Doğrusu “Allah’a ısmarladık.” Reklamdaki 33’ün söyleyişiyle yazdık başlığa. Başbakan Erdoğan, seçim startını verdi. İlk sloganı da elinde tuttuğu katalogun kapağında gördük: “Türkiye Hazır Hedef 2023” Daha çok konuşulacak, biz de ne demek istediğimizi açmak zorunda kalacağız besbelli ama ilk hissiyatımızı paylaşalım. Sıcağı sıcağına ilk izlenim. Allah’a ısmarladık, 2023. 33’ün veda tarzıyla ifade edersek: “Al as mal dık, yir mi üç, yir mi üç…”
Reklamdaki 33’ü gönderdiler biliyorsunuz. “Tip”ini beğenmediler. Yorumlara dayanamadı galiba 33 sayesinde “çok bilinen” “bilinmeyen numara” şirketi. Reklamın üreticisi çıktı önce televizyona, NTV’ye, savundu kahramanını. 33’ün cinsel kimliğinin suçlamaları hak etmediğini söyledi Mirgün Cabas’a. O kadar agresif ve o kadar seyirciyi enayi yerine koyar bir tavırla savundu ki kahramanını, 33’ün gidici olduğunu anladık hemen. Müşteri sevmez öyle şeylere “fazla” konu olmayı. “Reklamın kötüsü olmaz” yavelerini yemez “kapital”. Yer gibi görünür ama bir yere kadar. Hulusi Derici, Atatürk’ü Florya plajında güneşlenirken gösteren fotoğrafla da bir kampanya yapmıştı, hatırlayın, “Güneşi Özledik” idi sloganı… Mayo reklamıydı. Zeki Triko’nun. O kadar başarılı(!) oldu ki reklam, o reklamı alkışlayan zihniyet, bırakın güneşi, gölgesini bile özledi sonra. (Bkz. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak. “www.tdk.gov.tr” . Hazır siteye girmişken, plajdan medet umanlara nispet siyaset yapanlar da “Tencere dibin kara…” ve “Ayranı yok içmeye…” maddelerine bakabilir.)
33’ün ne günahı vardı? Zeki Müren’e “Sanat Güneşi” diyen halkım, 33’ün nesini beğenmedin? Fatih Ürek’siz, Kuşum Aydın’sız, Bülent Ersoy’suz yapamayan halkım, 33’ün nesi fazla “pullu” geldi sana? Her “Yemekteyiz”e mutlaka 33 gibi “numaralı” yarışmacı koyması boşuna mı yapımcıların? Seviyorsun işte, “Mor” gülleri, yakası, kıyafeti güllüleri, pala bıyıklı Cemil’lerin başka bir erkeğin koluna girerek dolaştığı magazin programları izlemeyi, yalan mı? (Engin Gündoğar tarafından okunmaya alışkın olan Engin Ardıç'a not: Türkiye'yi 50 yıldır, solcular değil sağcılar idare ediyor!)
Türkiye’nin felsefesi iyi, sosyolojisi pekiyi de, matematiği zayıf. “Sosyalci Türkiye”nin ders notlarını haftaya ayrıntılı vereceğim, Çetin Altan yazdı geçen gün, ondan alalım bazılarını: “169 ülkedeki en yüksek insani gelişme endeksinde, Türkiye 83. sırada. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde 228 mahkûmiyetle “en çok mahkûm olan ülke” Türkiye. Adam başına düşen ulusal gelir açısından Yunanistan 27. sırada, Türkiye 63. Yaşları 15 -19 arası 239 bin kız çocuğunun 100 bini 2 çocuk sahibi. Basın özgürlüğü açısından 138 ülke içinde Türkiye 135. basamakta. Türkiye’nin altında olan 3 ülke, İran, Libya, Zimbabwe.”
Suç oranı en yüksek 14. şehir hangisi? Sakarya. Peki Sakarya, Türkiye'nin yaşanılabilir illeri sıralamasında kaçıncı sırada? 56. sırada.
Yeni Sakarya web sayfasında gördüm, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, Uzunçarşı'ya gitmiş. Altyapının bir an önce biteceğini söylemiş. Anıtlar Kurulu'ndan izin alındığını, çarşının zemininin “tarihi dokuya” uygun taşlarla kaplanacağını da eklemiş. Pekala. Uzunçarşı'nın tek kusuru zemininin taşları mı acaba? Geçen hafta yazdım. Aziz Duran başkandı, yazdım. En son demişti ki Aziz Başkan, “Esnaf çatının kaldırılmasını istemiyor?” Kaçak katlar meselesi... Ben de şimdiki başkan Zeki Toçoğlu'na soruyorum? Çatı yasal mı? Tarihi dokuya uygun mu? Uzunçarşı'nın bu durumu şehre nasıl bir estetik katıyor? Orhan Cami çevresi düzenlemesiyle uyumlu mu? Bu karanlık, plastik, derme çatma çatı sökülürse görülmesini istemediğimiz şeyler mi çıkacak yoksa ortaya? Çarşının bu durumuna Anıtlar Kurulu ne diyor? Böyle kalsın, “doku”nmayın mı diyor? Zemin taşları tarihi(!) dokuya uygun olsun yeter mi diyor?
“Alas maldık yir mi üç...” Çünkü Türkiye, bu seçim vaadi ve bu vizyonla en azından 2023'te hayal kırıklığı yaşayacak. “İstanbul'a 2 yeni şehir” ne kadar “çılgın” bir proje bilmiyorum. İstanbul zaten isteseniz de istemeseniz de çılgınca büyüyor. Tıpkı Adapazarı'nın Uzunçarşı'sı gibi Türkiye'nin İstanbul'u için de daha ciddi şeyler söylemek gerekiyor. Adapazarı'nın hasarlı binalarda insan yaşatmaya devam etmesinin neyle izah edilebileceği gibi İstanbul için de deprem önlemleri hakkında ne yapıldığını sormak gerekiyor. Gir Google'a, “Turgut Özal virgül Diamond Of İstanbul” yaz, bakalım neler göreceksin. Hazır Google'dayken “Zaha Hadid” yaz, “Kartal Dönüşüm Projesi” yaz, kurulacak yeni İstanbulların fotoğraflarını gör. Umarım ve dilerim sayın Başbakan'ın “Çılgın Proje”si, Zaha Hadid'in web sayfasındaki projelere benzemiyordur. Öyleyse, bir kere daha ve hep beraber, hem de reklamdaki 33'ün giderken söylediği tonda devam edelim: “Al as mal dık, yir mi üç, yir mi üç...”