Yazıda aktarıldığına göre söz konusu İncil’de, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) geleceğinin müjdelendiği, Hz. İsa’nın (a.s.) ilahlaştırılmadığı ve çarmıha gerilmeden hayattayken Cennet’e yükseltildiği ifadelerinin yer aldığı öne sürülüyor. Bu anlatıların, bugün resmî kabul gören İncillerde bulunmamasının ister istemez önemli soruları beraberinde getirdiğini vurgulayan Karataş, “Metinler mi değişti, yoksa tarih mi susturuldu?” sorusunu gündeme taşıyor.
Barnabas İncili meselesinin yeni olmadığını hatırlatan Karataş, bu metnin her ortaya çıktığında rahatsız edici bir berraklık yarattığını ifade ediyor. Yazıda, İslam inancıyla örtüşen bu anlatıların, yalnızca teolojik bir ayrışmayı değil; tarihin kimler tarafından ve hangi ölçütlerle yazıldığını da sorgulattığına dikkat çekiliyor.
Karataş’a göre mesele, kutsal metinlerin yalnızca arkeolojik bir buluntu olarak ele alınamayacak kadar derin bir boyut taşıyor. “Neden bazı metinler dışarıda bırakıldı, neden bazı ifadeler ‘apokrif’ damgasıyla yok sayıldı?” sorularının inançtan önce iktidar ve güç kavramlarına temas ettiğini belirten Karataş, tarih boyunca düzeni bozan metinlerin ya yasaklandığını ya da itibarsızlaştırıldığını vurguluyor.
Yazının devamında, Barnabas İncili’nin yüzyıllardır “tartışmalı” olarak anılmasının sebebinin doğruluğundan çok, iki büyük inanç geleneği arasındaki duvarların sanıldığından daha geçirgen olabileceğini göstermesinden kaynaklandığı ifade ediliyor. Karataş, meselenin “doğru” ya da “uydurma” ikilemine indirgenemeyeceğini, asıl sorunun neden konuşulmaktan çekinildiği olduğunu dile getiriyor.
Osman Karataş, inancın sorguyla yüzleştiğinde güçlendiğini ve hakikatin tartışılarak ayakta kaldığını belirterek, bu haberin asıl değerinin susturulmuş soruları yeniden gündeme taşımasında yattığını ifade ediyor. Yazısını ise şu çarpıcı cümleyle noktalıyor:
“Tarih, her zaman yazılanlardan ibaret değildir; bazen yazılmasına izin verilmeyenlerin toplamıdır.”
Köşesini “Ne Zaman İnsan Oluruz? – Kadim öğretileri reddetmediğimizde” sözleriyle tamamlayan Karataş, okuyucularını geçmişle, metinlerle ve hakikatle yeniden yüzleşmeye davet ediyor.
Köşe yazısını okumak için tıklayın!
Fotoğraf: Sosyal Medya




