Koç Grubu’nun Tüpraş ile ilgili satış açıklamasını hatırlatan Karataş, bu sürecin daha önce Yapı Kredi Bankası’nın satışıyla başladığını öne sürerek, küresel sermayenin Türkiye’deki konumunu yeniden şekillendirdiğini dile getirdi.
Yazısında dünya ekonomisinin büyük bir değişim sürecinden geçtiğini belirten Karataş, asıl meselenin bu değişimin kimlerin lehine gerçekleştiği olduğunu vurguladı. Türkiye’de sermayenin el değiştirdiğine dikkat çeken Karataş, bunun sıradan bir ekonomik süreç olmadığını, küresel aktörlerin yerli görünümlü yapılar üzerinden etkisini sürdürme ihtimaline işaret etti.
Özelleştirme süreçlerinin geçmişte doğrudan satışlarla yürütüldüğünü hatırlatan Karataş, günümüzde ise fonlar, ortaklıklar ve karmaşık sahiplik yapıları üzerinden daha dolaylı bir kontrol mekanizmasının oluştuğunu savundu. Enerji, gıda, finans ve lojistik gibi stratejik sektörlerde yaşanan değişimlerin dikkatle incelenmesi gerektiğini belirtti.
Karataş, “Ekonomi sadece rakamlardan ibaret değildir, aynı zamanda egemenliktir” ifadelerini kullanarak, üretim gücü ve finansal kontrolün önemine vurgu yaptı. Küresel sermayenin artık doğrudan değil, daha sofistike yöntemlerle hareket ettiğini belirten Karataş, bu durumun ülkeler üzerinde uzun vadeli etkiler oluşturabileceğini dile getirdi.
Türkiye’nin ekonomik kararlarını bağımsız şekilde alıp almadığının sorgulanması gerektiğini ifade eden Karataş, yabancı yatırımların tamamen olumsuz görülmemesi gerektiğini ancak kontrolün kimde olduğunun kritik olduğunu söyledi.
Yazısının sonunda yerli sermayenin desteklenmesi gerektiğini belirten Karataş, Türkiye ekonomisinin geleceğinin bu tercihler doğrultusunda şekilleneceğini ifade etti.
FOTOĞRAF: SOSYAL MEDYA




