Türkiye’de sosyal medya hesaplarına kimlik ve telefon doğrulaması getirilmesi yönündeki hazırlıklar, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Hükümet düzenlemeyi “çocuklar için güvenli internet” hedefiyle savunurken, hukukçular ve dijital hak savunucuları ise ifade özgürlüğü ve veri güvenliği açısından ciddi soru işaretlerine dikkat çekiyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada sosyal medya düzenlemesi üzerinde çalışıldığını ve 2026 yılında yürürlüğe girmesinin hedeflendiğini duyurdu. Gürlek, sosyal medyada paylaşım yapan herkesin kimliğinin belli olması gerektiğini belirterek, kimlik doğrulamasının zorunlu hale getirileceğini ifade etti.
Sosyal Medya Düzenlemesi Neyi Değiştirecek?
Yeni taslakta öne çıkan başlıklar şöyle:
-
Sosyal medya hesaplarına kimlik ve telefon doğrulaması zorunluluğu
-
15 yaş altına sosyal medya erişim kısıtlaması
-
Yaş doğrulama sistemlerinin platformlar tarafından uygulanması
-
Ebeveyn kontrol araçlarının zorunlu hale getirilmesi
-
Kurallara uymayan platformlara para cezası ve bant daraltma yaptırımı
Bu düzenleme ile sosyal medya alanında anonim hesapların büyük ölçüde ortadan kalkması hedefleniyor.
Sosyal Medyada Anonimlik Tartışması
DW Türkçe’ye konuşan İfade Özgürlüğü Derneği kurucularından Prof. Dr. Yaman Akdeniz, Türkiye’de zaten sosyal medya paylaşımları nedeniyle çok sayıda soruşturma ve dava açıldığını hatırlatıyor.
Akdeniz’e göre, mevcut mevzuat ve teknik imkanlarla IP adresi üzerinden kimlik tespiti yapılabiliyor. Bu nedenle tüm kullanıcıların baştan kimlik doğrulamasına tabi tutulması “ölçülülük” ilkesini tartışmalı hale getiriyor.
Sosyal Medyada Anonimlik Neden Önemli?
-
Eleştirel görüş bildiren kullanıcılar için güvenlik alanı sağlar
-
Demokratik kamusal tartışmaya katkı sunar
-
Kişilerin yasal sınırlar içinde özgürce fikir beyan etmesini kolaylaştırır
Uzmanlara göre sosyal medya kimlik doğrulaması, suç işleyenleri hedef almak yerine tüm kullanıcıları kapsayan genel bir denetim sistemi oluşturabilir.
Sosyal Medya ve Çocuk Güvenliği Gerekçesi
Hükümet kanadı, düzenlemeyi özellikle çocukların dijital risklerden korunması çerçevesinde savunuyor.
Taslakta:
-
15 yaş altı kullanıcıların sosyal medya erişiminin yasaklanması
-
Dijital oyunlara yaş derecelendirmesi getirilmesi
-
İçeriklerin yaş gruplarına göre filtrelenmesi
gibi önlemler yer alıyor.
Ancak uzmanlara göre yaş doğrulama sistemi, teknik olarak tüm kullanıcıların kimliğinin teyit edilmesini gerektirebilir. Bu da sosyal medya kullanımında geniş kapsamlı bir veri işleme altyapısı anlamına geliyor.
Sosyal Medya, Veri Güvenliği ve Kişisel Veriler
Kimlik ve telefon doğrulaması, milyonlarca kullanıcının kişisel verisinin merkezi sistemlerde toplanması demek.
Bu durum şu riskleri gündeme getiriyor:
-
Veri sızıntısı ihtimali
-
Kişisel bilgilerin kötüye kullanımı
-
Siber güvenlik açıkları
-
Merkezi veri havuzlarının hedef haline gelmesi
Sosyal medya düzenlemesinin teknik altyapısının nasıl işleyeceğine dair ayrıntılar ise henüz kamuoyuyla paylaşılmış değil.
Sosyal Medya Düzenlemesi Avrupa mı Çin Modeli mi?
Bazı ülkelerde yaş doğrulama sistemleri gündemde olsa da tüm kullanıcıların merkezi kimlik doğrulamasına tabi tutulduğu bir model yaygın değil.
Örneğin Avustralya’da platformlara yükümlülük getirilirken, genel kimlik zorunluluğu uygulanmıyor.
Çin’de ise gerçek isim sistemi uzun süredir yürürlükte ve sosyal medya erişimi kimlik doğrulamasına bağlı.
Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi olması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi yükümlülükleri, sosyal medya düzenlemesinin hangi modele yaklaşacağı sorusunu daha da önemli hale getiriyor.
Sosyal Medya Düzenlemesi İfade Özgürlüğünü Nasıl Etkiler?
Uzmanlara göre kimlik doğrulamasının zorunlu hale gelmesi, kullanıcılar üzerinde “dondurucu etki” yaratabilir.
Bu etki:
-
Eleştirel paylaşımların azalması
-
Oto-sansürün artması
-
Kamusal tartışma alanının daralması
şeklinde ortaya çıkabilir.
Sosyal medya artık yalnızca bireysel paylaşım alanı değil; aynı zamanda dijital kamusal alanın temel platformu konumunda. Bu nedenle yapılacak düzenleme, sadece platform kurallarını değil, Türkiye’de dijital kamusal alanın nasıl şekilleneceğini de belirleyecek.
2026’ya Doğru Sosyal Medyada Yeni Dönem
2026 yılında yürürlüğe girmesi planlanan sosyal medya düzenlemesi, çocuk güvenliği ile ifade özgürlüğü arasında nasıl bir denge kurulacağını gösterecek.
Bir yanda dijital suçlarla mücadele ve çocukların korunması hedefi, diğer yanda anonimlik, veri güvenliği ve ifade özgürlüğü kaygıları bulunuyor.
Önümüzdeki süreçte taslağın detaylarının netleşmesi ve geniş katılımlı bir istişare sürecinin yürütülmesi, sosyal medya alanında atılacak adımların demokratik meşruiyeti açısından kritik önem taşıyor.





