Karataş, yazısında tarih boyunca bazı olayların ve mücadelelerin farklı isimler altında tekrarlandığını ifade ederek, Sultan Abdülhamid'in Osmanlı Devleti'nin dağılmasını önlemek için verdiği mücadele ile günümüzde Erdoğan'ın karşı karşıya kaldığı siyasi sürecin benzer yönleri bulunduğunu savundu.

Yazıda, Abdülhamid döneminde farklı çevrelerin ortak bir hedef doğrultusunda birleştiği ve hedefin yalnızca bir padişah değil, devletin iradesi olduğu görüşüne yer verildi. Karataş, günümüzde de birçok kişinin Erdoğan'a yönelik eleştirileri ve siyasi mücadeleyi benzer bir perspektiften değerlendirdiğini belirtti.

Türkiye'nin savunma sanayisindeki gelişmeleri, enerji alanındaki bağımsızlık arayışını ve uluslararası arenadaki etkinliğini vurgulayan Karataş, bu dönüşümün önemli aktörlerinden birinin Erdoğan olarak görüldüğünü ifade etti.

Öte yandan yazısında hükümetin karşı karşıya olduğu sorunlara da değinen Karataş, ekonomi yönetimi, hayat pahalılığı, gelir dağılımı, liyakat tartışmaları ve adalet sistemine yönelik eleştirilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Güçlü devlet anlayışının yalnızca büyük projelerle değil, vatandaşın refahı ve adalete olan güveniyle de ölçülmesi gerektiğini kaydetti.

Karataş, toplumun geniş kesimlerinin Erdoğan'a desteğinin yalnızca siyasi tercihten ibaret olmadığını, Türkiye'nin bağımsız ve güçlü bir ülke olma hedefinin korunması düşüncesinin de etkili olduğunu savundu.

Yazısının sonunda Türkiye'nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Osman Karataş, asıl meselenin kişilerin değil, Türkiye'nin kendi rotasını belirleme iradesi olduğunu ifade ederek, "Liderler gelir geçer, fakat devletler ve milletler verdikleri büyük mücadelelerle hatırlanırlar" görüşüne yer verdi.

Fotoğraf: sosyal medya

Kaynak: haber merkezi