Düş ile gerçek arasında gidip gelirken özenle çalışılmış fotoğraflar renk ahenk geçiyor her tıkla. Son kare siyah beyaz. İnsanın içinde bulunduğu durumla olmak istediği durum arasındaki çelişkiyi şiddetlendiren ışıltılı camekânın önünde bir çocuk duruyor. Aynı çelişki çocuğun kocaman olmuş gözlerinde objektife odaklanmış, minik elleri kutudan kalem çıkarmakta. Yarı açık sırt çantasının yanında iki manken ilgisiz bir noktaya sabitlenmiş. Yere özenle serilmiş gazetenin üzerindeki kitabı açık duruyor.
Gün içinde önünde vakit geçirilen, birilerinin beklendiği, hayal kurulduğu, düş ve arzunun paketlenip sunulduğu bu vitrinin gecenin ilerleyen saatlerinde küçük bir çocuğun ders çalışma mekânı olduğunu kim bilebilir? O mekân, o zaman diliminde o çocuğu içinde barındırmalı mıydı?
Sokak lambalarında çalışılan ders anılarını çağrıştırsa da bu fotoğraf tamamen çaresizliğin dışa vurumunun kadrajlanmış hali. Onun gecenin ayazında derslerini yaparken kurduğu düşler imge giydirilmiş ürünlere bakarken kurulan düşlere hiç benzemez.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 91.yılını kutlarken çocuk hakları sözleşmesinin birçok maddesi ülkemiz çocukları için geçerli değil. Çocuklar hala hakları olan temel yaşama hakkına bir türlü kavuşamadılar. Kendi köylerinde okula gidemiyorlar, kötü muameleye maruz kalıyorlar, tacize uğruyorlar, tecavüz edilip öldürülüyorlar ve de töreye kurban gidiyorlar. Bayramda şeker toplamak gibi masumane, çocukça sevinçleri bile sonları olabiliyor.
“Vitrine bakan, vitrinde gördüğü giysiyle nasıl görüneceğini, ötekinin onu nasıl göreceğini, görmeden görmüş olacaktır.” Talat Parman. Öyleyse kötülük çocukları görmeden biz görmeliyiz. Sağlıklı, mutlu nesiller için bunu yapmalıyız. Çocuklar evrenin en masum yaratılanlarıdır. Onlara sahip çıkalım, koruyalım.
Böyle bir dünyada hangi çocuk Cahit Sıtkı Tarancı şiirinde olduğu gibi Affan dedeye para sayıp çocukluğunu satın almak ister ki!

Vitrinler ayna görevi görür ve kişiye kendi imgesini gösterir.23 Nisan Çocuk Bayramınız kutlu olsun büyükler, öznede çocuklar.