Karataş, özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki gerilimi mercek altına alarak, bu sürecin yalnızca iki ülke arasındaki bir kriz olmadığını, aynı zamanda küresel dengeleri etkileyen bir güç mücadelesi olduğunu vurguladı.
“Hürmüz Boğazı Küresel Ekonominin Şah Damarı”
Yazıda, dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın önemine dikkat çekildi. Karataş, dünya petrolünün önemli bir bölümünün bu boğazdan geçtiğini hatırlatarak, buradaki olası bir krizin sadece bölgesel değil küresel ölçekte sarsıntı yaratacağını ifade etti.
Ancak her kriz döneminde boğazın kapatılacağı yönündeki söylemlerin gündeme geldiğini, buna rağmen fiiliyatta gemi trafiğinin devam ettiğini belirten Karataş, bu durumu “kontrollü gerilim” olarak nitelendirdi.
“Asıl Hedef Savaş Değil, Kontrol”
Karataş’a göre, küresel güçler için krizler bir araç niteliği taşıyor. ABD’nin bölgedeki askeri varlığını meşrulaştırmak, İran’ın ise iç kamuoyuna mesaj vermek ve pazarlık gücünü artırmak amacıyla bu gerilimin sürdürüldüğünü ifade etti.
Yazıda ayrıca, diplomatik süreçlerin çoğunlukla kamuoyundan uzak, kapalı kapılar ardında yürütüldüğüne dikkat çekilerek, görünen ile gerçekte olan arasında ciddi farklar bulunduğu vurgulandı.
“Bu Bir Savaş Değil, Gösteri”
Köşe yazısında en dikkat çeken ifadelerden biri ise yaşananların bir “savaş”tan ziyade bir “gösteri” olduğu yönündeki değerlendirme oldu. Karataş, küresel aktörlerin enerji hatları, ticaret yolları ve bölgesel dengeler üzerindeki kontrolünü sürdürmek için bu tür krizleri yönettiğini belirtti.
Okuyuculara da önemli bir soru yönelten Karataş, “Bu oyun gerçekten kimin için sahneleniyor?” diyerek, yaşanan gelişmelerin arka planının sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Yazısını “Tiyatro devam ediyor, perde hâlâ açık” sözleriyle tamamlayan Karataş, bireylerin bu süreçleri daha bilinçli değerlendirmesi gerektiğine dikkat çekti.
Fotoğraf: Sosyal medya





