Açıklamada, gereksiz sezaryen uygulamalarının azaltılmasının kadın sağlığı açısından önemli olduğu belirtilerek bu yaklaşımın desteklendiği ifade edildi. Ancak tüm hekimlerin aynı kriterlerle değerlendirilmesinin doğru olmadığına dikkat çekildi.

“Yüksek prevalans hekimliği göz ardı ediliyor”

Sakarya Tabip Odası, bazı hekimlerin riskli gebeliklerin daha yoğun görüldüğü hasta gruplarında görev yaptığını, bu nedenle sezaryen oranlarının doğal olarak daha yüksek olabileceğini belirtti. Açıklamada, bu durumun tıp literatüründe “yüksek prevalans hekimliği” olarak değerlendirildiği ve yalnızca istatistiksel oranlara bakılarak karar verilmesinin yanlış sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.

“Mesleki karara müdahale edilmemeli”

Açıklamada ayrıca Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’ne atıfta bulunularak, hekimlerin teşhis ve tedavi süreçlerinde vicdani ve mesleki kanaatleri doğrultusunda karar verme özgürlüğüne sahip olduğu hatırlatıldı. Suç unsuru bulunmadıkça tıbbi kararlara müdahalenin kabul edilemeyeceği vurgulandı.

“Eğitim yaptırım aracına dönüşmemeli”

Meslek içi eğitimin sağlık sisteminin temel unsurlarından biri olduğu belirtilen açıklamada, eğitimin bir yaptırım mekanizması gibi kullanılmasına karşı çıkıldı. Klinik görevden uzaklaştırılan hekimlerin maaş ve özlük haklarının kesilmesinin hem hekimleri hem de ailelerini olumsuz etkilediği ifade edildi.

“Objektif ve bilimsel değerlendirme şart”

Mesleki yeterliliğin yalnızca sayısal verilerle değil; vaka analizleri, bireysel dosya incelemeleri, savunma hakkı ve hukuki süreçlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi. Performans göstergelerinin tek başına yetersizlik kriteri olamayacağı vurgulandı.

Bakanlığa çağrı

Açıklamanın sonunda Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunularak, Türk Tabipleri Birliği, uzmanlık dernekleri ve akademik kuruluşlarla birlikte hasta güvenliğini esas alan ulusal bir değerlendirme ve eylem planı hazırlanması istendi.

Kaynak: basın bülteni