İnsanlığın karşı karşıya olduğu varoluşsal tehditleri simgeleyen Kıyamet Saati (Doomsday Clock), nükleer silahlar, iklim krizi ve dezenformasyon risklerinin artmasıyla birlikte gece yarısına bir adım daha yaklaştı. Chicago merkezli kâr amacı gütmeyen Bulletin of the Atomic Scientists (Atom Bilimcileri Bülteni), saatin gece yarısına 85 saniye kaldığını açıkladı. Bu, geçen yıla göre 4 saniyelik bir ilerleme anlamına geliyor ve saatin şimdiye kadarki en tehlikeli noktada olduğunu gösteriyor.

Fotoğraf: AFP
Soğuk Savaş’tan Günümüze Kıyamet Saati
Kıyamet Saati ilk kez 1947 yılında, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Soğuk Savaş gerilimlerine dikkat çekmek amacıyla oluşturuldu. Saat, insanlığın kendi eliyle yok olma ihtimalini sembolik olarak ifade ediyor. Kuruluşun açıklamasına göre, bu yılki ayarlama kararı aralarında 8 Nobel ödüllü ismin de bulunduğu bilim ve güvenlik uzmanlarının katıldığı kapsamlı istişareler sonucunda alındı.
Büyük Güçler Daha Saldırgan
Açıklamada; ABD, Rusya, Çin ve diğer büyük ülkelerin giderek daha saldırgan, çatışmacı ve milliyetçi bir çizgiye kaydığı vurgulandı. Küresel ölçekte uzun yıllar boyunca zorlukla sağlanan mutabakatların çökmekte olduğu, bunun da büyük güçler arasında “kazananın her şeyi aldığı” bir rekabeti körüklediği ifade edildi.
Bu gelişmelerin;
-
Nükleer savaş riski,
-
İklim değişikliği,
-
Biyoteknolojinin kötüye kullanımı,
-
Yapay zekânın potansiyel tehditleri
gibi kıyamet senaryolarına karşı hayati öneme sahip uluslararası iş birliğini zayıflattığına dikkat çekildi.
Nükleer Silahlanma Yarışı Yeniden Hızlanıyor
Kurul, özellikle nükleer silahlanma yarışının yeniden hız kazanabileceği uyarısında bulundu. ABD ile Rusya arasında imzalanan New START silahların azaltılması anlaşmasının sona ermek üzere olması, uzayın askerileşmesini artırabileceği belirtilen yeni füze savunma projeleri ve tek taraflı askeri hamleler, küresel güvenliği tehdit eden başlıca unsurlar arasında gösterildi.
İklim Krizi ve Bilgi Kirliliği
Bulletin of the Atomic Scientists ayrıca, küresel ısınmaya bağlı kuraklıkların, sıcak hava dalgalarının ve sellerin arttığını, buna karşın ülkelerin etkili ve bağlayıcı anlaşmalar yapmakta başarısız olduğunu vurguladı.
Nobel Barış Ödüllü Filipinli gazeteci Maria Ressa, yaşanan süreci “bilgi Armageddon’u” olarak tanımlayarak, yalanın gerçeklerden daha hızlı yayıldığını ve bu durumun tüm krizlerin temelinde yattığını söyledi.
“Hepimiz Kaybedebiliriz”
Kuruluşun Bilim ve Güvenlik Kurulu Başkanı Daniel Holz ise küresel güvenin parçalandığına dikkat çekerek, “Dünya ‘biz ve onlar’ şeklinde, sıfır toplamlı bir yaklaşıma bölünürse, hepimizin kaybetme ihtimali artar” ifadelerini kullandı.
Saat Geri Alınabilir mi?
1945’te Albert Einstein, Robert Oppenheimer ve Manhattan Projesi’nde görev alan bilim insanları tarafından kurulan Bulletin of the Atomic Scientists, Kıyamet Saati’nin kaderinin değiştirilebileceğini de vurguladı. Kuruluşa göre, liderler ve ülkeler varoluşsal riskleri ele almak için birlikte hareket ederse, saat yeniden geri alınabilir.
Hatırlanacağı üzere, Soğuk Savaş’ın sona erdiği 1991 yılında Kıyamet Saati gece yarısına 17 dakika kala ile tarihindeki en güvenli noktadaydı. Bugün ise saniyelerle ifade edilen bu geri sayım, insanlığın ne kadar kritik bir eşikte olduğunu gözler önüne seriyor.
Fotoğraf: sosyal medya





