Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) belediye başkan ve meclis üyelikleri için aday adaylığı başvuruları 2 Eylül’de son buldu.
Ve de sürecin sonunda CHP açısından son derece hazin bir tablo çıktı ortaya.
10 civarında ilçede hiçbir belediye başkan aday adayı çıkmadı.
Hemen hemen tüm ilçelerde belediye meclisleri için yeterli sayıda başvuruda bulunulmadı.
Koskoca Adapazarı Belediye Meclisi için bile topu topu 8 kişi aday adayı oldu.
Bazı belediyeler için yapılan bir veya iki başvuru da şehirde ve bağlı bulundukları ilçede heyecan yaratmayan, ümit vaat etmeyen isimlerden teşekkül etti.
Tabii bu durum gerek parti yönetimi, gerekse tabanda adeta şok etkisi yarattı.
Umudunu CHP’ye bağlayan seçmenler de derin bir hayal kırıklığına uğradı.
Rahmetli Neşet Ertaş’ın müthiş bir bestesi vardır, “Kendim ettim kendim buldum” diye…
CHP yönetimi kimseye kızmasın, gücenmesin; başka yerde de suçlu, sorumlu aramasın.
Parti yönetimi bu süreçte büyük bir hata yapmıştır.
Seçimlere daha 7 ay gibi bir zaman varken bu kadar aceleci davranmanın, insanların iki ayağını bir pabuca sokmanın ne âlemi vardı?
Yeterli başvuru olamayabileceği ve bu sebeple toplum nezdinde bir itibar kaybına uğranılabileceği hesaplanmadı mı?
Bu kadar öngörüsüz, bu kadar basiretsiz bir anlayış olabilir mi?
Neticede CHP daha yarış başlamadan mağlup oldu, ilk raundu kaybetti, kendi ayağına kurşun sıktı!
Kamuoyuna kötü bir imaj verdi, halk nezdinde güven kaybı yaşadı.
Tabii bu durum başta AK Parti olmak üzere diğer tüm partilerin de ekmeğine yağ sürmüş oldu.
Tüm bu yanlışların üstüne parti il yönetiminin anlamsız, içi boş ve popülist söylemlerden öteye gitmeyen basın açıklamaları ve takındıkları tavır da bu olumsuz tabloya tuz biber ekiyor.
Hayatını ön seçime ve parti içi demokrasiye adamış, girdiği her seçimde ön seçim vaadini bayrak yapmış ve gerektiğinde istifa etme pahasına bu düşüncesinden caymayacağını her fırsatta beyan etmiş olan İl Başkanı Yüksel Büyükakten’in, “Ön seçim yapmayacağız” açıklaması da birçok insanın canını acıtmıştır.
Kamuoyunda zaten CHP’ye bir ilgi ve destek yokken, ön seçim seçeneği dışlanarak parti tabanı da heyecanını ve iştahını kaybetmiştir böylelikle.
Hiç değilse Büyükşehir ve Adapazarı belediyeleri için aday adayı olan isimlerin katılacağı bir ön seçim parti tabanında da bir şevk ve heyecana yol açabilirdi.
Lakin özde değil sözde demokrat olan parti üst yönetimi bunun da önünü tıkadı.
İl yönetimi de bir herhangi direniş göstermeyince yelkenler iyice suya inmiş oldu.
Peki, bu durum düzeltilemez mi?
CHP yeniden vatandaşın umudu, iktidarın alternatifi konumunu elde edemez mi?
Her yerde iddialı, flaş isimler aday gösterilemez mi?
Vallahi diğer illeri bilmem ama zaten hiçbir CHP’li belediye bulunmayan Sakarya’da bu durumun tersine çevrilmesi bir hayli zor görülüyor.
Zira iktidar partisinin Sakarya’da aldığı oy 333 bin, CHP’nin aldığı oy ise 87 bin…
AK Parti bütün belediyelerin sahibi, CHP’nin hiçbir belediyesi yok…
Allah aşkına, böylesi bir tablo hangi insanı cezbeder de gelir CHP’den belediye başkan adayı olur?
Adeta yenilgiyi baştan kabullenmiş bu görüntüyle kimin aklına ve gönlüne girilebilir?
Her şey bir yana en çok da Milletvekili Engin Özkoç ile Büyükşehir Belediye başkan aday adayı Ecevit Keleş’in emeklerine üzülüyorum.
Olağanüstü gayret sarf eden, Sakarya’yı karış karış dolaşan, bu uğurda vaktini ve nakdini harcayan ve partisi için gecesini gündüzüne katan bu iki insan çok daha fazlasını hak ediyor.
Genel merkezin acemice tavırları ve antidemokratik tutumu, il başkanının gerçeklikten uzak vaatleri ve de partinin/partililerin üzerine serpilmiş bu ölü toprağı Özkoç ve Keleş’in tüm gayretlerini de boşa çıkarıyor.
Keşke diyorum Engin Özkoç iktidar partisinin milletvekili olsaydı da şu şehir biraz hizmet görseydi.
Keşke diyorum Ecevit Keleş il başkanlığında kalsaydı da, çalışkanlığı ve enerjisiyle insanlarda aday adayı olmak için bir motivasyon aracı olsaydı.
Bundan sonrası için herkesin şapkasını önüne koyup bir durum muhasebesi yapması gerekiyor.
Özellikle CHP üst yönetimi bir an önce radikal birtakım kararlar alıp insanları aday adaylığına özendirmeli.
Örneğin gittiği her yerde başkan gibi karşılanan ve vatandaşlardan büyük teveccüh gören Mustafa Sarıgül bir an önce partiye davet edilmeli ve İstanbul’a aday gösterilmeli.
Emin olun Sarıgül’ün yaydığı enerji ve estirdiği rüzgâr başta Sakarya olmak üzere tüm Türkiye’yi de etkisi altına alacak ve CHP’yi bin yıllık uykusundan uyandıracaktır.
Aksi halde kurultaylar partisi olan CHP, yeni bir kurultay için şimdiden hazırlanmaya başlasın…