Sevgili dostum Celal
Mektup diyordum. O bir ölü artık. Var olma amacını yitirdi bir kere. Rüzgâr ile rüzgâr resmi gibi. Sana da bu yüzden, bir ölü olma haliyle seslenmek istedim. Çünkü rüzgârı herkes hisseder. Ya rüzgârın resmini?
Bir şeyi fark ettim. Bu mektubun müsveddesinde -yani birkaç saat önce- hayatın çok karanlık bir yerindeymişim. Sanki bir kuyuda, bir mağarada sana ulaşsın diye birçok cümle kurmuşum. Oysa şimdi bu mektubu o kuyunun başından, o mağaranın ağzından yazıyorum. İşte kardeşim. Ne çok zaman boğuluyoruz o çukurlarda değil mi? Karanlık çukurlar, milyonlarca. Ufak şeylerle mutlu ol. Gerçekten koruyor insanı boğulmaktan.
Üç gündür elimde bir kitap kardeşim, var olma amacını çözmeye çalışıyorum. Adı 'yokluk' olan bir kitabın var olma amacı. Ne kadar da felsefe yüklü bir cümle gibi durdu. Oysa ben gerçekten, dünyada kapladığı yeri merak ediyorum bu kitabın. Acaba hangi gerekli boşluğu doldurdu? Ama bir cevap bulamıyorum. Ayrıca kitabın kapağına 'anlatı' diye not düşmüşler. 'anlatı' ne iğreti bir kelime. Ve sanki şiir, roman, öykü vs. birer anlatı değilmişçesine. Ne dersin, başka bir isim konsa daha iyi olmaz mı bu edebiyat dalına?
Uzun zamandır dostum, insanları anlamaya çalışıyorum. Halleriyle, hareketleriyle, sevinçleriyle, üzüntüleriyle, otobüste birilerine yer vermeleriyle. Sonra, kendileri ile konuşmalarıyla. Bakkala para uzatmalarıyla. Köpeklere karşı hep bir tedirgin olmalarıyla. Aşklarıyla, şiirleriyle. Her şeyleriyle onları anlamaya çalışıyorum. Anladığım, artık yaşamak onlar için, mavi bilyeyi vurursan bütün bilyeleri kazanırsından ibaret. Yani yüzeysel ve çocukça. Göynük'te babaannemin evi var. Kaçsak diyorum kardeşim.
Bir şeyi hep merak etmişimdir, kardeşim. Neden büyük-küçük harf ayrımı var ki? Yani 'özkan' ile 'Özkan' arasındaki fark ne? Ya da 'ağaç' kelimesi cümle başında 'Ağaç' iken, neden cümlenin diğer kısımlarında 'ağaç'? Şu cümleye bir bak. 'Gemi dalgalar arasında ağır ağır ilerliyordu'. Sonra bir de şuna bak. 'Dalgalar arasında gemi ağır ağır ilerliyordu'. Sonuç mu? Aslında diliyle bütün Türkiye. 'Dalga', 'Gemi'ye darbe yapar ve büyük harfli olur. Sonuçta değişen hiçbir şey yoktur. Al sana kısa Türkiye tarihi. Oysa siyaset konuşmayacaktım bak.
Sonra kardeşim. İnsanların önemsedikleri şeyler ile önemsedikleri kişiler arasındaki o kesişim noktasında kalmamak gerekiyor. Oysa biliyorum ablam doğum günlerini önemser. Sonra beni önemser. Ben onun doğum gününü unutursam eğer kıyamaz, ama üzülür. Gene o eşekliği yaptım. Gene üzdüm onu. O kesişim noktalarını unutma. Mayın tarlasında yürümek gibi oluyorlar.
Kendi kozanda kendin büyü ey şair. İki dizenle o tüm edebiyat çöplüğünü helak edebilecekken, kendini helak etme. Beni de beslenebileceğim bir damardan mahrum etme. Hadi o iki mükemmel iki dizeyle bitirelim bu mektubu.
'ağlama beatrice, üşümüyoruz
tanrı üzerimize titriyor'