Son haftalarda acaba bu hafta ne yazsam sorusunu kendime sorduğumda nedense aklım ve kalemim hep Sapanca’ya doğru yol alıyor. 
Güzel be arkadaş!
Bakıyorsun uçsuz bucaksız bir mavi, kafayı kaldırdığınızda hayatımın en güzel 4 senesini paylaştığım Sakarya Üniversitesi Kampüsü. Göl kıyısında süzülen su yılanı bile bir başka güzel yani. Çok önemli bir değer bizim için. Yaradan’ın şehrime sunduğu nadide bir güzellik.
Sadece satırlarda övgüler yağdırmakla da olmuyor. Ya da Sapanca’mızı korumalıyız ona sahip çıkmalıyız gibi sıradan günü kurtarmak adına söylenen cümlelerde gerçekten kifayetsiz. Çözüm önerileri bekliyor insan. Veyahut radikal çözümler.
Aquatic turizm denen bir şey var hiç duydunuz mu? Duymadıysanız ilk benden duyun.
Turizm öğretisinde ve pratiğinde oldukça yeni bir kavram olan Suya Bağlı Turizm (Aquatic Tourism) Sahiller, Göl kıyıları, Nehir kıyıları ve sulak alanlar içersinde bulunan turizm alanlarını ve turizm arzını bu kaynaklara dayandıran destinasyonlardaki turizm arzını ifade etmektedir.
Aquatik Turizm kapsamında değerlendirilebilecek olan alanlar, sınırlı olmamak üzere şöyle sıralanmış; Sahiller, Göl kıyıları, Nehir kıyıları, İçerisinde suya bağlı turizm alanları mevcut olan turizm merkezleri, Sulak Alanlar, İçerisinde suya bağlı turizm alanları mevcut olan Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri.
Amaç; bu kapsamda yer alan turistik bölgelerin iç ve dış turizme açılması ve tanıtılması yolunda yapılan çalışmalardır. Avrupa ülkelerinde % 35’e yaklaşan bir iç turizm kapasitesi var. Ülkemizde de bu rakama ulaşılabilmesi için Sapanca Gölü gibi doğal kaynakların kültürel değerlerle birlikte iyi kullanılması gerekiyor. Aquatik turizm çalışmaları Sapanca Gölü’nün iç turizm haricinde yabancı turist sayısının arttırılması içinde gerekli.
Aquatik turizmin en güzel örneklerinden bir tanesi Almanya'da Tuna'nın doğduğu Donaueschingen, Ren nehrinin doğduğu Göl ve Rheinfall bölgesi.

Bu bölgelerde yat turizmi ile başlayan, deniz turizmi olarak yeni bir aşamaya gelen oluşumların, göller, baraj gölleri gibi alanlarda yat limanları yapımı, su sporları alanları oluşumları için yenilikler sunması yanında tüm sulak alanların benimsenmesini sağlayacak şekilde değerlendirilmesi imkanı tanındı.

Ülkenin su kaynaklarının korunması, kullanılması ve değerlendirilmesine imkan sağlayan bu turizm faaliyetinde özellikle Avrupa'da tüm göllerin, nehirlerin ve sulak alanların toplumun ilgi alanı içine çekildiğini ve yöresel bir ekonomik kaynak olarak değerlendirildiğini görüyoruz. Bu durumda su kaynaklarının çevresinde olanlar suların suya bağlı turizmde mevcut halleri ile ekonomi oluşturabildiğini ve bu kaynaklar üzerinde çeşitli ağır tesisler yapılmasına gerek olmadan yarar sağlayabileceklerini görüyorlar ve korunması için katkıda bulunuyorlar.
Suya Bağlı Turizm projelerine dahil olan yerlerde akarsular boyunca yürüyüş yolları yapılmakta, kamp alanları, gözlem istasyonları ziyaretçiler için gezi, gözlem, rehber, yayın ve konaklama imkanları ile donatılmaktadır.
Bakın son dönemde rest çektiğimiz Avrupa’nın uygulamış olduğu bir EDEN Projesi var. EDEN (European Destination of Excellence)- Avrupalı Seçkin Destinasyonlar Projesi.
Avrupa Komisyonu; bu proje ile Avrupa turist destinasyonlarının ortak ve farklı özelliklerine ve değerlerine dikkat çekmeyi, turizmin sosyal, kültürel ve çevresel sürdürülebilirliğini sağlayarak ekonomik gelişmeyi teşvik etmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda Komisyon; her yıl yeni bir tema belirleyerek yarışma açmakta, başvurusu uygun bulunan ülkelerin seçtiği ulusal destinasyonlara “Avrupalı Seçkin Turist Destinasyonu Ödülü '' verilmektedir.
Aman be Yiğit Bey, yine mi Avrupa illa mı Avrupa demeyin.
Bitlis- Nemrut Krater Gölü, 2010 yılı EDEN Projesi kapsamında yerinde yapılan incelemeler ve değerlendirme çalışmaları sonucunda “Avrupalı Seçkin Turist Destinasyonu” ödülü almaya hak kazanmış ve ülkemizin bu güzelim krater gölünün isminin dünyaya duyurulmasını sağladığı gibi yoğun bir turist akınına uğramıştır.
Biz neden böyle çalışmalar yapmıyoruz?
Sapanca Belediye’sinin internet sitesini ziyaret ettim. 2014 yılı projelerini inceledim. Göze gayet hoş geliyor. Yapılabilir yapılamaz ayrı mesele. Fakat internet sitesinde Müdürlükler bölümü çalışmıyor. Özellikle orada Sapanca Gölü’nün iç ve dış turizm de tanıtımını yapan yabancı turistleri bu bölgeye çekecek bir birim var mı merak ettim. Sitede ilgili bölüm çalışmadığı için yorum yapamıyorum.
Eğer böyle bir birim yoksa ben 2014 yılında Sapanca Belediye Başkanı adayı olsam. İlk vaadim uluslarası projelere dahil olarak Sapanca Gölü’nün gerek yurt içi gerekse yurt dışında tanıtımını yapacak burada aquatik turizm gibi faaliyetleri oluşturacak profesyonel bir birim kurmak olurdu. İnanın Türkiye’nin gözbebeği bu göl. Yabancı turistlerinde ilgi odağı olacaktır.
Bu hafta Sapanca Gölü’nü neden kaleme aldım biliyor musunuz? Komşunun bize Tüpraş’tan sonra ikinci bir kıyağı varmışta o yüzden. Efendim Yuvacık barajı dolmadığından Sapanca Gölü’nden su çekmek için 16 Temmuz itibariyle ikinci hat da devreye sokulmuş. 1-15 Temmuz arasında Yuvacık Barajına 1.500.000 m3 su alındı fakat yetmedi.
Neyse biz Allah doyursun diyelim.
Haftaya tekrar buluşmak dileğiyle
“destinasyon : fransızcadan dilimize geçen ve gidilecek yer; gönderilen yer, hedef anlamındaki bu söz.”