Bugün, AK Parti ile MHP heyetleri bir kez daha koalisyon için görüşecek.
MHP tabanı bu görüşmeden oldukça umutlu.. AK Parti-MHP koalisyonunun kurulma ihtimali onlara göre yüzde 51..
Bana göre yüzde bir..
**
AK Parti-MHP koalisyonu ihtimali bana göre yüzde bir ama ben yine de bu yüzde bire rağmen koalisyonun kurulmasını istiyorum.
Zira, bir erken seçimi çekecek, kaldıracak ne gücüm var, ne de takatim.
Yine anketler savaşı…
Yine aday adayları açıklamaları, röportajları, listeye girme mücadeleleri...
**
Yine ziyaretler, projeler, konuşmalar, toplantılar…
Yine ‘Bu haberi ön sayfadan görün’ ricaları…
Yine gündemin sadece siyaset olması…
Yine gazetelerin her sayfasına siyaset dolması…
Velhasıl, bir curcuna ki, tam bir kıymalı biber dolması!..
Yok… Yok… Yok… ben inanın kaldıracak gibi değilim..
**
Pek kimse bilmez. Seçimlerde siyasetçilerden çok gazeteciler yorulur. Onlar gider bir yerde konuşur. İşi biter gider.
Gazetecinin işi ondan sonra başlar. Gazeteye git, haberi yap, sayfaya koy, kontrol et. Vs… Vs..
**
Onun için bir erken seçim kararı alınırsa, ben de bizim Engin Arapoğlu gibi, seçimlerden bir ay önce kendimi bir yerlere ışınlamak, seçimlerden sonra masama dönmek isterim!..
Bir seçim yapıldı. Vatandaş söyleyeceğini, sandıkta söyledi. ‘Ey AK Parti’ dedi. ‘Sana küçük bir ders verdim. Bu dönem umarım bu dersten bir şeyler çıkarırsın’
Sadece AK Parti’ye mi, CHP’ye de, MHP’ye de, HDP’ye de ‘İşte AK Parti artık tek başına iktidar değil. Biriniz ortağı olan ve ülkeyi birlikte yönetin’ mesajı verdi. Ama görünüyor ki, hiçbir parti bu mesajı üzerine almamış…
**
Bugün yapılacak olan AK Parti-MHP Heyetlerinin görüşmesinde kilit adam MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli.
Koalisyonun olup olmayacağı, yeni bir seçim kaosuna girilip girilmeyeceği, yine meydanlara insanların taşınıp taşınmayacağı, ülke ekonomisinin en az onda birinin seçimler nedeniyle harcanıp harcanmayacağı, bu ülkenin koalisyonla da yönetilebileceği sadece ve sadece Bahçeli’nin iki dudağının arasında.
Parti organlarından yetkiyi aldı. Görüşmeler sonunda ‘Evet’ dedi mi iş bitti!
**
Bugün bende herkes gibi Devlet Bahçeli’nin ağzına bakıyor olacağım. Ağzından çıkacak olan kelime, ‘Evet’ mi olacak? Yoksa, ‘Hayır’ mı? Bahçeli eğer ‘Evet’ demezse sonucuna ülke olarak katlanacağız...
Kişisel fikrimi yazının başlığında söyledim. ‘Seçim meçim istemiyorum’ ekim de, kasım da değil, en az üç-dört yıl seçim meçim istemiyorum. Artık, ‘Seçim’ kelimesini duyunca, bir yerde okuyunca, haberinde, köşende yazınca inanın tüylerim diken diken oluyor. Def gibi geriliyorum.
**
Bu düşüncelerimi, dün sabah sohbet ettiğim bir arkadaşıma anlatınca güldü. Sonra da, ‘Keşke her gün seçim olsa… Siyasilerin vereceği ilanlarla gazetelerin kasaları dolar’ dedi.
Aslın da hiç de öyle değil biliyor musunuz? Seçim dönemlerinde, gazetelerin kasasına insanların tahmin ettiği rakamın otuzda, kırkta biri bile girmez. Ama ne hikmetse, o dönemler için, ‘Gazeteler parayı buluyor’ düşüncesi zirve yapar..
**
Bütün bunların ışığında bir kez daha tekrar ediyorum. Seçim, meçim istemiyorum!..