HER ŞEY ALLAH’I ANLATIR

Muhterem Müslümanlar!

İbret nazarıyla etrafına bakan bir insan; her şeyi yoktan var eden, şekillendiren ve idare eden yüce bir Yaratıcı’nın varlığını idrak eder. Gezegenlerin şaşmadan yörüngelerinde akıp gitmesi, güneşin yeryüzünü aydınlatması, ayın ve yıldızların bir kandil gibi geceyi süslemesi adeta bize, “Rabbini unutma!” diye haykırır. Her köşesi hikmetle bezenmiş dünyamız, bizi bir ve tek olan Allah’a çağırır. Kur’an-ı Kerim’de, “Onlar göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bakmazlar mı?”1 buyrularak tefekküre davet ediliriz.

Aziz Müminler!

İnsanı mutsuzluğa sürükleyen sebeplerin başında inançsızlık gelir. Zira inançsızlık hayatı anlamsızlaştırır, insanı yalnızlaştırır ve sorumluluk bilincini zayıflatır.

İmandır o cevher ki İlâhî ne büyüktür…
İmansız olan paslı yürek sinede yüktür!

Bir Yaratıcı’nın varlığına inanmak ve O’nun her an yanında olduğunu bilmek insana huzur ve güven verir; kişiyi anlamsızlık karanlığından kurtarır. Nitekim ayet-i kerimede, “…Kim Allah’a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.” buyrulmaktadır.

Değerli Müslümanlar!

Hayata dair soruların cevaplarını Yüce Yaradan’ı inkâr ederek bulamayız. Nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi, niçin yaratıldığımızı vahy-i ilâhî olmadan bilemeyiz. İtaat ve isyan sınırlarının Cenâb-ı Hak tarafından belirlenmediği bir dünyada, iyinin ve kötünün ölçüsünü tam anlamıyla kavrayamayız.

Kıymetli Müminler!

Yeryüzünde yaşanan hiçbir kötülüğün müsebbibi Allah Teâlâ değildir. O, kullarına karşı sonsuz merhamet sahibidir; iyiliği ister, zulme ve kötülüğe rıza göstermez. Ancak nefsine uyan, hevâ ve hevesine tabi olan insanlar kötülüğe sebep olur. Kur’an-ı Kerim’de, “Gerçek şu ki Allah insanlara zerre kadar zulmetmez; ancak insanlar kendilerine zulmederler.” buyrularak bu hakikat vurgulanır.

Aziz Müslümanlar!

Yüce Rabbimiz, vahiy kaynaklı peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndermekle kullarına büyük bir lütufta bulunmuştur. Hak ile bâtılı, doğru ile yanlışı açıklayan ilâhî kitaplar indirmiştir. Bu ilâhî silsile, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) ve O’na indirilen Kur’an-ı Kerim ile kemale ermiştir. Ebedî ahiret yurdunun yaratılmasıyla da her hak sahibinin hakkını alması murat edilmiştir.

Kıymetli Kardeşlerim!

Bugün bize düşen sorumluluk; inançsızlık girdabında boğulan insanlara gönül dünyamızı açmak, ilâhî mesajları onlarla buluşturmaktır. Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) sünnet-i seniyyesiyle gençlerimizin iman susuzluğunu gidermeye çalışmak, çocuklarımızın gönüllerine tatlı dil ve güler yüzle Allah sevgisini nakşetmektir. Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.s) şu müjdesini kendimize rehber edinmeliyiz: “Senin vesilenle Allah’ın bir kişiyi hidayete erdirmesi, senin için güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.”

Fotoğraf: SOSYAL MEDYA

Kaynak: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü