Ekonomist Mahfi Eğilmez, Türkiye'deki enflasyonun seyrini farklı bir yöntemle değerlendirdiği yeni çalışmasını kişisel internet sitesinde yayımladı.

"Kredi Kartlarından Giderek Enflasyonu Hesaplamak" başlıklı yazısında Bankalararası Kart Merkezi'nin kredi kartı ödeme verilerini inceleyen Eğilmez, nominal ve reel harcama endekslerini karşılaştırarak alternatif bir enflasyon göstergesi oluşturdu.

Çalışmada elde edilen sonuçlar, kredi kartı verilerinden hesaplanan fiyat artışlarının TÜİK ve İstanbul Ticaret Odasının (İTO) açıkladığı yıllık enflasyon oranlarının üzerinde olduğunu ortaya koydu.

Kredi kartı verilerinde enflasyon yüzde 42,2

Mahfi Eğilmez'in paylaştığı verilere göre Ağustos 2026 itibarıyla dört farklı enflasyon göstergesi arasında belirgin farklar oluştu.

Enflasyon göstergesi Ağustos 2026
TÜİK TÜFE %31,51
İTO İstanbul TÜFE %34,96
BKM verilerinden hesaplanan gösterge %42,20
ENAG e-TÜFE %49,03

Buna göre kredi kartı verilerine dayalı hesaplama, TÜİK'in açıkladığı yıllık enflasyonun 10,69 puan, İTO'nun açıkladığı oranın ise 7,24 puan üzerinde gerçekleşti.

ENAG'ın hesapladığı yıllık enflasyon ise Eğilmez'in elde ettiği göstergeden 6,83 puan yüksek çıktı.

Kredi kartı harcamalarından enflasyon nasıl hesaplandı?

Eğilmez, çalışmasında BKM'nin her ay yayımladığı Kartmetre endeksini esas aldı.

Nisan 2015'in 100 kabul edildiği endeks, kredi kartı kullanımındaki değişimlerin takip edilmesini sağlıyor.

Kredi kartıyla yapılan toplam ödemelerdeki artışın hem alışveriş miktarından hem de fiyat yükselişlerinden kaynaklanabileceğine dikkat çeken Eğilmez, nominal ve reel endeksleri karşılaştırdı.

Bu yöntemle harcama miktarındaki değişimin etkisini ayrıştırarak fiyat artışlarına ilişkin alternatif bir gösterge elde etmeye çalıştı.

Ancak söz konusu hesaplama, TÜİK'in tüketici fiyat endeksiyle aynı yöntem ve kapsamda hazırlanmış resmi bir enflasyon ölçümü niteliği taşımıyor.

Enflasyonun seyrinde faiz politikalarına dikkat çekti

Mahfi Eğilmez, çalışmasında Türkiye'de son yıllarda uygulanan para politikalarının enflasyon üzerindeki etkilerine de değindi.

Eğilmez, Eylül 2021'de başlayan faiz indirimlerinin ardından enflasyonun yükselişe geçtiğini belirtti.

Mayıs 2022'den itibaren enflasyonda görülen gerilemede Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasının etkili olduğunu ifade eden Eğilmez, 2023 yılının ortalarından itibaren yaşanan düşüşte ise faiz politikasındaki değişikliğin rol oynadığını savundu.

2026'da evlenmek hayal oldu! 2027'yi düşünmek bile korkutuyor
2026'da evlenmek hayal oldu! 2027'yi düşünmek bile korkutuyor
İçeriği Görüntüle

Eğilmez'e göre para politikasındaki değişiklik, KKM uygulamasının tasfiye edilebilmesine de zemin hazırladı.

KKM için 2,5 trilyon liralık zarar değerlendirmesi

Ekonomist Mahfi Eğilmez, yazısında Kur Korumalı Mevduat uygulamasının ekonomik maliyetini de ele aldı.

Eğilmez, geçmiş dönemde izlenen para politikalarının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının üç yılda 2,5 trilyon lira zarar etmesine neden olduğunu ileri sürdü.

Merkez Bankasının zarar etmesi nedeniyle Hazine'nin kâr payı alamadığını belirten Eğilmez, bunun kamu borçlanma ihtiyacını artırarak faizler üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğunu savundu.

Dört enflasyon göstergesi arasında fark

Eğilmez'in çalışmasında TÜİK, İTO ve ENAG'ın yayımladığı enflasyon verileriyle kredi kartı harcamalarından türetilen gösterge karşılaştırıldı.

TÜİK, İTO ve ENAG'ın hesaplamalarında mal ve hizmet fiyatları ile harcama ağırlıkları kullanılırken, BKM verilerine dayalı çalışma kredi kartı ödeme endekslerinin nominal ve reel değişimlerinden hareket ediyor.

BKM verilerinde kullanılan son dönemin Ağustos 2026 olması nedeniyle karşılaştırma bu ay itibarıyla yapıldı.

Eğilmez'in değerlendirmesine göre kredi kartı verilerinden hesaplanan enflasyon göstergesi, incelenen dönemde TÜİK'in TÜFE'si ile ENAG'ın e-TÜFE'si arasında dalgalı bir seyir izledi.

Kaynak: Sosyal Medya