Karataş yazısında, köşe yazarlığında bazı konuların yumuşak anlatıldığında eksik, sert anlatıldığında ise rahatsız edici bulunduğunu belirterek, namaz konusunun da tam olarak böyle bir mesele olduğunu ifade etti. Namazın kişisel bir tercih değil, açık bir ilahi emir olduğuna dikkat çeken Karataş, bunun yalnızca bireysel bir ibadet değil; aynı zamanda insanı ayakta tutan ahlaki duruşun temeli olduğunu dile getirdi.
Toplumda uzun süredir var olan “namaz yaşlılık işidir” algısının yanlış olduğuna değinen Karataş, gençliğin namazdan muafiyet değil, bilakis namazla istikamet kazanılması gereken bir dönem olduğunu belirtti. “Güç varken kılınmayan namazın, dizler tutmazken telafisi zor olur” ifadelerini kullanan Karataş, namazın erdemli insan olmanın da en açık göstergelerinden biri olduğunu vurguladı.
Namazın insanın hayatına doğrudan etki ettiğini ifade eden Karataş, secde eden insanın haksızlık karşısında daha az sustuğunu, kibri daha zor taşıdığını ve vicdanını daha kolay kaybetmediğini söyledi. Namazın yalnızca Allah’a yöneliş değil, hayata karşı bir duruş olduğuna işaret eden Karataş; elin haramdan, dilin yalandan, kalbin zulmü normalleştirmekten uzak durmayı namazın öğrettiğini kaydetti.
“İstiyorum ama zorlanıyorum” diyenlere de seslenen Karataş, çözümün zorlaştırmak değil, sadeleştirmek olduğunu ifade etti. Bu noktada 21 günlük bir öneride bulunan Karataş, zorlananların sadece farz namazlara odaklanmasını tavsiye etti. Farzlara 21 gün sabırla devam edenler için sünnetlerin zamanla kendiliğinden geleceğini belirten Karataş, ibadetin tabiatının da bu yönde olduğunu yazdı.
Yazının en çarpıcı bölümlerinden birinde ölüm gerçeğine değinen Karataş, ölümün yaşa, unvana ya da “daha gencim” bahanesine bakmadığını vurguladı. O gün geriye tek bir sorunun kalacağını ifade eden Karataş, “Allah’a karşı sorumluluğunu yerine getirdin mi?” sorusunun niyetleri değil, amelleri konuşturacağını belirtti. Namazın ise bu hesabın merkezinde yer aldığını dile getirdi.
“Allah’a karşı görevler emekliliğe bırakılmaz” diyen Karataş, kimseye yaşlanma garantisi verilmediğini hatırlatarak, bugünün ihmal edilen namazlarının yarın sadece pişmanlık olarak hatırlanacağını ifade etti. Bu nedenle namaz seferberliğinin bir çağrıdan önce bir uyanış olduğuna dikkat çekti.
Karataş, başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere sivil toplum kuruluşlarına da çağrıda bulunarak, bu düşüncenin toplumda karşılık bulması için destek verilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca herkesin aynaya bakarak kendisine samimi bir soru sorması gerektiğini belirtti:
“Erdemli bir insan olma iddiam varsa, Rabbimin huzuruna ne kadar duruyorum?”
Yazısını güçlü bir davetle tamamlayan Karataş, savunmaya geçmek yerine ayağa kalkılması gerektiğini vurgulayarak, “Bugün başlayın, gençken başlayın, gücünüz varken başlayın. Farzlarla başlayın… Gerisi sandığınızdan daha kolay gelecektir” ifadelerini kullandı. Karataş, namazın insanı yoran değil, ayakta tutan bir ibadet olduğunu belirterek, her yaştan insanı namaz kılma seferberliğine davet etti.
Karataş yazısını “Selam ve Dua ile” sözleriyle noktalarken, “Ne Zaman Oluruz?” sorusuna da şu yanıtı verdi:
“Yaradılış gayemizi hatırladığımızda.”
Fotoğraf: sosyal medya





