Sevgili okuyucularım...
12 Haziran 2011; Türk siyaset tarihinin en önemli günlerinden biri olacak bana göre...
Sayın Başbakan da 12 Haziran'ı son yüz yılımıza damga vuracak kadroların meclise taşınacağı gün olarak ilan etmedi mi..?
Etti...
Öyleyse hepimiz 12 Haziran'ı benimsemeli seçimle ilgili yapabileceğimiz her türlü çalışmayı güven duyduğumuz kadrolarla yapmaya başlamalıyız...

Sevgili okuyucularım...
2002 yılı seçimlerinde bu Meclis (TBMM) yüzde 89.09 yenilendi...
2007 yılı seçimlerinde yüzde 67.45...
Bu seçimde de hemen yüzde 60 yenileniyor...
Bu da son derece doğal bir sonuçtur...
Bu sonuca göre kimi milletvekili görevini bihakkın yerine getiremediği için safdışı bırakıldı...
Kimi lider, kadrolarını yenileme ihtiyacı duyduğu için listeleri silbaştan yaptı...
Kimi partide yeni bir başlangıç yapmak için yeni bir takım kuracak...
Ancak, aşağı yukarı tüm partilerde AK Parti, CHP ve MHP'de liste dışında kalanlar ya da garantili sıralara konulmayanlar asla bu gerçekleri ve gerekçeleri kabullenemezler...
Zira, milletvekilleri bir kutsal görev değil, meslek olarak görürler...
O yüzden de her seçimde aday listelerinin açıklanmasından hemen sonra "küskünler" grubu oluşur...
Bunlardan sonra bazıları da partileriyle sadece gönül değil, fiziki bağlarını da koparırlar...
Örnek mi size istediğiniz kadar sayabilirim...

USTA DENGELERİ
İYİ GÖZETTİ...

Sevgili okuyucularım...
Yazımın bu bölümünde "ahde vefa"yı işlemek istiyorum müsaadenizle...
Hepiniz biliyorsunuz ve şahitsiniz 12 Haziran seçimleri ile ilgili start verildiğinde biz ve herkes yeni dönemde AK Parti'den de, CHP'den de, MHP'den de öncelikle "kimler milletvekili olabilir"i konuşmaya başladık...
Biz ne dedik..?
Sayın Başbakan'ın kriterlerini bildiğimiz için yeni dönemde, eski dönemden en az üç vekil olacak dedik...
Bu üç vekili de ısrarla Şaban Dişli, Ayhan Sefer Üstün ve Hasan Ali Çelik olarak belirledik...
Bu yazdıklarımız doğru çıktı mı..?
Çıktı...
Erol Aslan Cebeci ile saygıdeğer ağabeyim Recep Yıldırım listede olmadıkları için üzüldüler mi..?
Sanmıyorum...
Özellikle Recep Yıldırım'ın, (Recep Tayyip Erdoğan fanatiğidir) liste ile ilgili zaten bir beklentisi yoktu...
"Üç dönem belediye başkanlığı, iki dönem milletvekilliği kime nasip olur..? Allah bana bu mutlu tabloyu yaşattı... Hayatımın bundan sonraki bölümünü bu onurla, bu gururla sürdüreceğim" dediğine şahit olanlardan biriyim ben...
Onun için Erol Aslan Cebeci de, Recep Yıldırım da 12 Haziran seçimleri için listede bulunan o yedi aday gibi köy köy, mahalle mahalle dolaşarak Başbakanları'nın muvaffak olabilmesi için mücadele vereceklerdir...
VEFA...
Sevgili okuyucularım...
Başbakan Erdoğan için ben yurt dışında müthiş övgüler duydum, duyuyorum...
Bu beni öyle mutlu ediyor, öyle gururlandırıyor ki, bunu burada iki satır yazı ile ifade edemem, anlatamam...
Müthiş bir duygu bu...
Benim başbakanım, benim ülkemin liderinin yurt dışında bizden olmayanlar tarafından methedilmesi, ondan övgüyle söz edilmesi...
Ne güzel duygu...
İnanın insan orada, o ülkede iş yaparken, iş görüşmelerinde daha cesaretleniyor, güvenli oluyor...
Bunu en son ben Çin'de yaşadım...
Sadık Hocamlar (Dr. Sadık Akbıyıklı), Abudabi'de yaşadılar...
İnsan, böyle olunca keyifli bir tatil, keyifli bir kongre süreci, keyifli bir iş gezintisi yaşıyor...
Biz bunları sayın Başbakan'ın çıraklık ve kalfalık dönemlerinde yaşadık...
Şimdi artık "ustalık" dönemi...
Bu dönem nasıl bir işlenip, nasıl bir yapılanma olacak, onu da inşallah hep birlikte göreceğiz...

Sevgili okuyucularım...
Sayın Başbakan'ın ekibine olan vefasından da söz edelim dilerseniz...
Sayın Başbakan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan sonra kafasına koyduğu "Bu ülkeyi ben yöneteceğim" projesini 2002 yılında hayata geçirdi...
O gün Ankara için çıraklık dönemiydi...
Bir avuç dostuyla beraber yürüdüler o yollarda...
Kalfalık döneminde...
"Bu şarkı burada bitmez" dediler...
Aynı "takım", aynı şarkıyı söylemeye devam ettiler...
Ve geldik ustalık dönemine...
Bu usta, bu seçimde "vefa" dedi...
Yani listelerin oluşumunda dengeleri korudu...
Ve birlikte yola çıktığı isimlere önemli ölçüde sahip çıkmayı sürdürdü...
AK Parti'de giden hayli çok...
Yeni gelen derseniz...
O da çok...
"Sürprizlere" gelince...
Bizce "fazla bir sürpriz" yok...
Dedik ya "usta" zor bir döneme girerken, dengelere büyük özen gösterdi...
İlimizi soruyorsanız, onu da anlatacağım...
 
Sevgili okuyucularım...
Bu dönem ilimiz sıralamasında üç eski vekil yer aldı listelerde...
Hasan Ali Çelik...
Ayhan Sefer Üstün...
Şaban Dişli...
Hasan Ali Çelik ve Ayhan Sefer Üstün ili ilgili spekülatif bir söylem olmadı, ancak Şaban Dişli için "Sayın Başbakan, Şaban Dişli'yi İstanbul'a kaydırabilir" dendi...
Biz bu söylemlere inanmadık, "Şaban Bey burada, buradan aday olacak" dedik, ama çok bilenler bizim bu söylemlerimizi de es geçti...
Sonuç...
Dedik ya; "vefa" ağır bastı ve sayın Dişli, ilimizden aday oldu ve yeni dönem için yeniden vekil oluyor...

Sevgili okuyucularım...
12 Haziran'a çok az bir zaman kaldı...
AK Parti iyi bir kadro ile Ankara'ya dönecek...
Sayın Başbakanımız bu dönem inşallah bizi bir bakan ile ödüllendirir...
Bunun adını da isterseniz şimdiden koyalım...
"Vefa"...
Anladınız değil mi..?
Sayın Başbakanımız bizi bu dönem "vefa" ile ödüllendirecek...
Olmaz olmaz demeyin...
12 Haziran geldi bile...
Göreceksiniz...