Çetin, uygulamanın pratikte avantaj sunmadığını belirterek, “Hiçbir avantajı yok. Aksine dezavantajı var. İnsan yaşlı da olsa nereden ilaç aldığını biliyor. Her gün farklı eczanelere gidip keyif olsun diye ilaç alınmaz. Bu çok anlamsız bir uygulama. Ben desteklemiyorum.” dedi.
TALEPLERİ ARTTI
Eczanelerde en çok talep edilen ilaç gruplarına da değinen Çetin, son yıllarda özellikle psikiyatrik ilaçlara olan talebin dikkat çekici şekilde arttığını söyledi. Çetin, “Türkiye’nin ve dünyanın içinde bulunduğu şartlardan dolayı psikiyatrik ilaçlar çok talep ediliyor. Ardından metabolizma hastalıklarında kullanılan ilaçlar ve bağışıklık sistemini ilgilendiren hastalıkların ilaçları geliyor.” ifadelerini kullandı.
EURO ETKİLİYOR
Türkiye’de ilaç fiyatlarının euro üzerinden belirlendiğini hatırlatan Çetin, fiyatlandırma politikalarının bazı ilaçların ülkeye girişini zorlaştırdığını dile getirdi. Son fiyat güncellemesinin 19 Aralık’ta yapıldığını belirten Çetin, “Euro kuru 50 TL civarında. Ancak fiyatlandırmada kullanılan kur bunun oldukça altında. Bu durum bazı ilaçların Türkiye’ye gelmemesine ya da ülkede üretilmemesine yol açabiliyor.” diye konuştu.
MUADİLİN FARKI YOK
Orijinal ilaç ile muadil ilaç arasında etken madde açısından fark bulunmadığını vurgulayan Çetin, hastaların çoğu zaman alışkanlık nedeniyle muadil ilaçlara temkinli yaklaştığını söyledi. “Yaşı büyük hastalar belirli bir kapsül rengini veya kutuyu yıllarca kullanmış oluyor. Aynı ilaç farklı renkte üretildiğinde hastayı ikna etmek zorlaşabiliyor.” dedi. Çetin, özellikle Covid-19 sonrası insanların hastalanmadan önce önlem almaya daha fazla önem verdiğini de belirtti. Sosyal medya ve sağlık çalışanlarının uyarılarının etkisiyle takviye ürünlere ilginin arttığını söyleyen Çetin, bunun toplumda koruyucu sağlık bilincinin yükseldiğini gösterdiğini ifade etti.

ECZACILAR BASKI ALTINDA
Artan maliyetlerin eczaneleri zorladığını dile getiren Çetin, kira, vergi, çalışan maaşları ve diğer giderlerin hızla yükseldiğini söyledi. Verilen zamların eczanelerin ayakta kalması için yeterli olmadığını belirten Çetin, “Artık kendimizi devlete bağlı bir meslek grubu gibi hissediyoruz. Bir anlamda riski yüksek devlet memuru gibiyiz.” dedi.
Tüm zorluklara rağmen mesleklerine umutla baktıklarını söyleyen Çetin, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Gelecekten umudumuzu kaybetmiyoruz. Hem ülkemizin hem dünyamızın daha iyi yerlere geleceğine inanıyoruz. Dünyada barış istiyoruz.”





