Türk milletinin başında iki tane bela var:
Bunlardan birisi siyaset, diğeri ise futbol…
Evet, hiç abartısız söylüyorum ki bu iki konu başımıza daha çok iş açacak.
Çünkü biz toplum olarak ne siyaset yapmayı, ne de siyaset konuşmayı becerebiliyoruz.
Futboldan keyif almasını da bilmiyor, basit bir maçı ölüm kalım meselesi haline getirebiliyoruz.
Her şeyi abartan ve zirvede yaşayan bir toplumuz.
Sabırsız, inatçı ve tahammülsüzüz.
Fanatik, saldırgan ve ateşliyiz.
İşte bu yüzden siyasi tartışmaların sonu iyi bir noktaya varmıyor.
Herhangi bir çözüm üretilmediği gibi ayrılıklar daha da derinleşiyor.
Mesele futbol olduğunda da sular bir türlü durulmuyor.
Fanatizm öyle bir haddeye ulaşıyor ki işin ucu insanların birbirine saldırması, hatta öldürmesine kadar dayanabiliyor.
Peki, bu işin sorumlusu kim?
Her duyguyu zirvede yaşayamaya alışkın olan insanlarımız mı?
Yoksa siyaset ve futbolu yönlendiren kişilerin tavır ve söylemleri mi?
Kendini yetiştirmeyen, insanlıktan nasibini almamış; bencil ve cahil insanlarımız tabii ki kabahatli.
Ancak sesini yükseltmeden konuşamayan, birbirinin gırtlağına sarılan, ağıza alınmayacak küfürler savuran siyasetçiler suçsuz mu?
Ya ülkenin ve vatandaşın menfaatlerini bir kenara bırakarak, dünyayı sadece kendi takımının renklerine boyayan yöneticiler çok mu masum?
Her derbi maç öncesi ortamı geren açıklamalar yapan, rakiplerinin başarısını alkışlamayı beceremeyen ve de her başarısını rakibine karşı tahrik unsuru yapanların hiç mi dahli yok bu süreçte?
Ya medyanın rolü?
Kışkırtıcı ve tansiyon yükseltici manşetlerin cazibesine kapılarak tiraj arayan, sansasyonel ve kaşıyıcı söylemleri ekranlarına taşıyarak reyting devşiren medya yöneticilerine fatura çıkartmayacak mıyız?
Futbolun içine siyaset karışmıyor mu peki?
Futbolun cazibesi ve ilgi çekiciliği ve toplum nezdinde gördüğü ilgi ve alaka siyasete malzeme yapılmıyor mu?
Futbolun içinden gelen ve sayıları azımsanamayacak kadar çok olan milletvekilleri, belediye başkanları yok mu bu memlekette?
Doğal olarak futboldaki kirlenme, siyasetin sorunudur ve de siyaseten yaşanan gerilim ülke insanının en çok ilgi gösterdiği alan olan futbola da sirayet etmektedir.
Futbolun şikesi ve teşvik priminin, siyasetin rüşveti ve yolsuzluğundan farkı yoktur.
Futbol ve siyaseti işte bu sebeple birbirlerinden bağımsız olarak düşünemez ve değerlendiremeyiz.
Herkes şapkasını önüne koyup düşünmek zorunda artık.
Facebook ve Twitter başına oturup sabahtan akşama kadar ya memleketi kurtarıyoruz ya da taraftarı olduğumuz takımların muhabbetini yapıyoruz.
Siyasete ve futbola harcadığımız mesaiyi ve bu yönde gösterdiğimiz çabayı acaba başka hedef ve gayeler için de gösteriyor muyuz?
Bir siyasi yarış ve tartışma için harcadığımız günleri, ayları, yolları ve de bir futbol müsabakasını izlemek için ayırdığımız bir buçuk saati acaba asli vazifelerimiz için de ayırabiliyor muyuz?
Meselenin özünde yatan gerçek bu olmasın sakın?