Mühür, ince uzun bir kâğıt, on küsur daire, bunları içine alan bir zarf, tümüne kucak açan sandık… Seçimin en kısa özeti işte… Sonuçları günlerce hatta haftalarca tartışılacak o muhakkak.  Tartışmaların sonucunda hayat herkes için devam edecek. İnsan yaşayacak memnun kalarak veya kalmadan. Yine her gün onlarca seçim yaparak…

Evet, her gün bir seçim yarışıyla uyanıyoruz. Aldığımız her nefes, attığımız her adım bir seçimdir. Kararlarımızdan emin olduğumuz seçimlerdir belki ama bir tercih hakkı vardır işte… O adımı atmama hakkı veya başka yere atma seçeneği olduğuna göre…

İnsanı mutlu eden seçtiklerimiz değildir aslında. Seçebilme yetisidir. Alternatifin olmasıdır. Misal kahvaltıda hiç süt içmeyen ama masasında bulunduran kişi, sütün olmadığı gün eksikliğini yaşayacaktır… Bu eksikliğin adı sadece “şımarıklık” olarak açıklanamaz. Süt özgürlüğü temsil ediyordu o masada.

Cumhuriyet rejimi “halkın kendi kendini yönetebilmesi” olarak tanımlanır. Tamam, ama insan kendi kendini yönetme yetisine sahip mi? Yanlış anlaşılmasın “benim oyumla çobanın oyu bir mi” gibi küçümseyici ve alçakça bir tespitimiz olmayacak elbette. Hatta bu rejimin en güzel tarafının bu durum olduğunu düşünüyorum. Oy verme süresince gerçek mana da herkes eşit.

Peki, tespitimiz ne olacak? Dedik ya insan gün boyu seçimler yaparak yaşıyor. Kendisini ilgilendiren, hiçbir hayata etki etmeyen seçimler neyse de ya diğerleri? Diğer seçimlerde ne kadar adaletli? Kaç vicdan gücüyle hareket ediyor? Bu durumun meslek ile memleket ile tahsil ile hiçbir ilgisi yoktur…

Vicdan muhakemesi yapmak yersiz olur. Lakin hayatta atlattığımız her seçim Pazar günkü kadar kolay geçse. Kolay geçmekten kasıt “kararını vermek” “okuluna gitmek” “oyunu vermek” gibi bireysel fiillerdir… Yoksa bu seçim sürecinde ülke olarak ağır imtihanlardan geçtiğimizin farkındayım…

Kolay geçmesi demek verdiğimiz kararların ceremesini tez vakitte çekmesek; Üzerimizdeki sorumluluğun yükünü tek başına sırtlamak zorunda olmasak demek. Küçümsemiyorum ama bir oyun verdiği etki kadar etkileyebilsek hayatımızı… İşte o zaman gerçek manada“kader mahkûmu” oluruz. Ama bizdeki irade suçu kadere atmayı “absürt” bir eyleme dönüştürüyor…

Verdiğimiz her seçimimizin kararları omuzlarımızın üstündeki melekler tarafından yazılıyor… Sonuçlarını başka bir melek açıklıyor. Yorumlamak bize düşüyor ama yorumsuz ve itaatkâr kalmaktan başka çaremiz mi var?

7 Haziran Seçimleri umarım ülkemiz adına en hayırlı sonuç ile biter Biz seçmedik dünyaya gelmeyi biz seçmeyeceğiz ayrılık vaktini… Arada kalan tüm seçimlere dikkat edin çünkü ebedi hayatta biz seçmeyeceğiz nereye gideceğimizi…Allah’a(c.c.) emanet olun…

e-mail : [email protected]