Son yıllarda toplumun en önemli sorunlarından biri haline gelen kadına yönelik şiddet konusunda Yeni Sakarya'ya özel açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Yusuf Genç, şiddetin temelinde çoğu zaman iletişim eksikliği ve öfke kontrolü problemi bulunduğunu söyledi.

“Şiddet sözün bittiği yerdir”

Şiddetin ortaya çıkış sürecine değinen Genç, insanların düşüncelerini ifade edemediklerinde veya karşı tarafı ikna edemediklerinde güç kullanma yoluna başvurabildiğini belirtti.

Genç, “Şiddet dediğimiz kavram aslında sözün bittiği yerdir. İnsanlar düşüncelerini ifade edemediklerinde ya da savunmaları zayıfladığında şiddete başvurabiliyor. Oysa kendini ifade edebilen, iletişim kurabilen insanların şiddete başvurma ihtiyacı çok daha düşüktür. Kişi düşüncesini kabul ettiremediğinde önce sesini yükseltir, bu durum zamanla öfkeye dönüşür ve kontrol edilemeyen öfke şiddeti doğurur.” diye konuştu.

Şiddet yalnızca fiziksel değil

Kadına yönelik şiddetin yalnızca fiziksel saldırılardan ibaret olmadığını vurgulayan Genç, toplumda çoğu zaman bu kavramın yanlış algılandığını ifade etti.

Genç, “Toplumda şiddet denildiğinde akla çoğunlukla fiziksel saldırı geliyor. Oysa biz çalışmalarımızda altı farklı şiddet türünden söz ediyoruz. Bunlar; fiziksel, sözel, ekonomik, cinsel, sosyal ve psikolojik şiddettir. Bir insanın kişiliğini küçümsemek, sürekli aşağılamak, kapasitesini değersiz göstermek ya da sosyal çevresinden uzaklaştırmak da bir şiddet türüdür.” dedi.

Şiddetin önemli bir kısmı gizli kalıyor

Kadına yönelik şiddetin çoğu zaman görünenden çok daha yaygın olduğunu ifade eden Genç, birçok olayın çeşitli endişeler nedeniyle gizli kaldığını söyledi.

Genç, “Kadınlar çoğu zaman ‘ailem ne der’, ‘komşular duymasın’, ‘çocuklar etkilenmesin’, ‘gidecek bir yerim yok’ gibi kaygılar nedeniyle yaşadıkları şiddeti gizleyebiliyor. Bu durum bazen utanç duygusundan bazen de sosyal baskılardan kaynaklanıyor. Oysa şiddetin ortaya çıkması çözümün ilk adımıdır.” ifadelerini kullandı.

Şiddetle mücadelede sosyal hizmetin rolü

Şiddetle mücadelede sosyal hizmet kurumlarının önemli bir görev üstlendiğini belirten Genç, yalnızca mağdurla değil şiddet uygulayan kişiyle de çalışılması gerektiğini vurguladı.

Genç, “Sosyal hizmet çalışmalarının temel amacı şiddet mağdurunu güçlendirmektir. Ancak sorunun kalıcı şekilde çözülmesi için şiddet uygulayan kişinin de değerlendirilmesi gerekir. Sadece mağdur üzerinden çözüm üretmek sorunun kaynağını ortadan kaldırmaz.” dedi.

Şiddet çocuklukta öğrenilebiliyor

Şiddetin çoğu zaman çocukluk döneminde öğrenilen bir davranış biçimi olduğuna dikkat çeken Genç, yapılan araştırmaların bu durumu açık şekilde ortaya koyduğunu belirtti.

Genç, “13 şehirde 110 bin lise öğrencisiyle yaptığımız araştırmada, çocukların yaklaşık yüzde 45’inin aile içinde şiddete tanık olduğu için şiddeti bir çözüm yöntemi olarak benimsediğini gördük. Çocuklar anne ve babalarının problem çözme yöntemlerini model alıyor.” diye konuştu.

“Toplumsal bilinç şart”

Şiddetin azaltılması için toplumsal bilinç oluşturulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yusuf Genç, devlet politikaları, hukuki yaptırımlar ve toplumsal farkındalığın birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Genç, “İnsanlar bir davranışı yaparken üç şeyden çekinir: kanundan korkar, Allah’tan korkar ya da toplumdan utanır. Bu üç unsur güçlü olduğunda şiddetin azalması mümkündür. Şiddet uygulayan kişi en büyük zararı kendisine verir.” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: Gülten Işık Kuzgun

Muhabir: ŞEVVAL GEÇİN