Yol yorgunlarını severim. O yorgunluklar var ya, onlar bir başka yorgunluktur. Öyle olmasa, insan tekrar tekrar ‘yorulmak’ ister mi?

Seyyah’ların yorgunluğun anlamını ''anladım'' demek hadsizliktir! Çünkü SEYYAH’LAR başka bir yorgun; Başka diyorum, çünkü ben o yorgunluğu ancak yaşayanlar bilir!

Vakit hiç kimseye haber vermeden sürekli ilerliyor. Mümkün olsa da bir süre durdursam. Ben de şöyle o boşlukta Türkistan seferi yapıp dönsem. Vakit de o zaman tekrar ilerlemeye devam etse, kötü mü olurdu?

Hani diyorum; şimdi kalkıp gideceksin siyahî inciler Diyarı Uganda'ya... Oradaki anasız babasız, ama ülkemden gidenlerin koruması altındaki bu yavruları ziyaret edecek, gözlerindeki ışıklardan ilham alacak ve döneceksin Anadolu'nun bağrına... Hayal, ama olsun. Hayali bile güzel...

Hani diyorum; şimdi kalkıp tarihi ‘ipek yolu'na doğuya doğru gideceksin. Ata-yurt Kırgızistan'ın 2. büyük şehri 'a ulaşacak, Süleyman Dağı'nda mola verece, ciğerlerini oksijen ile doldurup, gözlerini dinlendirip geri geleceksin... Hayal, ama olsun. Hayalsiz de bir şey olmaz ki...

Birileri demiş ki: Hayallerimin peşinden koşmak istiyorum... İstiyorum da yaş geçkin, tempolu yürüsem olur mu? Muhatap da cevap vermiş: Olur, olur. Yorulduğunda oturur dinlenirsin. Ben öyle yapıyorum. İyi de oluyor. Çünkü hayallerimi hiç yakalayamıyorum ve umudumu da hiç kaybetmiyorum. Siz de öyle yapın. Büyükler böyle demiş!

Hani diyorum; şimdi kalkıp gideceksin Mazlum Bosna'ya, Bilge insan Aliya İzzetbeoviç rahmetlinin ve diğer şehitlerin kabri başında fatiha okuyup, Mostar yakınlarındaki Balagay Tekkesi'ne gideceksin. Hemen alt kısmındaki balık lokantalarından birine oturup kafanı dinleyecek, beklerken bol bol dua ve tefekkür edeceksin... Hayal, ama olsun.

Eeee... Her nesnenin bir bitimi vardır. Gün, bugün de bitti. Tam dün gibi… Ömrü olanlar, nefesi yetenler, dünyada yiyecek ve içecek nasibi olanlar, biten günde de yaşadılar. Birileri var ki bu günü görmedi. Öteler âlemi çağırdı ve gitmek zorunda kaldı, her canlı gibi... Yarın da sabah olacak; ömrü olanlar, yarın da nefes alıp yaşayacaklar. Her an herkes yolcu olabilir. Her gün takvimler birer yaprak kaybediyor. Kervanlar da gitti, güneş'in gölgelik kısımlarında mola vermek üzere...

Ey Yâr! Seyyah, gecenin bu vaktinde, hilalin aydınlığında, uzun bir zaman tüneli seyahatine çıkıyor. Rabbim nasip ederse Güneş’in gölgelik bir yerinde mola verecek. Devesini dinlendirecek oralarda... Yolu uzun ve meşakkatli, ama seyyahların kaderidir uzun ve meşakkatli yollarda yol almak. Ne zaman döneceği meçhul… Sen yine de umudunu kaybetme! Umutsuzluk sana hiç yakışmaz. Bilirsin ki umudunu kaybeden, tüm varlığını yani her şeyini kaybetmiş olur. Sakın ha sakın!  Bana ve deveme dua et. Bilirsin ki dua müminin silahıdır! Rahim ve Rahman olan O’na emanet ol…

Ahh, seyyahlık ah…

Ah ki, ne ah…