Karataş, siyasetin hakikatin kürsüye çıktığı bir alan olmaktan uzaklaşarak “maskelerin yarıştığı bir sahneye” dönüştüğünü ifade etti. Toplumun pusulasının şaştığını belirten Karataş, yüzlerin değiştiğini ancak maskelerin aynı kaldığını vurguladı.

“DÜN ASLA DENİLENLER BUGÜN ZARURET”

Yazısında siyasetteki söylem değişikliklerine dikkat çeken Karataş, dün eleştirilenlerin bugün sahiplenildiğini, dün alkışlananların ise inkâr edilebildiğini belirtti.

“İktidar olunca başka, muhalefet olunca başka konuşan bir dil var” diyen Karataş, ilkenin yerini “iklimin” aldığını savundu. Hangi rüzgâr eserse o yöne savrulan bir siyaset anlayışının hâkim olduğunu ifade etti.

“AHLAKIN YERİNE ALGI”

Karataş, günümüzde siyasetin projelerden çok algıyla yönetildiğini belirterek, “Doğru olmak değil, doğru görünmek önemli” değerlendirmesinde bulundu. İçeriği boş ama ambalajı parlak bir siyaset anlayışının öne çıktığını ifade eden yazar, zamanın en acımasız denetçi olduğunu vurguladı.

“EN TEHLİKELİSİ GÜVEN EROZYONU”

Maskeli siyasetin en büyük zararının güven kaybı olduğunu kaydeden Karataş, toplumun artık beyana değil icraata baktığını söyledi. Güvenin zedelenmesi halinde demokrasinin içinin boşalacağı uyarısında bulundu.

“ÇÖZÜM MASKESİZ SİYASET”

Karataş yazısında çözümün yeni maskelerde değil; şeffaflık, hesap verebilirlik, liyakat ve tutarlılıkta olduğunu belirtti.

“Siyaset bir maske sanatı değil, bir emanet ahlâkıdır” diyen Karataş, yazısını şu sözlerle tamamladı:

“Maske düşer, yüz kalır.
Ne zaman insan oluruz? Aynaya bakan yüz, utandığında.”

Karataş, yazısını “Selam ve Dua ile” ifadeleriyle noktaladı.

KÖŞE YAZISI İÇİN TIKLAYIN!

FOTOĞRAF: SOSYAL MEDYA

Kaynak: HABER MERKEZİ