Gün Boyu Aktif ve Agresif
Yeni Sakarya Gazetesi’ne konuşan Volkan Toker, Asya kaplanı sivrisineğinin kökeninin Güneydoğu Asya’ya dayandığını belirterek, son yıllarda Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesine yayıldığını ifade etti.
Toker, “Siyah renkli vücudu üzerindeki belirgin beyaz çizgiler sayesinde diğer sivrisinek türlerinden kolaylıkla ayırt edilebilen bu tür, yalnızca akşam saatlerinde değil gün boyunca da aktif olmasıyla dikkat çekiyor. İnsanlara agresif şekilde yönelmesi nedeniyle yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebiliyor” dedi.

Hastalık Taşıma Potansiyeli Var
Asya kaplanı sivrisineğinin bazı önemli hastalıkların taşıyıcısı olabildiğine dikkat çeken Toker, “Deng humması, Chikungunya, Zika virüsü ve Batı Nil Virüsü gibi çeşitli hastalık etkenlerini bulaştırabilen önemli bir vektördür. Ancak bu hastalıkların ortaya çıkması için yalnızca sivrisineğin bulunması yeterli değildir, hastalık etkeninin de bölgeye taşınmış olması gerekir” diye konuştu.
Türkiye’de bu hastalıkların yaygın olmadığını vurgulayan Toker, küresel seyahatler, ticaret hareketliliği ve iklim değişikliği nedeniyle risklerin gelecekte daha fazla önem kazanabileceğini söyledi.
Evcil Hayvanlar da Risk Altında
Sivrisineğin yalnızca insanları değil, hayvanları da etkileyebildiğini belirten Toker, özellikle köpeklerde görülen kalp kurdu hastalığının etkenlerinden biri olan Dirofilaria immitis için potansiyel taşıyıcı olarak kabul edildiğini ifade etti.
Yoğun sivrisinek popülasyonlarının evcil hayvanlarda huzursuzluk, stres, alerjik reaksiyonlar ve sürekli kan emmeye bağlı sağlık sorunlarına yol açabileceğini kaydeden Toker, düzenli veteriner kontrolünün önemine dikkat çekti.
Sakarya Uygun Yaşam Alanı Sunuyor
İklim değişikliğinin etkileriyle birlikte Sakarya’nın doğal yapısının Asya kaplanı sivrisineği için uygun koşullar oluşturduğunu belirten Toker, “Artan sıcaklıklar, uzayan yaz mevsimleri ve değişen yağış düzenleri türün üreme başarısını artırıyor. Nem oranı yüksek, bitki örtüsü yoğun ve su kaynakları bakımından zengin olan Sakarya, bu tür için oldukça elverişli bir yaşam alanı sunuyor” dedi.
Son yıllarda vatandaşlardan gelen ihbarlar ve saha gözlemlerinin özellikle yaz aylarında türün görülme sıklığında belirgin artış yaşandığını ortaya koyduğunu da sözlerine ekledi.
Bilimsel Çalışmalar Sürüyor
Şehir merkezlerinde görülen kentsel ısı adası etkisinin de sivrisineğin yaşamını kolaylaştırdığını belirten Toker, Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi tarafından yürütülen araştırmalarda Sakarya'nın farklı ilçe ve mahallelerinde kurulan tuzaklarla sivrisinek yoğunluğunun tespit edildiğini söyledi.
Elde edilen bilimsel verilerin ilgili kurumlarla paylaşılacağını ifade eden Toker, bu çalışmaların mücadele stratejilerine önemli katkılar sağlayacağını belirtti.
Mücadelede Kaynağı Yok Etmek Şart
Asya kaplanı sivrisineğiyle mücadelede yalnızca ilaçlamanın yeterli olmayacağını vurgulayan Toker, asıl hedefin üreme alanlarını ortadan kaldırmak olması gerektiğini söyledi.
“Bu tür çok küçük su birikintilerinde bile üreyebiliyor. Şişe kapakları, saksı altlıkları, kullanılmayan lastikler, oluklar ve yağmur sularının biriktiği alanlar larvalar için ideal ortam oluşturuyor. Bu nedenle sadece uçan sivrisinekleri hedef alan uygulamalar kalıcı çözüm sağlamıyor” ifadelerini kullandı.
Dünya Sağlık Örgütü'nün Önerdiği Yöntem
Dünya Sağlık Örgütü’nün de önerdiği entegre mücadele yöntemlerine dikkat çeken Toker, sivrisinek popülasyonlarını azaltmanın en etkili yolunun üreme alanlarını ortadan kaldırmak olduğunu söyledi.
Bilimsel araştırmaların, larvaların gelişebileceği su kaynaklarının azaltılmasının popülasyon yoğunluğunu önemli ölçüde düşürdüğünü gösterdiğini belirten Toker, riskli bölgelerde düzenli sürveyans çalışmalarının yapılması gerektiğini ifade etti.
Vatandaşlara Önemli Uyarılar
Vatandaşların balkon, bahçe ve çevrelerinde bulunan kaplarda su birikmesine izin vermemesi gerektiğini belirten Toker, kullanılmayan kapların, kovaların ve saksı altlıklarının düzenli olarak kontrol edilmesini önerdi.
Ayrıca pencere ve kapılarda sineklik kullanılmasını tavsiye eden Toker, gerekli durumlarda sinek kovucu ürünlerden de yararlanılabileceğini söyledi.
Evcil hayvan sahiplerine de çağrıda bulunan Toker, dış parazit uygulamalarının aksatılmaması, barınma alanlarının temiz tutulması ve sivrisinek yoğunluğunun arttığı dönemlerde koruyucu önlemlerin artırılması gerektiğini vurguladı.
Gelecek İçin Yakın Takip Gerekiyor
Açıklamalarının sonunda toplumun tüm kesimlerine görev düştüğünü belirten Volkan Toker, Asya kaplanı sivrisineğinin bugün için yoğun ısırık şikâyetleri ve yaşam kalitesinde düşüşe neden olduğunu ancak gelecekte vektör kaynaklı hastalık risklerinin de yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Toker, “İklim değişikliği, küresel hareketlilik ve istilacı türlerin yayılımı nedeniyle gelecekte ortaya çıkabilecek sağlık risklerine karşı bireysel önlemler ile yerel yönetimlerin bilimsel temelli mücadele çalışmalarının birlikte yürütülmesi büyük önem taşıyor” dedi.
Fotoğraf: YENİ SAKARYA GAZETESİ





