Pasifik Okyanusu’ndaki deniz yüzeyi sıcaklıklarının olağan seviyelerin üzerine çıkmasıyla oluşan El Nino, yalnızca hava koşullarını değil, dünya ekonomisini de etkileyen önemli iklim olayları arasında bulunuyor.

Geçmişte yaşanan güçlü El Nino dönemlerinin küresel ekonomide trilyonlarca dolarlık kayba yol açtığı tahmin edilirken, 2026-2027 döneminde oluşabilecek yeni bir “Süper El Nino” ihtimali endişeleri artırdı.

Dartmouth College tarafından gerçekleştirilen bir araştırmada, 21’inci yüzyıldaki El Nino döngülerinin küresel ekonomide oluşturabileceği toplam zararın 84 trilyon dolara kadar çıkabileceği öngörüldü.

Enerji fiyatları yeniden yükselebilir

Olası bir güçlü El Nino’nun en fazla etkilemesi beklenen alanların başında enerji piyasaları geliyor. Aşırı sıcaklıklar elektrik tüketimini artırırken; fırtına, sel ve kuraklık gibi olaylar enerji üretimi ile taşıma hatlarında aksamalara neden olabiliyor.

Enerji piyasalarında mevcut jeopolitik gerilimlerin oluşturduğu baskının devam etmesi, yeni bir iklim kaynaklı şokun etkilerinin daha ağır hissedilmesi riskini beraberinde getiriyor.

Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki olası yükselişin yalnızca enerji faturalarıyla sınırlı kalmayacağı; üretim, lojistik ve taşımacılık maliyetleri üzerinden çok sayıda ürünün fiyatına yansıyabileceği değerlendiriliyor.

Gıda fiyatlarında yeni artış riski

El Nino’nun Asya ve Avustralya gibi önemli üretim bölgelerinde kuraklığa neden olması halinde pirinç, mısır ve buğday başta olmak üzere temel tarım ürünlerinde verim kayıpları yaşanabileceği belirtiliyor.

Yükselen enerji ve gübre maliyetlerinin de tarımsal üretim üzerindeki baskıyı artırabileceği ifade ediliyor. Kahve, çay ve kakao gibi iklim koşullarına duyarlı ürünlerde arzın azalması, fiyatlarda yeni yükselişlere neden olabilir.

Bazı Güney Amerika ülkelerinde artan yağışların soya gibi ürünlere olumlu yansıması mümkün olsa da küresel ölçekte ortaya çıkabilecek ekonomik kayıpların olası faydalardan daha büyük olacağı tahmin ediliyor.

Deniz taşımacılığında yeni darboğaz oluşabilir

Güçlü El Nino döneminde Pasifik’te fırtına ve tayfun riskinin artması, Asya ile Amerika arasındaki deniz ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ticaret rüzgârlarının zayıflaması halinde gemilerin seyir süreleri ve yakıt tüketimleri de artabilir.

En önemli risklerden birini ise Panama Kanalı oluşturuyor. 2023-2024 dönemindeki kuraklık nedeniyle kanaldan geçebilecek gemilerin yükleri sınırlandırılmış ve ek ücretler artırılmıştı.

Benzer bir tablonun yeniden yaşanması, gemilerin daha uzun ve maliyetli alternatif güzergâhlara yönelmesine neden olabilir. Bu durumun navlun ücretleri ile ürün fiyatlarını artırması bekleniyor.

Dev Türk Bayrağı Sapanca Gölü’nde dalgalanacak
Dev Türk Bayrağı Sapanca Gölü’nde dalgalanacak
İçeriği Görüntüle

Teknoloji sektörü de etkilenebilir

Yapay zekâ yatırımlarıyla birlikte sayıları hızla artan veri merkezleri, yüksek miktarda elektrik ve soğutma suyu tüketiyor. Uzun süren sıcak hava dalgaları, hem su kaynakları hem de elektrik şebekeleri üzerinde ek baskı oluşturabilir.

Çip üretimi de yoğun su tüketimi gerektirdiği için riskli sektörler arasında gösteriliyor. Kuraklık nedeniyle su kaynaklarında yaşanacak azalma, özellikle küresel yarı iletken üretiminde kritik konumda bulunan ülkelerde üretimi aksatabilir.

Bakır ve nadir toprak elementleri gibi teknoloji sektöründe kullanılan ham maddelerin üretimi de sel, kuraklık ve enerji kesintilerinden etkilenebilir. Tedarik zincirinin bir noktasında yaşanacak sorun, çok sayıda sektöre aynı anda yansıyabilir.

Türkiye’de uzun ve sıcak yaz riski

Türkiye’nin Pasifik Okyanusu’yla doğrudan bağlantısı bulunmasa da El Nino’nun oluşturduğu atmosferik değişimlerden dolaylı şekilde etkilenebileceği belirtiliyor.

Olası güçlü bir El Nino döneminde Türkiye’de yaz mevsiminin uzaması, gece sıcaklıklarının rekor seviyelere ulaşması ve orman yangını sezonunun normalden daha uzun sürmesi riskleri öne çıkıyor.

Akdeniz ve Karadeniz’de yükselen deniz suyu sıcaklıklarının kuzeyden gelen soğuk hava kütleleriyle karşılaşması halinde kıyı bölgelerinde şiddetli yağış, sel ve fırtına olayları görülebileceği değerlendiriliyor.

İç kesimlerde ise yağışların düzensizleşmesi, su kaynaklarının azalması ve tarımsal kuraklığın etkisini artırması bekleniyor.

Tarım ve enerji için kritik uyarı

Türkiye’de sıcaklıkların yükselmesi ve yağış rejiminin bozulması, başta tahıl olmak üzere tarımsal üretimi olumsuz etkileyebilir. Su kaynaklarındaki azalma, çiftçilerin sulama ihtiyacını artırırken üretim maliyetlerini de yükseltebilir.

Uzun süreli sıcak hava dalgalarının klima kullanımını artırarak elektrik şebekelerinde aşırı yüklenmeye ve enerji maliyetlerinde yükselişe neden olabileceği belirtiliyor.

Uzmanlar; su yönetimi, tarımsal üretim planlaması, orman yangınlarıyla mücadele ve enerji arz güvenliğine yönelik hazırlıkların güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Şirketlere dayanıklılık çağrısı

Olası bir Süper El Nino’ya karşı şirketlerin enerji ve ham madde kaynaklarını çeşitlendirmesi, alternatif tedarikçiler belirlemesi ve kritik ürünlerde yeterli stok oluşturması öneriliyor.

İşletmelerin iklim kaynaklı kesintileri önceden tespit edebilmek için yapay zekâ destekli risk analizlerinden yararlanabileceği, ancak elektrik kesintisi ve siber saldırı ihtimaline karşı alternatif sistemler de oluşturması gerektiği ifade ediliyor.

2026-2027 döneminde güçlü bir El Nino yaşanıp yaşanmayacağı henüz kesinleşmiş değil. Ancak olası senaryolar, iklim olaylarının artık yalnızca çevresel değil; ekonomi, gıda güvenliği, enerji ve küresel ticaret açısından da önemli bir risk oluşturduğunu gösteriyor.

Kaynak: BASIN BÜLTENİ