Çocukluk yıllarından itibaren neyzen olmayı hayal eden Yunus Uray, bu tutkusunu yıllar içinde mesleğe dönüştürdü. 1997 yılında başladığı ney yolculuğunda 2014 yılından itibaren ney yapımına yönelen Uray, bugün kendi atölyesinde hem üretim yapıyor hem de bu kadim sanatın inceliklerini meraklılarına aktarıyor.
"Çocukluğumdan beri hayalim neyzen olmaktı"
Neyle tanışma sürecini anlatan Yunus Uray, hayalini erken yaşlarda gerçekleştirdiğini belirterek, "Benim çocukluğumdan beri hayalim neyzen olmaktı. Hatta ilerleyen yaşlarımda ney yapmayı istiyordum ama Allah daha erken nasip etti. 1997 yılından beri ney üflemekle uğraşıyorum. 2014'ten beri de ney yapmaya başladım" dedi.
Ney yapımının sabır ve uzun bir emek gerektirdiğini vurgulayan Uray, "Enstrüman öğrenmek zordur. Uzun vakit, sabır ve sürekli çalışma ister. Bu nedenle atölyemizde sürekli ney sesleri duyuluyor. Hafta sonları özellikle cumartesi günleri ney yapımına meraklı arkadaşlar geliyor. Biz de hocalarımızdan ve ustalarımızdan öğrendiklerimizi onlara aktarmaya çalışıyoruz" diye konuştu.
Ney yapımının yalnızca teknik bilgiyle öğrenilemeyeceğini ifade eden Uray, "Bu iş akademik anlamda bir çalgı yapımcılığı olsa da atölyede öğrenilmeden olacak bir şey değil. Bu işin tozunu toprağını süpürüp, kamış tozlarının içinde nefes aldıktan sonra öğreniliyor" ifadelerini kullandı.
Ney yapımında en önemli noktanın enstrümanı tanımak olduğunu söyleyen Uray, iyi bir ney üreticisinin aynı zamanda iyi bir neyzen olması gerektiğini belirtti.
Uray, "Ney üflemeyi bilmeyen bazı arkadaşlar ney yapmaya çalışıyor. Bu çok doğru değil. Çünkü ney sabit akortlu bir enstrüman. Tam kararında bir ney üretmek için kişinin iyi bir ney üfleyicisi olması gerekiyor. Sadece akort cihazlarıyla bu işi yapmak mümkün değil" dedi.
Neyin fabrikasyon üretime uygun olmadığını anlatan Uray, "Her kamışın çapı, et kalınlığı ve yapısı farklıdır. Bu nedenle standart bir üretim sistemi yoktur. Kimi ney 5-7 saatte ortaya çıkabilirken, kimi ney bir haftada hatta daha uzun sürede tamamlanabilir. Bazen bir ay hiç ney yapmadığımız olur, bazen bir ayda 20 ney üretiriz. Yılda atölyemden ortalama 150-200 ney çıkıyor" şeklinde konuştu.
Neyin binlerce yıllık geçmişe sahip olduğunu belirten Uray, bu enstrümanın büyük bir emek ve ustalık gerektirdiğini dile getirdi.
"Ney, bilinen tarihiyle dünyanın en eski enstrümanlarından biri. Günümüzde kargı kamışı dediğimiz tatlı su kamışından yapıyoruz. Yaklaşık 10-12 bin yıllık bir geçmişi olduğu biliniyor. Mısır tabletlerinde bile kamış üfleyen insan figürleri görülüyor. Çok eski ve kadim bir enstrüman" ifadelerini kullandı.
Ney yapmayı öğrenme sürecinin kolay olmadığını anlatan Uray, "Dört sene boyunca insanlara 'ben ney yapıyorum' diyemedim. Çünkü aslında yapamıyordum, sadece delik açabiliyordum. İki delik delmek ney yapmak değildir. Dışarıdan basit gibi görünse de çok büyük bir emek ve tecrübe ister" dedi.
Uray, kendisinden sonra da bu sanatın devam etmesini istediğini belirterek, "İnşallah bizden sonra da devam eder, bu işi sürdüren insanlar olur. Ancak bunu sadece meslek olarak değil, severek yapmak gerekiyor. Siz o işi öyle iyi yapacaksınız ki insanlar ürettiğiniz ürünü değer vererek talep edecek" şeklinde konuştu.
Yunus Uray, geleneksel yöntemlerle ürettiği neylerle hem binlerce yıllık bir kültürü yaşatıyor hem de yeni nesil neyzenlerin yetişmesine katkı sağlıyor.