“Empati” başka insanların duygu ve düşünceleri ile birkaç saniye de olsa yaşayabilmektir. Başka beynin fikirlerini kavramak birkaç saniye bile olsa ne kadar da zor. Bu durumun zorluğunu empati yapan insanın az olmasından anlayabiliriz…
Zor olanı başarmak gerekir oysa. Başka insanları anlayabilmek onların hislerine göre hamle yapmak gerekir çoğu zaman. Satranç gibidir hayat. Kimi zaman değerli taşlarınızı göz ardı edebilirsiniz ama mühim olan sonuçtur. Siz rakibin önemli taşlarını aldığınız da sevinirsiniz ama en ufacık hatayla şah-mat olabilirsiniz… Rakibinizin hamlelerini anlayabilmek ve oyunun sonunda zafere ulaşmak gerekmez mi?
İnsandan başka hiçbir canlı satranç oynayamaz. Satrançta var olan “düşünme” eylemi insanı diğer varlıklardan ayıran en önemli şeydir. Bu özelliğini kaybederse insani değerlerini kaybetmiş olur. Yaptığımız her eylemi düşünmek gerekir. Daha önce de dediğim gibi mühim olan zaferdir. “Zafer” nedir sorusu aklımıza gelirse diğer varlıklardan ayrılan özelliğimizi kullanmamızı tavsiye ediyorum…
Düşünmekten fazla, konuşmaya başlayan insanoğlu empati kurmayı unuttu. Şikâyet etmeye başladı her durumdan. Sadece maddi durumu üstün olan insanlara özenmeye başladı. Televizyonda sefalet içinde yaşayan insanın durumuna en fazla birkaç dakika dayanabilen kişi zengin insanların yaşamını saatlerce izleyebilir. Fakir insanların durumunu düşüneceğine halinden şikâyet etmek ya daha kolay gelir insana ya da nefsimize mağlup olmuştur…
Sadece maddi açıdan bakmamak gerekir “empati kurma becerisine”… Sosyal yaşamın her alanında “empatiye sempati” duymalıyız. Bir insan ile konuşurken sözlerimizi defalarca tartmak gerekir misal... Boş konuşmalar hedef alınmadan tetiğe basmak gibidir. Kime ne zarar vereceği belli olmaz. Niyet can yakmak değildir belki ama bir kalp kırılırsa telafisi çok zor olabilir… Söz gümüş ise sükût altındır bu durumlarda…
Aslında her insan doğru ve ders çıkaracak “empatiyi” buluyor. İnsanın bir günde yaşadıkları en büyük derstir kendisine. Sabah simitçi çocuğu görüyor, bir saniye kendisini, çocuğun yerine koyuyor ve hemen görmezden geliyor. Yolda engelli birini görüyor aynı şeyler tekrarlanıyor. Bu dünyanın büyük gerçeği “ölümdür” İnsan çevresinde, gazetede, radyoda, televizyonda bu gerçeği defalarca görüyor ve sadece birkaç saniye bu gerçeğe katlanabiliyor. Yukarıda saydığım doğruları hep iteliyor insan, o günlerin geleceğini bile bile…
Empati süresi olan birkaç saniyeyi uzatabilsek keşke… İnsani değerimizi uygulasak ve düşünsek… İtelemesek veya yolumuzu çevirmesek doğrulardan… Hükmedebilsek beynimize; kendi durumumuza kanaat edebiliriz belki de… Doğruları düşünmek bizi yaptığımız hatalardan dönmemize yardım edebilir günün birinde…
Başlığımı “empatiye sempati” diye yazdım. Empati yapmayı sevmek gerekir diye düşünüyorum çünkü. Bencilliğimizden kurtulmak için başka yol var mı ki? Beynimizi çalıştırmak dilimizi çalıştırmaktan daha hayırlıdır her iki dünya için… Allah’a (c.c.) emanet olun…