Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) Başkanı Akgün Altuğ, 2025 yılının son röportajını Sorumlu Yazı İşleri Müdürümüz Serkan Ok’a verdi. 2025 yılını ekonomik açıdan değerlendiren Altuğ, yeni yılda iş dünyasının beklentileri ve SATSO’nun hedeflerinden de bahsetti. Başkan Altuğ, röportajın son kısmında ise, Sakarya’nın en önemli içme suyu kaynağı olan ve her geçen gün kuraklıkla mücadele eden Sapanca Gölü’ne de değindi ve yapılması gerekenlere dikkat çekti.

2025’İ DEĞERLENDİRDİ

2025 yılını değerlendiren Altuğ, “2025 yılı küresel ekonomisinde büyüme ortamı birçok belirsizlikle şekillenirken, OECD gibi uluslararası kuruluşlar dünya genelinde büyümenin yaklaşık yüzde 3,2 civarında gerçekleşeceğini öngörmektedir. Bu büyüme, küresel ticaret ve üretimdeki toparlanma çabalarını gösteriyor. Türkiye ekonomisi de bu çerçevede küresel gelişmelerden etkilenmekle birlikte, IMF verilerine göre 2025’te yaklaşık yüzde 3,5 büyüme beklentisini koruyarak pozitif bir performans göstermektedir. Üçüncü çeyrek büyümesi yüzde 3,7 seviyesinde gerçekleşti.” dedi.

BÜTÇE AÇIĞI 223 MİLYAR

2025 yılının ikinci yarısıyla birlikte fiyat artış hızında yavaşlama görüldüğünü söyleyen Başkan Altuğ, enflasyonun yüzde 31 seviyesine kadar gerilediğini ancak üretici maliyetleri üzerindeki baskının devam ettiğini belirtti. “İş gücü piyasası güçlü seyrini korudu” diyen Altuğ, “İşsizlik yüzde 8,5’e gerilerken, istihdam 32,8 milyon kişiye yükseldi. Bütçe tarafında harcama baskısı belirginleşti; ekim ayında bütçe açığı 223 milyar TL olarak gerçekleşti.

Dış ticarette, ihracattaki sınırlı artışa karşın ithalat daha hızlı seyretti ve 10 ay sonunda dış ticaret açığı genişleyerek ocak-ekim döneminde yüzde 13,3 arttı.” ifadelerini kullandı.

CARİ AÇIK 14,9 MİLYAR TL

Cari açığın, yılın ilk dokuz ayında 14,9 milyar dolara ulaştığını vurgulayan Başkan Akgün Altuğ, “Genel çerçevede 2025; ılımlı büyümenin, fiyat artış hızındaki yavaşlamanın ve dirençli iç talebin öne çıktığı bir yıl olarak tamamlanıyor. Önümüzdeki dönemde temel öncelikler; fiyat istikrarının güçlendirilmesi, bütçe disiplininin korunması, ihracatta katma değerin artırılması ve işletmelerimizin dijital ve yeşil dönüşüme uyumunun hızlandırılması olmalıdır.” şeklinde konuştu.

KÜRESEL EKONOMİDE BELİRSİZLİK

Altuğ, “2026 yılında ise küresel ekonomi açısından belirsizliklerin ve dönüşümün birlikte hissedileceği bir dönem öngörülüyor.” dedi ve ekledi; “OECD verilerine göre; 2026’da küresel büyümenin yüzde 2,9 seviyesinde kalması öngörülüyor. ABD–Çin rekabeti, Avrupa’daki artan savunma harcamaları ve bölgesel gerilimler; ticaret ve tedarik zincirlerinde dalgalanmaların süreceğine işaret ediyor. Dijitalleşme finans sektöründe etkisini artırıyor. Merkez Bankası’nın dijital para projeleri, Stabilcoin uygulamaları ve yeni ödeme altyapıları; 2026’da daha parçalı ve daha oynak bir finansal yapıyı beraberinde getirebilir.”

ALTIN VE GÜMÜŞE YÖNELME

Belirsizlik arttıkça yatırımcıların altın ve gümüşe yönelmesi yönündeki beklentilerin güçlendiğinin altını çizen Altuğ, “Türkiye ekonomisi açısından ise 2026 yılı; dengeli ama dikkat gerektiren bir görünüm sunuyor. Büyümenin 2026 sonuna doğru yüzde 4 civarında gerçekleşmesi, ihracattaki toparlanma ve verimlilik yatırımlarının katkısıyla dengelenebilir.

Sıkı para politikasının etkisiyle enflasyonun yılsonunda yüzde 25 seviyelerine doğru gerilemesi bekleniyor. Kredi maliyetlerinin yüksek kalması işletmeler açısından daha temkinli finansal planlamayı gerektirecek.” dedi.

