Oysa bir ayakkabının üretimi ya da tamiri yalnızca teknik bir işlem değil; ustaların yıllar içinde edindiği bilgi, sabır ve tecrübenin ürünü olarak öne çıkıyor. Geleneksel zanaat dallarından biri olan kunduracılığın bugün hangi noktada olduğunu ve geleceğini, kundura ustası Yılmaz Susatan anlattı.
Sokak arasında yer alan küçük dükkânında mesleğini yıllardır sürdüren Yılmaz Susatan, kunduracılığa genç yaşlarda bir ustanın yanında çırak olarak başladığını söyledi.
Bu mesleğin sabır, dikkat ve uzun yıllar içinde kazanılan deneyim gerektirdiğini vurgulayan Susatan, ayakkabının insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahip olduğuna dikkat çekti.
Kundura ustası Susatan, “İlk ayakkabılar, ayağı dış etkenlerden korumak amacıyla yapılmıştı. Zamanla hem işlevsel hem de estetik bir ürüne dönüştü. Ancak Sanayi Devrimi’yle birlikte üretimin makineleşmesi ve seri üretimin yaygınlaşması, el emeğine dayalı kunduracılığı geri planda bıraktı” dedi.
Susatan, bu dönüşümün mesleği ciddi biçimde etkilediğini ifade etti.
Bir ayakkabının yapım sürecinin birçok aşamadan oluştuğunu belirten Susatan, öncelikle ayağa uygun kalıp çıkarıldığını, ardından doğal derinin kesilip şekillendirildiğini anlattı. Kösele ya da kauçuk tabanın hazırlanmasının ardından dikiş ve özel yapıştırıcılarla birleştirilen ayakkabının, son aşamada temizlenip cilalanarak kullanıma hazır hale getirildiğini söyleyen usta, her bir aşamanın dayanıklılık ve konfor açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Geçmişte doğal deri ve kösele taban kullanımının yaygın olduğunu, günümüzde ise suni malzemelerin arttığını dile getiren Susatan, el yapımı ayakkabılarla fabrikasyon ürünler arasındaki en belirgin farkın ayağa uyum ve kullanım ömrü olduğunu söyledi. Seri üretim ayakkabıların çoğu zaman ayak sağlığını ikinci plana ittiğinden yakınan usta, bu durumun uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabildiğini belirtti.
Müşterilerin en sık taban açılması, dikiş atması ve şekil bozukluğu gibi şikâyetlerle geldiğini aktaran Susatan, bu problemlerin genellikle kalitesiz üretim ve yanlış kullanımdan kaynaklandığını ifade etti. Artan malzeme fiyatları ve ucuz seri üretimin mesleği ekonomik açıdan zorlaştırdığını dile getiren Susatan, buna rağmen kaliteli işçiliğe olan ihtiyacın hâlâ devam ettiğini söyledi.
Çıraklık–ustalık ilişkisinin kunduracılığın temelini oluşturduğunu belirten Susatan, günümüzde bu bağın giderek zayıfladığını vurgulayarak, kunduracılığın kuşaktan kuşağa aktarılması gereken önemli bir kültürel miras olduğunu sözlerine ekledi. Hızlı tüketim kültürü içinde ayakta kalmaya çalışan bu kadim meslek, ustanın tezgâhında yankılanan her çekiç sesiyle hâlâ varlığını hissettiriyor.





