şehre haksızlık yapmış oluruz.
Geçen hafta Sapanca Gölü ile ilgili konuyu kaleme almamın asıl nedeni de buydu aslında. Sakarya halkının bu şehir sınırları içerisinde yer alan bu iki rengin kıymetini bilmesi ve doğasına sahip çıkması içindi.
Hoşuma gitmedi de değil hani.
Bizim yazımız ile ilgilidir ya da değildir ama Tüpraş’ın Sapanca Gölü’ne yaptığı eziyet yerel medyada sıkça yer aldı. Vekillerim bu sorunu lütfen çözün.
Bu gölü daha fazla mağdur etmeyelim. Çünkü bu sorunu çözemiyorsanız o zaman ben sizin bu şehirdeki yeşil ve maviye bakışınızı sadece serinlik ve piknik kavramlarıyla açıklayabilirim. Bizim bir güzelliğimiz daha var. Bu şehirde güzellik bitmez arkadaş.
“Acarlar Longozu”. Geçen cumartesi Nilüfer Şenlikleri düzenlendi. Tabi ki bu organizasyon yerel anlamda b
u doğa güzelliğinin tanıtımı için güzel bir organizasyondu. Hatta bu organizasyonda Vali Mustafa Büyük’ün bulunması da son derece olumludur.
Bu şehri gerçekten sevdiğini bildiğim için Sayın Büyük’ün Sakarya’nın tanıtımı için elinden gelen gayreti göstereceğine inanıyorum. Ama yetmez! Biz bu doğal güzelliklerimizi ne zaman ulusal ve uluslararası turizme kazandırırız işte o zaman bu şehre katma değer kazandırdığımız gibi yeşil ve maviye de sadece serinlemek ve piknik olarak bakmadığımızı da ispatlamış oluruz. Bakın Türkiye’de şu anda cari açığın en büyük panzehri ne biliyor musunuz? Turizm. Ülkenin turizm sektörü ekonominin dik durmasındaki en etkin role sahip sektör. Turizm ne kadar canlanırsa cari açık denen illete o kadar fazla panzehir üretilebiliriz.
Aynı şey bu şehir içinde geçerli. Tamam, gölün serin sularında hep beraber serinleyelim. Ya da güzelim Poyrazlarda Gölünün etrafında hep beraber piknik yapalım. Ama bu güzellikleri ekonomik getiriye dönüştürelim. Sapanca Gölünü Tüpraş’a bedava kullandırarak nasıl ekonomik götürü yapabiliyorsak bu güzellikleri doğa turizminin hizmetine sunarak ekonomik getiriye dönüştürebilmeliyiz. Öyle değil mi? Orman ve Su işleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu’nun Mayıs ayında Sakarya’yı ziyaretinde dile getirdiği ve çözüm üretileceği yönünde beyanat verdiği iki önemli konu var birincisi Tüpraş’ın Sapanca Gölü’nden bedava su kullanmasının önüne geçilmesi. İkincisi ise ülkemizde sadece 3 tane bulunan su basar ormanlardan biri olan Acarlar Longozu’nun kısa zamanda dünyaya tanıtılması için çalışmalar yapılması. Bu iki konunun takipçisi olacağımın özellikle altını çizmek isterim. İlimizin kültür ve turizm sektörlerinin gelişmesi bunun yanı sıra Sakarya’nın doğal güzelliklerinin hem ulusal hem de uluslararası turizme açılması için çalışma odaklı kurulan Sakarya Kültür ve Turizm Konseyi 2012 yılı temmuz ayı itibariyle çalışmalarına yeniden başlamıştı.
Hatta konsey tarafından Sakarya Turizm haritası çıkarılmıştı. Bu konu ile ilgili son yapılan çalışmalar nelerdir? Son bir yıl içerisinde yapılan faaliyetler ve konseyin kuruluş amaçlarına uygun olarak kazanımlar nelerdir? Yanılmıyorsam konseyin icra komitesi başkanı da milletvekilimiz Sayın Ayşenur İslam’dı.
Acarlar Longozu bu şehrin en önemli turizm potansiyeli olan yerlerinden bir tanesi ve Bakan Veysel Eroğlu Nilüfer Şenliği’nden longozun dünyaya tanıtılması açısından ilk adım olarak bahsetmişti. Sahi Sakarya Kültür ve Turizm Konseyi İcra Kurulu Başkanı Sayın Ayşenur İslam Nilüfer Şenliğine katıldı mı? Olağanüstü bir durum olmadığı sürece orda olması gerekirdi de o yüzden sordum.
AQUAPARK
Karaman yolu üzerindeki sosyal faaliyet alanları gerçekten ilgimi çekiyor.
Zaman zaman basketbol oynamak amaçlı kullandığım bu alan bu sefer de imdadıma yetişti desem tam yerinde olur sanırım.
Hafta sonu eşimin yurt dışında olması sebebiyle veliahtımız Yalın Efendi himayemdeydi.
Yüzme hastası olan bu küçük beyi uzun zamandır merak ettiğim Karaman-Camili-Korucuk yolu üzerinde bulunan aquapark’taki havuza götürdüm.
Çok beğendiğimi söylemek istiyorum.
Bana dadılık görevimde büyük katkı sağlamasının yanı sıra gerçekten şehrin bir ihtiyacı giderilmiş.
Zaten insanların ilgisi de böyle bir yere ne kadar çok ihtiyaç duyulduğunun en güzel göstergesi.
Emeği geçen herkese değerli büyüğüm Zeki Aydıntepe gibi çiçekler göndermek isterim.
Hangi cins çiçek olacağına da siz değerli okurlarımın zevkine bırakıyorum.
Haftaya tekrar buluşmak dileğiyle...