“RİSKLER DİKKATLE YÖNETİLMELİ”

Altuğ, “Genel olarak 2026; risklerin dikkatle yönetilmesi gereken, ancak doğru stratejilerle önemli fırsatların yakalanabileceği bir yıl olacaktır. Teknolojiyi üretime entegre eden, dış pazarlara uyum sağlayan, finansal dayanıklılığını güçlendiren işletmelerimiz bu süreçten avantajlı çıkacaktır. Uzmanlar tarafından hazırlanan 2026 Türkiye Risk Raporu’na göre; ülkemiz, ekonomik sorunlar ile toplumsal sorunların birbirini beslediği bir döngünün içinden geçiyor. Küresel ölçekte korumacılığın artması, AB’nin karbon düzenlemeleri, enerji güvenliği ve yapay zekâ alanındaki yarış; Türkiye’nin dış şartlarını zorlaştırıyor.” diye konuştu.

SAKARYA’NIN EKONOMİSİ

2025 yılında Sakarya ekonomisinin daralmadığını ancak tempolu bir büyüme de sergilemediğini belirten Altuğ, “Şehir ekonomisi olarak ayakta kalma, istihdamı koruma ve kontrollü büyüme çizgisinde ilerledik. SGK’nın 2024–2025 dönemine ilişkin verileri de, Sakarya ekonomisinin mevcut koşullar içinde ılımlı ama istikrarlı bir seyir izlediğini gösteriyor. 2024 yılı eylül ayı itibariyle aktif sigortalı sayımız 332 bin 737 kişi iken, 2025 yılı eylül ayı itibariyle 339 bin 507 kişiye yükselmiş durumda. Yani, bir yıl içinde yaklaşık 6 bin 770 kişilik bir artış var, oran olarak baktığımızda ise yaklaşık yüzde 2’lik bir büyüme görüyoruz.” şeklinde konuştu.

2026 SATSO HEDEFLERİ

SATSO’nun 2026 yılındaki hedeflerinden bahseden Akgün Altuğ, “2026 yılını, odamız açısından üretimde verimliliği artıran ve dijital dönüşümü hızlandıran adımların ön plana çıkacağı bir dönem olarak planlıyoruz. Bu doğrultuda oda kampüsümüzde model fabrika “Dijital Dönüşüm Üretimde Verimlilik Merkezi”nin bahar aylarında temellerini atacağız. 2026 yılını Sakarya iş dünyası olarak verimlilik dijital dönüşüm yılı olarak değerlendireceğiz.” ifadelerini kullandı.

KURAKLIĞA DİKKAT ÇEKTİ

Başkan Altuğ, Sapanca Gölü’nde yaşanan kuraklığa dikkat çekti. Altuğ, “Göle çok yakın oturan, yani o tarafta büyümüş biri olarak suyun azalışını her gün görüyorum. Göle her baktığımda içim acıyor. Gölde ciddi bir çekilme var. Ancak sorun sadece suyun azalması değil, kirlenmesi de çok ciddi bir sıkıntı. İki-üç gün yağmur yağıyor, duruyor; ardından ortalık yine kupkuru kalıyor. Toprak suya doymuş değil.” dedi.

“HUNHARCA KULLANILIYOR”

Sapanca’yı besleyen bütün kaynakların hunharca kullandığını söyleyen Altuğ, “Dereler, yer altı su kaynakları ve benzeri doğal kaynaklar etraftaki tesisler tarafından çok ciddi şekilde tüketiliyor. Ben şunu çok merak ediyorum: Bir firma, bir su fabrikası ne kadarını beyan ediyor da ne kadarını kullanıyor? Bunun karşılığında devlete ne ödüyor, nedir, ne değildir; bunların mutlaka sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Sapanca’ya kaynak bırakmayacak kadar su kullanılıyor.” diye konuştu.

“SATSO OLARAK HAZIRIZ”

Altuğ, “Bir taraftan su kullanımı çok fazla, diğer taraftan nüfus giderek artıyor. İzmit ya da Sakarya’nın başka bölgeleri su temin edemediği için hepimiz, tabiri caizse, Sapanca’nın suyuna abanıyoruz. Bunların hepsi büyük problemler. Sapanca Gölü giderse bu şehir ve bu ülke çok büyük sıkıntılar yaşar. Bunun için burayla ilgili ciddi anlamda bir eğitim ve bilinçlendirme yapılması gerekiyor. İş dünyası olarak yapılacak tüm kullanım ve koruma projelerini destekliyoruz, ne gerekiyorsa yapmaya da hazırız. Ancak bununla ilgili bakanlıklar tarafından da mutlaka birtakım çalışmaların yapılması gerektiğini düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Yazı İşleri Müdürü Serkan OK