Çok mu akıllıdır yazarlar? Her işleri rast gittikleri için mi ahkâm keserler? Cevap hayır? Naçizane, çaylak bir yazar olarak benim için öyle en azından. Anlatmaktan vazgeçeni hiç görmedim ama ve bende vazgeçmeyeceğim…
Bilgisayarda yazıyı yazma programını açtığımda zihnimdeki düşünceler yağmur tanesinin sele dönüşmesi gibi sürüklenerek akıp gidiyor. Ama düşünceleri ne kadar uygulayabiliyorum orası tam bir muamma…
Şu andaki ruh halimi içtenlikle kâğıda dökerken, yazılarını hayranlıkla okuduğum Gökhan Özcan’ın bir cümlesi aklımın “dart tahtasını” on ikiden vurdu. “Marifet yüzünü boyadığında soytarı olmakta değil, yüzünü yıkadığında yeniden adam olmakta”...
Benim bilgisayarım kapandığında yaşadıklarımı değiştiremiyorsa ne marifeti var yazdıklarımın. Saygıdeğer hocalarımı tenzih ederim lakin kulaklara aşina bir söz var ya “hocanın dediğini yap, yaptığını yapma” diye benim halimde benziyor galibabu örneğe…
Kendimi yermeyi abartmayayım ve şunu ilave edeyim izninizle, asla inanmadığım ve hissetmediğim bir yazı yazmadım. Bazen ben ne yazacağım diye “mırıldandığımda” verilen örnekleri “bilerek yazmadım” çünkü benim duygularımı yazmalıydım ve ben açığa çıkarmalıydım o duyguyu… Sorun sadece duygularımı yaşantıma dökebilmekte ve her zaman olmuyor işte… Peki, dökememek yalancılık mıdır sizce?
Bir süreliğine, yazımda benden ve yazarlardan ayrılalım. Ve bir soru soralım siz hiç ahkâm kesmediniz mi? Futbol meraklıları hiç tuttuğunuz takımın hocasının taktiklerini beğenmeyip kendiniz taktik vermediniz mi? Her sene siz şampiyon yapabilir misiniz takımızı?
Torununuz hasta oldu veya düştü diye kızdığınız, kızınız veya geliniz bu yaşa kadar hiç hasta olmadı mı veya düşmedi mi? Siz her şeyi mükemmel mi yaptınız geçmişte?
Bu örnekler yani insanın insana uyguladığı bilmiş tavırlar artar giderve bildiklerimizi en iyi şekilde ve her zaman uyguluyor musunuz sorusunun, cevabı insani durumlardan ötürü “hayır”olur değil mi?
İki örneğim, “Yaşar Usta’nın fabrikatör zalim adama sorduğu hesaba” benzedi biraz kabul ediyorum lakin benim yaptığım iş ise bizim günlük hayatta dile getirip hayıflandığımızve yorum yaptığımız durumlara edebi kurallara uyarak biraz da süsleyerek ve tabi ki kendi yorumlarımı “enjekte” ederek kâğıda dökmemdir…
Bilmiyorum ne kadar bilmişlik tasladım ve ne kadar ileri gittim? İzleyenler bilir, “Şirinler Çizgi Dizisinde” arkadaşlarının ona “gözlüklü “  ama kendisine “bilgin” diyen bir şirin vardır. Bir olay olduğunda, “bilgin şirin der ki”ile başlayan cümleler ile nutuk çekmeye başlar ve her seferinde dayanılmaz hale geldiğinden köyden atılır…
Çıtam oralara kadar düştü mü bilmem ama ben nedense biraz tarz değiştirmek istiyorum. Üç hafta önce demiştim içimde hikâye yazma isteği var diye işte gelecek haftalar da “kendi yazdığım” hikâyeler ile sizin karşınıza çıkmak istiyorum… Tabi ki deneme yazmaktan vazgeçmiş değilim lakin iki üç hafta hikâyelerimi size sunarak farklı şeyler başarabilecek miyim onu görmek istedim.Bakalım tepkiler nasıl olacak? Allah’a (c.c.) emanet olun…