Karataş, devlet kurumlarında yıllardır süren görünmez bir baskı düzeni olduğunu belirterek, sessiz kalan çalışanların “uyumlu personel” olarak görüldüğünü, hakkını arayanların ise çeşitli baskılarla karşı karşıya kaldığını ifade etti.

“Mobbing sadece psikolojik baskı değildir. Bazen düpedüz insanı ölüme götüren bir infaz sürecidir” ifadelerini kullanan Karataş, özellikle bazı yöneticilerin makam gücünü baskı aracına dönüştürdüğünü savundu.

Yazısında memurların yaşadığı psikolojik yıkımı örneklerle anlatan Karataş, “Sabah işe giderken midesi ağıran memurlar var bu ülkede. Koridorda amirini görünce elleri titreyen insanlar var” sözleriyle kamu çalışanlarının içinde bulunduğu ruh hâline dikkat çekti.

Kurum içindeki baskı ortamının çoğu zaman korkuyla sürdürüldüğünü belirten Karataş, çalışanların sicil, sürgün ve iş kaybı korkusuyla sessiz kaldığını ifade etti. Bu sessizliğin ise baskıyı daha da büyüttüğünü söyledi.

Osman Karataş yazısında, kamuoyunda sıkça karşılaşılan ani ölüm ve intihar haberlerinin arkasında yıllarca süren psikolojik baskıların olabileceğini dile getirerek şu ifadeleri kullandı:

“İnsan sadece silahla öldürülmez. İnsan bazen her gün aşağılanarak öldürülür. Bazen ekmeğiyle tehdit edilerek öldürülür.”

Kamu kurumlarında yerleşen “amir her zaman haklıdır” anlayışını da eleştiren Karataş, yöneticilik ile korku salmanın birbirinden farklı kavramlar olduğunu vurguladı.

“Makamlar insan ezmek için değil, millete hizmet etmek için vardır” diyen Karataş, bazı yöneticilerin liyakat yerine siyasi destekle geldikleri iddialarına da göndermede bulundu.

Yazısının sonunda dikkat çeken mesajlar veren Karataş, “Mobbing bazen görünmeyen bir cinayettir. Faili çoğu zaman bellidir ama ispatı korkuya ve sessizliğe gömülür” ifadelerini kullandı.

Karataş, “Ne Zaman İnsan Oluruz?” bölümünde ise şu cümleyle yazısını tamamladı:

“Yaptıklarımızın mutlaka hesabını vereceğimizi hatırladığımızda…”

Fotoğraf: Sosyal medya

Kaynak: haber merkezi