Sakarya'da yaşayan emekli Türkçe öğretmeni Hanife Kısmet, emeklilik hayatında başladığı gofret üretimiyle hem nostaljik bir lezzeti yaşatıyor hem de kadın istihdamına katkı sağlıyor. Eşiyle birlikte çıktığı bu yolculukta eski usul üretim yöntemlerinden vazgeçmeyen Kısmet, yarım asırlık tariflerle hazırladığı çıtır gofretleri Türkiye'nin dört bir yanına ulaştırıyor.
Emekli öğretmenlikten gofret üreticiliğine
Uzun yıllar Türkçe öğretmenliği yaptıktan sonra emekli olan Hanife Kısmet'in gofret üretimiyle tanışması, eşinin sektörde faaliyet gösteren bir firmaya destek olmasıyla başladı.
Firmanın sahibinden üretimin inceliklerini öğrenen ve özel reçeteyi devralan Kısmet, pandemiden yaklaşık bir ay önce Hendek ilçesinde kendi atölyesini kurdu.
Altı yıl boyunca Hendek'te üretim yapan Kısmet, daha sonra işletmesini Erenler ilçesine taşıyarak çalışmalarını burada sürdürmeye başladı.
50 yıllık kalıplarla üretim yapıyor
Fabrikasyon üretim yerine geleneksel yöntemleri tercih eden Kısmet, gofretlerini 50 yıl öncesinde kullanılan kalıplarla hazırlıyor.
Eski usul elektrikli kalıplarda üretilen gofret yaprakları, özel kremalarla birleştirilerek çıtır bir lezzete dönüştürülüyor.
Sade, kakaolu ve tahinli çeşitleriyle satışa sunulan gofretler, özellikle çocukluğunda bu lezzeti tatmış müşterilerden yoğun ilgi görüyor.
“Gözleri dolan müşterilerimiz oluyor”
Ürettikleri gofretlerin insanlarda güçlü hatıralar uyandırdığını anlatan Hanife Kısmet, yaşadıkları duygusal anları şu sözlerle dile getirdi:
“Bu bize atamızdan geçen bir meslek değil. Ben emekli Türkçe öğretmeniyim. Tam emeklilik hayatına alıştığımda bu gofret işimiz başladı. Eşim gofret üreten bir firmaya destek olunca firma sahibi de sağ olsun işin aslını gösterdi, reçetesini verdi, makinelerin kurulumunu yaptı.”
Gofretlerin eski usul yöntemlerle üretildiğini belirten Kısmet, “Gofretimiz 50 yıl önceki kalıplarda ve aynı tarzda üretiliyor. Böyle olunca tadı da farklı oluyor. Hiç tatlı sevmeyen insanlar ısırdığı anda 'Bu beni çocukluğuma götürdü' diyor. Hatta burada gözleri dolan 50'li yaşlarında müşterilerimiz oluyor. 'Şu anda ben çocukluğumda bakkal amcadan aldığım gofreti yiyorum' diyerek teşekkür ediyorlar” ifadelerini kullandı.
Almanya'dan gelip koli koli götürüyorlar
Nostaljik gofretlerin yalnızca Sakarya'da değil, Türkiye genelinde ve yurt dışında da ilgi gördüğünü söyleyen Kısmet, özellikle Almanya'dan gelen müşterilerin ürünleri hediyelik olarak tercih ettiğini belirtti.
Kısmet, “Almanya'dan gelen müşterilerimiz oluyor. Giderken hediyelik olarak alıyorlar. Dönerken de tekrar kendilerine almak istiyorlar, koli koli götürüyorlar” dedi.
En çok satan çeşitlerden biri tahinli gofret
Ürün çeşitliliğini artırmak için sürekli çalıştıklarını ifade eden Kısmet, geleneksel lezzete yeni dokunuşlar eklediklerini söyledi.
Başlangıçta sade ve kakaolu gofretlerin ağırlıkta olduğunu belirten Kısmet, tahinli gofretin tarifini geliştirerek müşterilerin beğenisine sunduklarını anlattı.
“Yeni çeşitler çıkartmaya başladık. Önce kakaolu, sade ve biraz da tahinli vardı. Tahinliyi tekrardan geliştirdik. Şu anda sadeden sonra en çok satan gofretimiz tahinli oldu” diye konuştu.
Üretimin her aşamasında kadın emeği var
Erenler'deki atölyede üç kişilik kadın ekibiyle üretim yaptıklarını belirten Kısmet, gofretlerin hazırlanmasından paketlenmesine, kargolanmasından müşteri ilişkilerine kadar tüm süreçlerin kadınlar tarafından yürütüldüğünü söyledi.
Kadınların üretimdeki gücüne inandığını vurgulayan Kısmet, “Ben şuna inanıyorum, kadın elinin değdiği her şey güzelleşiyor. Burada tamamen kadınlardan oluşan bir ekiple çalışıyoruz. Üretim, kargolama, paketleme, müşteriyle ilgilenme kısımlarının hepsini kadınlar hallediyor. Güzel bir etkileşim içerisinde çalışıyoruz” dedi.
Kısmet, “İnsanlar ses, koku gibi şeylerle hatıralarını kodluyorlar. Biz de çocukluk hatıralarını tat ile kodladık” ifadelerini kullandı.
“Gofretin tadına baktım, bana babamı hatırlattı”
Atölyede çalışan Dilek Kartal da işini severek yaptığını belirterek, ürettikleri gofretlerin kendisi için özel bir anlam taşıdığını anlattı.
İzinli olduğu günlerde bile atölyeye gelmek istediğini söyleyen Kartal, “Severek yapıyoruz. Bugün izinli günüm ama ben yine de buradan çıkamıyorum. Evdeyken bile özlüyorum. Patronumuz bize gösterdi. Sürümümüzü yapıyoruz, kesim yapıyoruz. Hatta o kadar güzel ki kesim yaparken hemen kenarlarından yiyoruz” dedi.
Çocukluk yıllarına ait bir hatırasını da paylaşan Kartal, “Benim babam esnaftı, ben çok küçüktüm. Kiloyla kutu işi gofret satıyordu. Bu atölye buraya açıldığında gofretin tadına baktım ve bana babamı hatırlattı. İşimizi seviyoruz, patronumuzu seviyoruz, gofretleri daha çok seviyoruz” ifadelerini kullandı.
Sakarya'dan Türkiye'ye uzanan nostaljik lezzet
Emekli öğretmen Hanife Kısmet'in Erenler'deki küçük atölyesinde başlayan üretim, geçmişin unutulmaya yüz tutmuş tatlarını yeni nesillerle buluşturmaya devam ediyor.
Yarım asırlık kalıplar, geleneksel tarifler ve kadın emeğiyle hazırlanan gofretler, yalnızca bir tatlı olarak değil, çocukluk yıllarına uzanan bir hatıra olarak da ilgi görüyor.



