Allahü Teala şöyle buyuruyor: ‘’ Emzirmeyi tamamlamak isteyen için analar çocuklarını tam iki yıl emzirirler. Onların normal ölçülerde yiyecek ve giyeceklerini sağlamak, babanın borcudur. Hiç kimse gücünü aşan bir şeyle yükümlü kılınamaz...( Bakara Süresi, 233)

Yüce Yaratıcımız yeni yarattığı bir bebeğin rızkını, annesini sütlendirerek almasını sağlar. Anne kutsal bir varlıktır. Rabbin anneye yüklediği sorumlulukla yeni neslin yapısı oluşacaktır. Anneler, sorumluluğunun ne denli büyük olduğunu bilmek zorundadır. Sorumluluk sahibi olan anne- babalar evlat yetiştirirken süt emzirme döneminin ne denli kıymetli olduğunu bildikleri için evlatlarının boğazından geçecek her lokmanın hesabını yaparlar, yapmalıdırlar.

 Bir baba evladının annesinden emeceği sütün helal oluşunu, eşine yedireceği helal lokma ile sağlayabilir. Anne eğer Allah’ın hikmetlerini bilen biriyse, çocuğuna asla abdestsiz süt emzirmez. Abdestli ve besmele ile süt içen çocuğun maneviyatı kuvvetli olur. Bu konuda bize örnek olacak, örnek şahsiyetlerin hayatları önümüzde bir meşale olacaktır.

Yıllar öncesinde ülkemizde neredeyse her evde bulunan ‘’Muhammediye’’ isimli kitabın yazarı olan Yazıcıoğlu Muhammed Efendi’nin bir de Ahmed-i Bircan isimli mübarek bir kardeşi vardır. Kendisi de mübarek zatlardan biri olan  Yazıcıoğlu Muhammed Efendi, bir gün kardeşi Ahmet Bircan’ın vaazını dinlemeye gider. Tam kapıdan girecektir ki etrafına bakınarak tebessüm eder ve orayı terk eder. Abisinin tebessüm ederek camiyi terk etmesine bir mana veremeyen Ahmed-i Bircan, bir hata  yaptığından endişelenir. Durumu annesine anlatarak abisinin neden böyle davrandığını sormasını ister. Annesi büyük oğluna, neden öyle davrandığını sorduğunda Yazıcıoğlu Muhammed Efendi şu cevabı verir: Kardeşimin sohbetini dinlemeye hevesle gitmiştim. Baktım ki her tarafta kanatlarını indirmiş bir çok melek kardeşimi dinliyor. Melekler öyle çoktu ki etrafıma bakındım oturabilecek bir yer bulamadım. Kardeşime gelen meleklerin çokluğu beni mutlu ettiği için gülümsedim ama oturacak yer bulamadığım için de içeri giremeden geri döndüm.’’ Anne aldığı cevabı küçük oğlu Ahmed-i Bircan’a iletir. Ahmed-i Bircan abisinin melekleri görebilmesine şaşırır. Annesine, abisinin melekleri görüp te kendisinin neden göremediğini sorar. Anne bu durumdan kendisini sorumlu olduğunu düşünerek iki evladının yetiştirilmesindeki farkı detaylıca düşünür. Evlatlarını daima namaz abdesti ile emzirmiştir. Bir gün o namazda selam vermek üzere iken komşu kadın abdestsiz olarak küçük oğlunu emzirmek için almıştır. Annesi selam verip  yetişememiş, bir yudumluk emmesine  mani olamamıştır. İki oğlu arasındaki manevi farkın sebebinin, komşu kadından abdestsiz içirilen sadece bir yudum süt olduğunu anlar.

Bediüzzaman Said Nursi,  Hizan Şeyhi Seyyit Nur Mehmet Efendi’nin medresesinde tahsil görmüştür.  Küçük olmasına rağmen doğru sözlü, dürüst, edepli, maneviyatı yüksek olması hocasının dikkatini çeker. Hocası bu yavruyu yetiştiren aileyi merak ederek Nurs köyüne gider. Said Nursi’nin babası olan Sofi Mirza Efendi tarladan dönmektedir. Hayvanların ağızları bağlanmıştır. Hoca Efendi, Sofi Mirza Efendi’ye hayvanların ağızlarının neden bağlı olduğunu sorar. Mirza Efendi şöyle cevap verir. ‘’Tarlamıza gidip gelirken hayvanlarımız başkalarına ait tarlalardan bir şey yiyebilirler. Bu durumda hem komşu hakkına girmiş oluruz,  hem  haram yiyen hayvanın sürdüğü tarladaki ürüne haram bulaştırmış oluruz, hem de haram yiyen hayvanların sütünü içmiş oluruz. Bu sebeple ağızlarını bağlıyorum ki rızkımıza haram bulaştırmamış oluyorum.’’ Bu cevaptan hoşnut olan Seyyit Nur Mehmet Efendi, Sait Nursi’nin annesi Nuriye Hanım’a ‘’ Said’i büyütürken siz nelere dikkat ettiniz?’’ diye sorar. Nuriye Hanım: ‘’ Said’in olacağını anladığımdan itibaren yere abdestsiz ayak basmadım. Asla yavruma abdestsiz süt vermedim.’’ Diye cevap vermiştir.  Seyyit Nur Mehmet Efendi, anne babanın hassasiyetlerinden memnun olur ve şöyle söyler: ‘’ Elbette böyle anne babadan böyle çocuk dünyaya gelir…’’

Çanakkale Zaferi’nde, zaferin simgesi olan  Seyyit Onbaşı’nın top güllesini kaldırabilmesi manevi gücündedir. Bu manevi güç ise annesinin onu Yasinlerle ve abdestli olarak emzirmesinden gelir.

Anne- babalar olarak ne yaptığımızın farkında olmalıyız. Yetiştirdiğimiz evlatların geleceği şekillendireceğini unutmamalıyız. Günümüzde televizyonun esiri olmuş veya ağır işlerde çalışıp evladına zaman ayıramayan ebeveynler olarak  gelecek neslin vebalini üstlendiğimizi hatırlamamız  gerek…

Evladınızın maneviyatının güçlü olmasını istemiyorsanız, ona emdirdiğiniz sütün önemini umursamayın!..