Sözle ve fille bütün gücünü sarf etmektir. Cigadun gayesi dinin yücelmesi, düşmanların hezimete uğraması ve Allah davasının yüceltilmesidir. Cihad dini muhafaza etmek ve önünde ki engelleri kaldırmaktır. Cihad, kıyamete kadar meşruiyeti devam eden ibadettir. 
Cihaddan asıl maksat adavet değil, mevettettir. Allahın sevgisini ve rızasını kazanmaktır. Cihad din hususunda ki gayret ve akıtılan ter, gözyaşı ve en son olarak da şehidin kanıdır.
Allah Resulu cihadın savaş denilen kısmını Ramazanda da uygulamıştır. Cihad Ramazanı, orucu, namazı ve diğer dini emirleri koruma ve önünü açma gayreti olduğundan her amelin zirvesindedir.
Kur’anın ifadesiyle iman, hicret ve cihad birini tamamlayan ve ayrılmayan değerlerdir. Kadın ve erkek herkese gücü ve imkanı nisbetinde farzdır. Cihad ruhunu kaybetmek tehlikeli vadilerde dolaşmaktır.
Cihad müminle münafık arasında ki ayırıcı ölçüdür. Cihad ruhunu yitiren müminler dinlerinde yitirmek tehlikeleriyle karşı karşıyadır.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------
CİHAD FETVASI
Müslümanların din namına harbe iştirake davet eden vesikaya verilen addır. Bununla genç ihtiyar, zengin, fakir bütü-n müslümanlar, bedenleriyle ve mallarıyla harbe çağırılıyorlardı. Osmanlılarda cihad fetası ilk zamanlarda en büyük din memuru sayılan müftü, sonralarıda şeyhülislam tarafından çıkarılırdı. Cihad fetvalarının sonuncusu Birinci dünya harbi münasebetiyle çıkarılmış olan fetvadır.Bu fetva aynen şöyledir.
“1- İslamiyet aleyhine tehacüm-i ada vakı ve memalıki islamiyenin sebi ve esir edilmeleri mutehakkak olunca padişahı islam hazretleri nefiri am suretiyle ( ) ayeti celilesi hükmü münifince kaffei müslimin üzerine cihad farz olup genç ve ihtiyar, piyada ve suvarı olarak bilcümle aktardaki müslimin malen ve bedenen cihada müsaraat eylemelri farz-ı ayn olur mu?
--Elcevab; OLUR
2- Bu suretle elyevm hilafeti islamiyye ve memaliki mahruşei şahane sefaini harbiiye ve asakiri berriyesiyle hücüm etmek suretiyle hilafeti islamiyeye aduv ve nufus ve neuu billahi tealanur-i aii islamiyenin ıtfa imhasına sai bulundukları mutehakkak olan Rusya, İngiltere ve Fransa ile onlara muin ve zahir olan hükümetlerin tahtı idarelerinde bulunan kaffei Müsliminin dahi mezkur hükümetlerin aleyhine ilanı cihad ederek bilfiil gazaya müsaraat eylemeleri farz olur mu?
--Elcevab; OLUR
3- Bu suretle maksudun husli cemii müsliminin cihada müracaat eylemelerine mutevakkıf iken bazıları neuzu billahi teala tehalüf etseler tehalüfleri masiyeti azime olup gadabı ilahiyey ve mesuliyeti şenianın cezasına müstahak olur mu?
--Elcevab; OLURLAR”
EL AÇAR OLAMASA DAHİ MUHTAÇ;
KARNI TOK OLSA YİNE GÖZLERİ AÇ
Sümbülzada Vehbi

NE KALDI VERMEDİĞİN BİR ÇÜRÜK HAYAT İÇİN?
SAYILSA AH GİDEN FİDYELER NECATIN İÇİN?
Mehamet Akif

Söyleyen kadar da muammer olmaz
Unutulur gider şi'rin kötüsü

İyisi olunca dâimâ yaşar
Şâirin çürüse bile ölüsü
TAHİRÜL MEVLEVİ

Dervişlik olsaydı taç ile hırka
Ben dahi alırdım otuza kırka
YUNUS EMRE
Akçeyi israf etmekten kendini pek sakın pek
Kalırsa düşmana kalsın dosta muhtaç olma tek
AYNA
Bir Mesnevî şârihi olan Tâhirü'l-Mevlevî, Mesnevî'de geçen Hz. Yusuf la ilgili bir hikâyeyi, hece vezni ile şöyle nazmetmiştir:
Mevlânâ diyor ki: Yûsuf Nebî'ye
Biri vürûd etti misâfir diye

Çocukluk refîki olmuştu gelen
Samîmî arkadaş idi küçükten

Sohbet esnâsında Yûsuf dedi ki:
Bana bir hediye getirdin mi ki?

