Sevgili okurlar,
İnsan ilişkileri içinde ıskaladığımız, o kadar güzel anlar vardır ki, bu anları öne çıkardığımız, konuştuğumuz, yazıya döktüğümüz çok azdır!
Varsa da yoksa,’ tamah’, ‘bencilik’, ‘ eko şişirme’ ve kendini beğenme ‘, ‘böbürlenme’, ’kendini bulunmaz saymak’… bir toplumda almış yürümüşse vay halimize!
Bu şirret durum, maalesef toplumun her kesimine sirayet etmiş ve çıkarılması da öyle kolay gözükmüyor!
İnsan böyle olunca, duruşu ile bakışı ile çalışmaları ile olaylar karşısındaki tepkisi ile bir adım öne çıkanları hatırlamadan edemiyor.
Yeni Sakarya’da yazalı epey zaman oldu. Bu zaman dilimi içinde yeni dostluklar kurduk, yazılarımızı sürekli okuyan, tebrik eden, eleştiren dostlarımızda oldu.
Bunlar, bir yazar için önemli bulgulardır elbet..
Geçtiğimiz hafta Brüksel’e AK Parti’nin duayen isimleri geldi. Avrupa Birliği, Avrupa Komisyonu ve Dışişleri Bakanlığı komisyonlarında görev alan milletvekilleri ile Brüksel’de oturup sohbet ettik..
Milletvekilleri Reha Denemeç, Şaban Dişli, Afif Demirkıran, Ali Şahin, Tülin Erkal Kara ve AK Parti Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Meryem Göka ile AK Parti Brüksel Temsilciliği’nde bir araya geldik.
Bu buluşmada TRT ve Anadolu Ajansı temsilcileri hazırdılar. Hatta toplantıyı takip etmek üzere Türkiye cumhuriyeti Brüksel Büyükelçiliği Basın Müşaviri Veysel Filiz’de hazır bulundu..
Basın toplantısında, seçimden yüzde 41’i aşan oy oranı ile çıkmış AK parti milletvekillerini hüzünlü gördüm.
Bu hüzün yansıması, seçim sonuçlarının etkisi kadar, liste dışı kalmaları ve üç yıllık seçilmiş olma barajına takılmaktan da kaynaklıydı..
AKP Siirt milletvekili Afif Demirkan’ı çok iyi tanırım. Brüksel’de sıkça bir araya gelmişliğimiz var. Anlattıkları karşısında küçük dilimi yutacaktım.
Bölgesindeki seçim korkularından ve baskılarından söz etti. Bölgede alan teslimiyetinin, AKP’ye pahalıya mal olduğunu söyleyerek, bu hatanın anlaşıldığını ve bölgede gerekli çalışmalarının yeni seçimi beklemeden yapıldığını söyledi..
Yürütme erkini elinde bulunduran bir iktidarın böyle bir hata yapmasına bir anlam veren varsa, beriye gelsin!
Yani, atı alan Üsküdar’ı değil, Niğde’yi çoktan geçmiş..
AKP Gaziantep milletvekili Ali Şahin ise daha cesur açıklamalarda bulundu.
Seçimde yaratılan ön algılardan söz etti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın alana inmesi, ’ saray’ olgusu üzerinden, partinin hedefe konduğunu, ayrıca HDP’nin barajı geçmesi için, sazlı-sözlü propagandalar yapıldığını söyledi..
Ah be kardeşim, yandaş medya ile bu işin üstesinden niye gelemediniz ki?
Uzatmayalım, hemşerim, yeni tanıştığım, Geyveli olduğunu bildiğim, AK parti kurucularından Şaban Dişli ise daha makul konuşarak, mazeret aramadan Türkiye’nin hükümetsiz bırakılmaması için AK Parti’nin gerekli sorumluluğu üstleneceğini, üstlenmesi gerektiğini, Türkiye şartları açısından ortaya koydu.
Bana bu açıklamalar, mazeret üreten, mazeret bulanlardan ötürü daha mantıklı geldi..
Sakarya Milletvekili Şaban Dişli, AK Parti’nin duayenlerindendir. Belki parti içinde istediği yere bir türlü gelemedi. Zaman, zaman benimde eleştirdiğim durumları oldu. Hep zihnimde ‘liderin çanta taşıyıcısı’ olarak yer aldı. Bir milletvekili olarak, Sakarya’ya kazandırdıkları nedir diye düşündüm.. Bir şey aklıma gelmedi!..
Kısmete bakın, milletvekilimiz Şaban Dişli AK Parti’nin duayenlerinden, bizi Bursa milletvekili Tülin Erkal Kara hanım tanıştırıyor!..
Yani tam 30 yıldır Brüksel’deyim, sayın milletvekilimiz bilmem kaç kere Brüksel’e gidip gelmiştir, ne tanışıklığımız var, ne de birbirimizi tanıyoruz..
Brüksel’de gazeteci Yusuf Cinal’ı ezbere bilen bir değil yüzlerce dostum var..
Milletvekilimiz, hemşerimiz Şaban Dişli’ye, eski Sakarya Gazetesi kurucularından olduğumu,30 yıldır Belçika’da gazetecilik yaptığımı ve Yeni Sakarya Gazetesi’nde de, her haftasonu, Pazar yazıları yazdığımı söyledim..
