‘..Beceriksizlikle ihanet arasında, kıldan ince bir çizgi vardır. Beceremediğin halde makam mevki işgal etmek, en büyük ihanettir.’ Alparslan TÜRKEŞ…
Alparslan Türkeş’in bu sözüyle başlamak istedim yazıma. Konu malum; Meclis Başkanlığı seçimlerinin 4. turunda, MHP’nin değil, Devlet Bahçeli’nin negatif duruşu…
Bu büyük siyasi hata ve yanlış duruşuyla MHP’yi törpüleyen Devlet Bahçeli’ye bırakın, sizi-bizi, Ülkücü gazetelerden, dergilerden, yazarlardan avuç avuç eleştiri akmaya başladı. MHP tarihinde ilk defa partinin lideri bu kadar yüksek sesle eleştiriliyor, hatta alaya alınıyor.
Seçim meydanlarında, ‘AKP’ye artık yeter. Bizimle yürü Türkiye’ diye gürleyen Bahçeli meğer aslında, ‘Sen merak etme AKP’ diye gürlüyormuş da, ‘Püskevit’ dilinden anlamayanlar da bu gürlemeyi, ‘AKP’den hesap soracağız’ diye anlamış!
‘HDP’nin olduğu yerde olmayız’ diyor. O zaman demezler mi bu lidere, ‘HDP Meclis’te, senin orada ne işin var. Dön o zaman sine-i millete’ Olduğu yerde olmuyorsan, o zaman Meclis’te de olma. Ki, 24. Dönemi hatırlayın.
MHP ile HDP, Meclis’te 33 komisyonda birlikte çalıştı. İktidar partisinin yasa geçirme baskılarına komisyonlardaki CHP-MHP ve HDP milletvekilleri zaman zaman ortak tavır koyarak, ‘Hayır’ kararına imza attı. O zaman HDP ile birlikte çalışan Bahçeli, şimdi ne oldu da, HDP ile bir arada olmam manipülasyonu altında, Meclis Başkanlığı’nı AK Parti’ye hediye etti.
Yaşları yarım asrı çoktan geçmiş bir çok MHP’li dahil, ki gençleri saymıyorum; sosyal medya da yazdıkları yorumlarda üzüntülerinin nasıl ayağa kalktığını herkes görüyor. ‘Bir daha oy yok’ diyeninden, ‘Benim ailemden bir daha MHP’ye oy çıkmaz’ diyenine kadar. Bu söylediklerim, MHP’li olduklarını bildiğim, isim isim tanıdığım, her seçimde partisine çalışan insanların yorumları. Öyle provokatör falan değiller yani…
Mesela bir Sinan Oğan vardı. 2010 yılında (Daha milletvekili olmadan) televizyon ekranlarında en çok tartışılan konu ve en çok ekranda yer alan isimler üzerine yapılan bir çalışmada 131 haberle, Türkiye'de televizyon ekranlarında en fazla boy gösteren isimler arasında yer aldı. 12 Haziran 2011 genel seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi'nden Iğdır milletvekili seçildi.
Akademisyen ve Azeri kökenli olan Oğan, son genel seçimlerde Bahçeli’nin vetosunu yedi ve aday gösterilmedi. Neden? Nedenini ben söyleyeyim; Google’a girin. Bir Devlet Bahçeli yazın. Bir de Sinan Oğan yazın. Karşılıklarını okuyun ve Bahçeli’nin neden Oğan’ı veto ettiğini görürsünüz. Çünkü Oğan, Bahçeli için bir tehdit!..
Sinan Oğan lider karakterli, MHP tabanı tarafından çok sevilen, tabanın büyük bölümü tarafından genel başkanlığa yakıştırılan 1967 doğumlu, 47 yaşında, bilgili, yüzü gülen bir siyasetçiydi. Genel başkanlığa fazla yakıştırılınca, 1948 doğumlu 67 yaşındaki Devlet Bahçeli tarafından veto edilmekle kalmadı, partiden ihracı için disipline sevk edildi. Bahçeli haricinde, bu disipline sevkin nedenini bilen bir tek MHP’li yok…
Mesela Meral Akşener… Akşener’e oynanan oyunları hepimiz biliyoruz. Birilerinin, ‘O’nun da kaseti var’ dediği Akşener. Yıldızı sürekli olarak parladı. Tutarlı kişiliği, güven veren duruşu sadece MHP değil, tüm partilerin tabanında sempati uyandıran, takdir gören bir isim. Geçtiğimiz dönem MHP’nin Meclis Başkan Vekili idi.
Seçimlerden birkaç gün önce Bahçeli’ye gazeteciler, ‘Akşener’i yine Meclis başkan Vekilliği’ne aday gösterecek misiniz? Sorusunu sordu. Cevap aynen şu oldu, ‘Bu Akşener hanımefendi de çok oluyor artık’ Arşivi açın bakın, kelimesi kelimesine bu cevabı göreceksiniz. Sonra ne oldu? Bahçeli, neredeyse elini bile sıkmaktan imtina etmeye başladığı Akşener yerine, bir zamanlar rakibi olan Koray Aydın’ı MHP’nin Meclis Başkan Vekili olarak atadı.
Peki Bahçeli’nin Akşener’e karşı bu tavrının nedeni neydi sizce? Onu da söyleyeyim. Son yıllardaki çıkışıyla Akşener’i, taraflı tarafsız herkesin genel başkan makamına yakıştırmaya başlamasıdır, Bahçeli’nin bu tavrı. Akşener’i aday göstermeyerek silip atamadı, bu riske giremedi.
Sinan Oğan ve Meral Akşener… Herkesin ‘Genel başkan olabilir’ dediği isimler. O koltuğun yılmaz savunucusu tarafından böyle susturuldu. Çünkü ‘küçük olsun, benim olsun’ mantığının yeniden dirildiği yer olmuştur, bugünkü MHP genel başkanlığı koltuğu. Yaklaşan yanar!..
Meclis Başkanlığı seçimlerinde neler olduğunu, kimin partisini kullanarak kime jest yaptığını herkes, hepimiz zaten biliyoruz. Ancak ben, seçim meydanlarında ‘AKP’den hesap soracağız, bizimle yürü Türkiye’ demenin, ‘Püskevit’ dilinde, ‘Sen merak etme AKP’ demek olduğunu bugünlerde öğrendiğimin altını çizmek istiyorum.
Bu saatten sonra Bahçeli şapkadan tavşan çıkaramayacağına göre MHP için iki yol var. MHP ya Bahçeli’den kurtulacak ya da ilk seçimde baraj altında kalacak. Üçüncü bir yol yok...