Misâfir dedi ki getirdim ayna
En lâyık hediye bu olur sana

Güzelsin bakarsın sık sık ona sen
Bedîa görürsün güzel aksinden

Ey gönül Mısr'ının azîzi sen de
Yûsuf misâlisin benim gönlümde

Sen seni bilirsin, bildirme zâid
Benzersiz güzelsin, görenler şâhid

Aksini görmeye bir lüzûm var mı?
O hâlde cam ayna işe yarar mı?

Ben sana gönlümü ettim takdime
Seyr eyle sevgimi bak da kalbime
ALLAH BES
Her ten biter bir derd ile
Uğraşmaya her ferd ile
Değmez bu dünyâ-yi ahes
Allah bes baki heves.
Abdurrahman Sami Paşa
“Her vûcud bir dert ile sona erer. Bazen bu dert sıcaktan bazen soğuktan gelir. Her birey ile uğraşmaya, bu değeri küçük dünyâ için değmez. Allah, yeterlidir. O'ndan başkası gelip hevesten ibarettir.”
MEVLANA VE ÖLÜM
"Be rûz-i merg çu tâbut-i men revân bâşed / Güman meber ki merâ derd-i cihan bâşed / Cenâzeem çu bebini megu firak firak / Mera visâl ü mülakat an zeman bâşed / Kodam dâne füru reft ber zemin ki nerest? / Çerâ bedâne-i insânet in gümân bâşed?"
"Ölüm günümde tabutunu yürür görünce, beni bu dünyadan ayrılışa üzülüyor sanma. Cenâzemi görünce ayrılık diyerek üzüntünü dile getirme. Benim için asıl kavuşma ve görüşme zamanı o zamandır. Hangi tohum toprağa girdi de tekrar bitmedi? İnsan tohumu için neden bu doğru olmasın"
ADİLE SULTAN(1826/1899)/VEFAT EDEN EŞİ İÇİN
Devlet ü dine sadâkatle ederdi hizmet
Emri peygamberîyi icrâya kılardı gayret
Bir özü doğru, sözü doğru muhibb-i devlet
Öyle bir yâr için Âdile ağlar elbet
Bir Mehmed Ali Paşa idi ol dünyada
Vechini göstere Allah âna ukbâda
,,,,,,,,,
İlâhî, bana tevfîkin itâatta medar olsun
Beni benden halâs eyle, gönül aşkında zâr olsun.
Seni zikreyleyim her dem, dil agâh ola bu zevke
Vücûdum zulmetin, mahvet derûnum şu’lebâr olsun.
Açılsın lâleler aşkınla sinem dâğ dâğ olsun
Dil-i virane yansın âteşinle bahtiyâr olsun.
Âdile Sultan divanından:
Yüzün mir’at-ı zât-ı kibriyâdır yâ Resûlallah,
Vücûdun mazhar-ı nûr-ı Hudâdır yâ Resûlallah,

Kabul eyle ânı aşkından âzâd eyleme bir an,
Kapanda Âdile kemter gedâdır yâ Resûlallah,
Var iken destgîrim sen gibi bir şâh-ı zî-şânım,
Kime arz eyleyim, eyle meded hâl-i perişanım,
Sözün makbûl-i dergâh-ı Hudâdır ulu Sultânım,
Kapunda Âdile kemter gedâdır yâ Resûlallah.
Sana Ümmetliğim iki cihânda emr-i câzimdir,
Bilirsin hâlimi arz u beyân etmek ne lâzımdır,
Nazar kıl lutf ile senden diğer kim câresâzımdır,
Kapunda Âdile kemter gedâdır yâ Resûlallah.