Oksijen TV’de yayınlanan Otomotiv Gündemi programının 100’üncü bölümünde değerlendirmelerde bulunan Emre Özpeynirci, fon piyasasında yaşanan gelişmelerin hem sıfır hem de ikinci el otomobil pazarını etkilediğini ifade etti.

Fonlardaki parasına ulaşamayan veya parasını ne zaman geri alacağını bilmeyen bazı yatırımcıların araçlarını satışa çıkardığını belirten Özpeynirci, bu durumun ikinci el piyasasında arz-talep ve fiyat dengesini kısa sürede değiştirdiğini söyledi.

TOKİ 46 ilde 383 arsayı satışa çıkarıyor
TOKİ 46 ilde 383 arsayı satışa çıkarıyor
İçeriği Görüntüle

Sıfır Otomobil Almayı Planlayanlar Pazardan Çekildi

Fon krizinin sıfır otomobil pazarına etkisinin farklı bir kanaldan gerçekleştiğini belirten Özpeynirci, bazı fon yatırımcılarının araç satın almak için ön ödeme yaptığını, kalan bedeli ise fon getirisiyle karşılamayı planladığını aktardı.

Fonlardaki sorunların ardından bu tüketicilerin bir bölümünün araç alımından vazgeçtiğini veya alım kararını ertelediğini söyleyen Özpeynirci, bunun sıfır otomobil pazarındaki talep kaybını artırdığını ifade etti.

Özpeynirci, “Fona para yatıranların bir kısmı sıfır araç alıcılarıydı. Ön ödemelerini yapmışlardı ve fondan gelecek getiriyle aracı teslim alacaklardı. Şimdi bu alıcılar ortadan kalktı” dedi.

Eylülde 90 Bin Adetlik Pazar Beklentisi

Türkiye otomobil pazarında temmuz ve ağustos aylarında yüzde 25’in üzerinde daralma yaşandığını belirten Özpeynirci, eylül ayında yaklaşık 90 bin adetlik satış beklendiğini söyledi.

Son üç ayın otomotiv sektörü açısından oldukça zorlu geçtiğini ifade eden Özpeynirci, yüksek stok maliyetleri ve zayıflayan talebin şirketler üzerinde baskı oluşturduğunu dile getirdi.

Buna karşılık tüketici tarafında kampanya ve indirimlerin öne çıktığını belirten Özpeynirci, liste fiyatlarına göre 2 milyon TL’nin altında 64 otomobil bulunduğunu, bayilerin özel indirimleriyle bu sayının 113’e kadar çıktığını söyledi.

Bazı modellerde kampanya ve indirimlerin 700 bin TL’ye kadar ulaştığını ifade etti.

ÖTV İndirimi Beklentisine Mesafeli Yaklaştı

Otomotivde Özel Tüketim Vergisi’ne ilişkin beklentileri de değerlendiren Özpeynirci, yakın dönemde ÖTV indirimi beklemediğini söyledi.

Otomobilden alınan ÖTV’nin kamu açısından tahsilatı kolay bir gelir kalemi olduğunu belirten Özpeynirci, yıl sonu için yaklaşık 900 milyar TL’lik ÖTV geliri hedeflendiğini ve bunun toplam vergi gelirlerindeki payının yüzde 7-8 seviyesinde olduğunu ifade etti.

ÖTV’nin bir anda yarı yarıya indirilmesinin ikinci el araç fiyatlarında ciddi değer kaybına yol açabileceğini savunan Özpeynirci, olası bir vergi indiriminin uzun vadeye yayılan kademeli bir modelle yapılması gerektiğini belirtti.

Bütçe açığı ve son dönemde yaşanan gelişmeler nedeniyle indirim yerine 4x4 ve 2x4 araçların vergilendirilmesinde farklılaşma veya maktu ÖTV konusunda yeni düzenlemelerin gündeme gelebileceğini öne sürdü.

Eski Otomobillerde Fiyatlar Neden Yüksek?

İkinci el piyasasında 10-15 yaşındaki otomobillerin fiyatlarının yüksek kalmasının temel nedenlerinden birinin alım gücündeki düşüş olduğunu belirten Özpeynirci, birçok tüketicinin daha yeni araçlara erişemediğini söyledi.

Krediye erişimde yaşanan güçlüklerin de talebi daha eski araçlara yönelttiğini ifade eden Özpeynirci, özellikle 300 bin ile 450 bin TL arasındaki 10-15 yaşındaki otomobillere yoğun talep oluştuğunu kaydetti.

İkinci elde değerini daha iyi koruyan SUV modellerinde yüksek satış adedi, yaygın servis ağı, yedek parçaya erişim ve bakım maliyetlerinin belirleyici olduğunu söyledi.

Elektrikli Otomobilde Evde Şarj Avantajı

Elektrikli otomobillere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özpeynirci, evinde veya iş yerinde şarj imkânı bulunan kullanıcılar açısından elektrikli araçların özellikle şehir içinde maliyet avantajı sağlayabileceğini ifade etti.

Akaryakıt fiyatları dikkate alındığında şehir içi kullanım maliyetinin içten yanmalı otomobillere göre yaklaşık yedide bir seviyesine kadar düşebildiğini söyleyen Özpeynirci, uzun yol kullanımında ise şarj planlamasının önem taşıdığını belirtti.

Elektrikli otomobillerin ikinci el piyasasında bağımsız servis ağının yeterince gelişmemesi ile batarya ve yazılım teknolojilerinin hızlı değişmesinin değer kaybını artırabildiğini söyledi.

Servis Düzenlemesinde Değişiklik İddiası

Çinli otomobil üreticilerine yönelik düzenlemelere de değinen Özpeynirci, Türkiye’nin Çin’den gelen araçlara ek mali yükümlülüklerin yanı sıra servis ağına ilişkin şartlar getirdiğini anlattı.

Daha sonra bu düzenlemelerin Gümrük Birliği dışındaki diğer ülkelerden yapılan ithalatı da etkilediğini belirten Özpeynirci, sektör kulislerinde servis düzenlemesinin değiştirilmesi veya kaldırılmasının konuşulduğunu söyledi.

Böyle bir değişiklik olması halinde Çin, Japonya ve ABD gibi pazarlardan Türkiye’ye elektrikli otomobil girişinin yeniden hızlanabileceğini ifade etti.

Özpeynirci ayrıca Türkiye’de otomotiv fabrikalarının kapasite kullanım oranının yüzde 60’ın altına gerilediğini belirtti.

Togg ve BYD İçin Değerlendirme

Togg’un satış performansına ilişkin de konuşan Özpeynirci, markaya sağlanan kredi imkânlarına rağmen aylık yaklaşık 4 bin adetlik satışın talep ve üretim kapasitesinin altında kaldığını savundu.

Togg’un Avrupa’da kalıcı bir marka olabilmesi için fiyat ve teknoloji açısından küresel rakipleriyle rekabet etmesi gerektiğini ifade etti.

BYD’nin Türkiye’de planladığı yatırımı da değerlendiren Özpeynirci, Avrupa Birliği’nde gündemde bulunan “Made in Europe” yaklaşımının Çinli üreticilerin yatırım kararlarında belirsizlik oluşturduğunu söyledi.

Çinli otomotiv şirketlerinin Avrupa pazarına erişimlerini güvence altına almak amacıyla yatırımlarını doğrudan Avrupa Birliği sınırlarına yönlendirmeye başladığını belirten Özpeynirci, BYD’nin Türkiye yatırımının da mevcut koşullarda beklemeye alındığını ifade etti.

Kaynak: Sosyal Medya