Eşinin ailesiyle görüşmesini engellediğini, hakaret ve baskıda bulunduğunu öne süren kadının açtığı davada Yargıtay, aile bağlarının kısıtlanmasını evlilik birliğini sarsan davranışlar arasında değerlendirdi.

Eşinin Ailesiyle Görüşmesine İzin Vermediğini İddia Etti

Aile Mahkemesi'ne başvuran kadın, eşinin kendisine psikolojik ve sözlü şiddet uyguladığını, ilgisiz ve sorumsuz davrandığını öne sürdü. Dava dilekçesinde, eşinin kendi ailesi ve kardeşleriyle görüşmesini istemediğini, hatta telefonla iletişim kurmasına dahi müdahale ettiğini ifade etti.

Kadın ayrıca, ailesiyle ilgili yaşanan tartışmalarda eşinin ağır hakaret ve küfürlerde bulunduğunu, evlerine kimsenin gelmesine izin vermediğini ve sosyal çevresini kısıtladığını ileri sürdü.

Sadakat Yükümlülüğünü İhlal Ettiği İddiası

Davacı kadın, eşinin kazancını yalnızca kendisi için harcadığını ve başka kadınlarla görüşerek sadakat yükümlülüğünü yerine getirmediğini de iddia etti. Yaşadığı psikolojik baskı ve manevi zarar nedeniyle 100 bin TL maddi, 100 bin TL manevi tazminat talebinde bulundu.

Yargıtay'dan Dikkat Çeken Değerlendirme

Dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşin ailesiyle görüşmesinin engellenmesi, sosyal ilişkilerinin kısıtlanması ve hakaret içerikli davranışların evlilik birliğini temelinden sarsan kusurlu davranışlar arasında yer aldığına hükmetti.

Karar, eşlerin birbirlerinin aile ilişkilerine saygı göstermesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyarken, aile bağlarının engellenmesinin boşanma davalarında önemli bir kusur unsuru olarak değerlendirilebileceğini gösterdi.

Yargıtay'ın verdiği kararın benzer davalar açısından emsal niteliği taşıdığı değerlendiriliyor.

Kaynak: İHA