Brüksel’deki konumumu sordu..
Kendisine bir gazete uzattım, 7 Yıl Tercüman ve 17 yıl da Hürriyet Gazetesi’nde görev üstlendiğimi ifade ettim..
Şöyle gazeteye bir göz ucu ile baktı.. Ayaküstü sohbetimiz biten toplantıda şu sözlerim ile noktalandı:
Belçika’da her ayın son haftasında, tam on bin adet basılıp, ücretsiz dağıtılan ve internet ortamında üç web-site ile Brüksel gibi önemli bir metropolde farklı bir hizmet üstlendiğimiz İnter-Media Bruxelles Yayınlarının yönetmenliğini de sürdürdüğümü söyledim..
Merak edenler için belirteyim, gazetemiz son sayısında ‘ Belçika nereye?’ başlığı altında Türkiye-Belçika ilişkilerine dikkat çekerek, Belçika’nın ‘ Sözde Ermeni soykırım’ iddialarını parlamentoya getirmesinin faturasının ağır olacağı irdeleniyordu..
Demem o ki, şu kısacık insan hayatında ıskaladığımız çok anlar oluyor.. Sakarya’nın bir siyasi değeri, Brüksel’de yaşayan bir hemşerisini tanımıyor, bilmiyor veya umursamıyor, belki de yaptığımız eleştirileri dikkate alarak, bize göz ucu ve nazar ile bakıyor..
Oysa biz daha dün Brüksel’de fındık sektörünün iki güzel insanı, hemşerimiz İlyas Sarı ve Halil Kurt’u karşıladık, birlikte olduk. Sakarya’yı ,ülkemizi, insanımızı doya, doya konuştuk..
Yine Brüksel’e her geliş ve gidişinde Sevgili Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erol Öztürk-Hacıeyüpoğlu, Sakarya Valisi Aydın Gökaner, eski Belediye Başkanımız Erkal Etçioğlu, Üniversite Rektörümüz Prof.Dr.Mehmet Durman, Türkiye Ziraat Odaları Genel Başkanı Şemsi Bayraktar,Taraklı Belediye Başkanı Tacettin Özkahraman,Karasu Belediye başkanı Mehmet İspiroğlu, eski Akyazı Belediye Başkanı Yaşar Yazıcı ve nice hemşerimiz ile Brüksel’de buluşarak, gönül elciğimizi, en güzel şekilde yerine getirmenin hazzını yaşadık..
Eğer bir ilin aydınları, işadamları, siyasileri, sanatçıları ve diğer yöneticileri el ele vermezse, tanışmazsa, birbirinden haberi olmazsa, görüş ve düşüncelerini paylaşmazsa, o ilin bir adım öteye gitmesi, gelecek nesillere güzel hizmetler, gelecek bırakması mümkün değildir..
Biz bu kalede, ülkemiz, ilimiz, insanımız için gerekeni yapmaya devam edeceğiz..
Sakarya Gazetesi’nden ayrıldığım yıllarda geldiğim Belçika’da tam 30 yılı geride bıraktık.
Bu 30 Yıla birçok başarı, birçok anı, birçok dostluk, birçok hüzün sığdırdık..
Eğer bir ilin, bir ilçenin, bir köyün ileri gelenleri, birbirini tanımıyor ve yaşamın güzelliklerini ıskalıyorsa geçmiş olsun!
* * *
Sevgili okurlar,
Anlatmak istediğim, kimse bulunmaz değildir! Ama hoşgörü ve sevecen bir kişilik, alçak gönüllük içinde olanların başaramayacağı iş yoktur..
İşte geldik, gidiyoruz! Şu an Sakarya’da siyasi hayatta, ekonomik alanda,sanat dalında,bilim alanında konuşulan isimleri bana sayabilirmisiniz?
Bu manada geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz Akyazılı iş adamı, bir gönül insanı, iyiliksever ve Akyazılıların babası Nihat Özmert aklıma geldi..
Böyle herkes tarafından bilinen, tanınan, kapısı çalınan ve herkese gücü oranında yardıma koşan, dudak bükmeyen, şişirdiği ekosunun arkasına sığınmayanımız kaldı!?
Nihat Özmert, Akyazı’da bir neslin farklı son temsilcilerindendi.. Engin hoş görüsü ile büyükle, büyük, küçük ile küçük olmayı başarmış, Akyazı’yı birçok hizmetleri olmuştu..
Sevgili Nihat Özmert Ağabeyimizi de kaybettik! Onun, Akyazı Akınspor, Akyazı Kız Meslek Lisesi Okul Aile Birliği, Akyazı Askerlik Şubesi, Akyazı Şoförler Cemiyeti hizmetlerini unutmak olur mu?
Mekanı cennet olsun, sevenlerine ve ailesine Allah sabırlar versin, Akyazılıların başı sağ olsun!
Şu sözlerdeki hikmeti bilmem düşünebiliyormusunuz: ‘Sevelim, sevilelim, dünyaya kimseye kalmıyor’ dostlar!..
Gününüz aydın, sofranız bereketli, yaşamınız güzelliklere vesile olsun!..