Sevgili okurlar,
Bugün sizlere memleketimiz Sakarya’dan yazıyorum. İnsan kendi memleketinde kendini daha güvende ve daha özgür hissediyor.
Adapazarı, Mithatpaşa Mahallesi’ndeki hanemizin ışıkları yandı. Bir iki komşumuz ile selamlaştık. Bir yıl kapalı kalan bir hanenin tekrar yaşanılır hale getirilmesi, elbette kolay değil.. İyi ki yakınlarımız var ve yardımlaşma ile bazı işleri kolay kılıyoruz.
Elbette daha yapacaklarımız var.. Alış-veriş ve bahçede uzamış olan çimlerin temizliği var sırada. Bu arada telefon numaraları ve inter-net bağlantısı da çok önemli.. Hem Türkiye ve hem de yaşadığımız ülke Belçika’da olup bitenleri takip etmek gerekiyor..
Uzatmayalım, Brüksel- Sabiha Gökçen bağlantılı yolculuğumuz Brüksel’den başladı. Brüksel uluslararası hava limanı bildik rutin çalışmalar içinde..
Uçuş için beklerken Brüksel Bölge milletvekili Şevket Temiz(PS) ile karşılaştım. Gülen yüzü ile Temiz geldi ve kucaklaştık. Hemen bir kahve içimi kendimize zaman dilimi ayırdık.
Şevket Temiz, aynı zamanda hava limanında da görevli..Milletvekili olmasını rağmen havaalanındaki görevini bırakmadı. Sohbetimizin ana konusunu ‘sözde Ermeni Soykırım’ iddiaları ile ilgili hazırlanan tasarılar teşkil etti. Gerçekten Belçika’da siyasi alanda çalışmalar yapan Türk kökenliler için zor bir süreç idi. Bu tasarıların yerel meclis, bölge ve federal parlamentolara yansılamaları ise çok konuşuldu, çok tartışıldı. Özellikle Türk kökenli siyasiler içinde hedefe Parti Sosyalist (PS) milletvekilleri zor durumda bırakılmak istendi. Saygı duruşu ve parlamentodaki tasarı görüşme süreçlerinde, hedefteki Türk kökenliler adına, federal milletvekili ve Brüksel Saint-Josse Belediye Başkanı Emir Kır vardı. Başkan ve milletvekili Emir Kır, bu süreçte üzerine düşeni layıkıyla yaptı. Demeçler verdi. Televizyonlara çıktı. Görüş ve düşüncelerini enine boyuna ortaya koydu. Başkan Emir Kır, ayrıca parti içinde de görüş ve düşüncelerini arkadaşlarıyla paylaştığı gibi kendisine uzatılan mikrofonlara çok önemli açıklamalarda bulundu. Şüphesiz Emir Kır’ın bu açıklamaları, Belçika siyasetinde olduğu gibi kamuoyunda ve medyada da yerini buldu. Biraz detay verecek olursak Başkan Kır, konunun Belçika’yı ilgilendiren insani boyutunu hiç inkar etmemiş, ama konunun diğer muhatabı Türkiye’nin görüş ve fikirlerinin önemsenmesi üzerinde durmuştur. Kısaca, Türkiye’nin seslendirdiği, bir tarihi komisyon kurulması, arşivlerin açılması ve sonuç olarak, işin tarafsız mahkemelere bırakılması tezi, bu süreçte paylaşılmıştır. Kaldı ki, konu ile ilgili olarak, hem Belçika Tür toplumu bilgilendirilmiş, konu hakkında taraf olanlarla birebir görüşme yapılarak, iki tarafında dinlenmesi hususu gündeme oturtulmuştur.
Belçika’da soykırım anma anıtlarının dikildiği, soykırımı inkar edenlere cezaların önerildiği, soykırım alanlarının genişletilmesini içeren tasarıların hazırlandığı bir süreçte de, tek ayakta kalan üzelerek ifade ediyorum Emir Kır olmuştur. ‘Türk’ aidiyeti nedeniyle hedefe konan, hırpalanan, dut gibi silkelenmek istenen Başkan Emir Kır, tüm bu stresli zamanlarda araştırmaya, bilgilenmeye, bilgilendirmeye önem vererek içinde bulunduğu durumun, stresini tek başına göğüslemiştir. Son parlemento görüşme ve oylama sürecinde görüşülen ve oylanan tasarı kabul edilmese bile parlementodan ,en hafif şekliyle çıkmış ve hedefe Türkler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti konmamıştır. Takdir edersiniz ki, Emir Kır, orijini Türk bir Belçikalıdır. Üstelik PS milletvekili ve Belediye Başkanıdır. Bu açıdan Kır’ın, parti temayülleri dışında hareket etmesi beklenmemelidir. Parlementoda yer alan 134 milletvekilinden 8’i çekimser kalmış ve 124’ü ise tasarıyı onaylamıştır. Bu onaylama anma ve iyi niyet beyanından ibarettir. Bir yaptırımı söz konusu değildir. Belçika yine de, ülkede yaşayan Türk kökenliler ile Türkiye ilişkileri dışında, tasarıyı hafifleterek, parlamentodan geçirmiştir. Bu süreçte dikkat ederseniz, en çok konuşulan isim Emir Kır olmuştur. Başkan ve milletvekili Emir Kır’a niye hayır oyu kullanmadın veya neden çekimser kalmadın deme hakkımız yoktur?. Bunu düşünen ve yüksek sesle dillendirenlere şunu sormak isterim:
Siz bu süreçte ne yaptınız ki?
Sonuç olarak bu konuda Türkiye’nin yapması gereken, çok şeyi olduğunu söyleyelim. Türkiye bu söyleyeceklerini, Belçika-Türkiye ilişkilerine yeni bir ivme kazandıracak olan ‘europalai’ etkinliklerinde fırsat buldukça dillendirmeli. Belçika siyasetini ve kamuoyunu bilgilendirmelidir. Ayrıca Belçika’da yaşayan 230 bin Türk vatadaşının da bu süreçte bilgilendirilmesi de büyük önem arz etmektedir.
Sevgili okurlar, başta da söylediğim gibi sizlere Adapazarı’ndan sesleniyorum. Bugün (cumartesi) Adapazarı’nda gri bulutlu üstelik nemli bir hava var. Yani Belçika’yla bir farkı olmayan ortamdayız. .Önceki gün (Cuma) Sabiha Gökçen’den Adapazarı’na bir servis aracıyla intikal ettik. TEM Otoyolu yine hıncahınç doluydu. Asfalt yol üzerinde adete rüzgar .sörfü yapan şoförlere tanıklık etmek yüreğimizi ağzımıza getirse de, buranın Türkiye olduğu gerçeğini hatırladık. Aslen Kocaalili şoförümüz Cemalettin Bey ile hoş bir sohbet eşliğinde yolculuğumuz Adapazarı’nda noktalandı. Bizi sevgili Ceren Kurbancıoğlu bir taksi ile Güllük Camii mevkisinde karşıladı. Güler yüzlü ve nazik şoförümüz ‘Adapazarı’na ‘hoş geldiniz’ diyerek, bizi karşıladı. Kısa bir yolculuktan sonra evimize geldik. Adapazarı’nda olmak bizim için bir ömür, bir güzellik, bir sağlık, farklı bir yaşam biçimi..
Eh.. Daha yapacaklarımız çok eş dost, arkadaş ziyaretleri ve medya çalışmaları bizi bekliyor. Bu vesile ile pazarınızın sağlıklı güzelliklere vesile olmasını temenni ederim.