Yazısında öncü olmanın sadece önden gitmek olmadığını ifade eden Karataş, “Her önden giden öncü değildir” diyerek öncülüğün cesaret, yalnızlık ve çoğu zaman yanlış anlaşılmayı göze almak anlamına geldiğini belirtti. Öncülerin konforlu alanları değil, karanlık bölgeleri aydınlattığını dile getiren Karataş, onların haritası olmasa da sağlam bir istikamete sahip olduklarını vurguladı.

Siyasetten sanata, kültürden düşünce dünyasına kadar her alanda öncülerin belirleyici olduğuna dikkat çeken Karataş, siyasette öncülerin anketlere değil ilkelere göre konuştuğunu, güce değil halkın vicdanına yaslandığını ifade etti. Kültürde ise öncülerin ezberi bozan, geleneği inkâr etmeden onu putlaştıran anlayışla hesaplaşan kişiler olduğunu söyledi.

Sanat alanındaki öncülerin beğenilmek için değil, hakikati dile getirmek için ürettiğini kaydeden Karataş, sanat tarihinde öncülerin kaderinin “önce yalnızlık, sonra ölümsüzlük” olduğunu belirtti.

Toplumların en büyük yanılgısının öncüleri hayattayken yormak, öldükten sonra yüceltmek olduğunu ifade eden Karataş, bunun bir vefa değil “geç kalmış bir itiraf” olduğunu dile getirdi. “Bir toplumun gerçek seviyesi, öncülerine nasıl davrandığıyla ölçülür” diyen Karataş, öncüleri susturan toplumların çürüdüğünü, dinleyenlerin ise dirildiğini vurguladı.

Yazısını çarpıcı bir mesajla tamamlayan Osman Karataş, “Kalabalıklar yürür, öncüler yön tayin eder. Kalabalıklar alkışlar, öncüler bedel öder. Ama yarınlar her zaman öncülerin omzunda yükselir” ifadelerini kullandı.

Karataş, köşesinin sonunda “Öncü olarak anılabilmek ümidiyle… Selam ve Dua ile…” sözlerine yer verirken, klasikleşen “Ne Zaman İnsan Oluruz?” bölümünde ise şu cümleyi paylaştı:

“Önkuzuları, öncüleri unutmadığımızda.”

Fotoğraf: Sosyal Medya

Kaynak: haber merkezi