Depremde yakınlarını, evlerini ve yaşamlarını kaybeden Sakaryalılar, aradan geçen yıllara rağmen yaşadıkları travmanın izlerini taşıyor. Biz de 17 Ağustos’u yaşayan vatandaşlara mikrofon uzatarak, o geceyi ve bugün deprem gerçeğine nasıl baktıklarını sorduk.
Fotoğraf: Sosyal Medya
“Yatağa yattığımızda gözümüze uyku girmiyor”
Depremin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen hâlâ korkuyla uyuduğunu belirten Mehmet Çolakoğlu, 17 Ağustos gecesinin kendisinde bıraktığı izleri anlattı.
Fotoğraf: Sosyal Medya
Çolakoğlu, “Ben depremden 3 gün önce yurtdışından dönmüştüm. Çok korktuk, kapılarımızı bile açamadık. Çok canımızı kaybettik, Allah bir daha yaşatmasın. Depremin yıldönümü yaklaşıyor ve biz her yıl olduğu gibi bu yıl da o gece tereddütle uyuyacağız. Yatağa yattığımızda gözümüze uyku girmiyor, sanki aynı geceyi yeniden yaşayacak gibiyiz.” dedi.
“Depremden sonra büyük bir fırsat kaçırıldı”
17 Ağustos depreminde evini kaybettiğini belirten İlhan Ayyıldız ise deprem sonrası yapılan çalışmaların yeterli olmadığını savundu.
Fotoğraf: Sosyal Medya
Ayyıldız, Sakarya’da deprem sonrasında şehir planlaması açısından önemli bir fırsatın kaçırıldığını ifade ederek, güçlendirme yapılan binaların teknik açıdan yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Hasarlı binalar büyük risk taşıyor”
Deprem görmüş ve sonrasında güçlendirme yapılan binaların kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çeken Ayyıldız, özellikle öğrencilerin ve yabancıların kiracı olarak yaşadığı binalar konusunda uyarıda bulundu.
Ayyıldız, çimento kalitesinin kontrol edilmesi ve hasarlı binalardan karot alınması gerektiğini belirterek, “Hasarlı ve yenilenen binalar bir tabut niteliğinde ve insanların bu binalarda oturması, kiraya verilmesi ise felakete davetiye çıkarıyor.” dedi.
“O geceyi tek kelimeyle anlatırsam: Felaket”
Neyide Çöte ise 17 Ağustos gecesini tek kelimeyle “felaket” olarak tanımladı.
Çöte, iki katlı ahşap evlerinin depremde yıkılmadığını ancak çevresinde yaşanan büyük yıkımın hafızasında derin iz bıraktığını söyledi.
“Binlerce insan evini, ailesini kaybetti. Aradan kaç yıl geçerse geçsin unutulmayacak, çok acı bir gün olarak hafızalarda kalacak.” diyen Çöte, hasarlı yapıların bir an önce güvenli hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Deprem gerçeği göz ardı edilmemeli”
Deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülke olmamıza rağmen gerekli önlemlerin yeterince alınmadığını düşünen bir vatandaş ise 17 Ağustos’un aradan geçen 27 yıla rağmen unutulmaması gerektiğini söyledi.
Deprem gecesi enkazlardan yükselen yardım çığlıklarının ve geride kalan acıların hâlâ hafızalarda olduğunu belirten vatandaş, yapı güvenliğinin insan hayatından daha önemli bir konu olamayacağını ifade etti.
“İnsan hayatı her şeyin üzerinde tutulmalı”
Deprem gerçeğinin Türkiye’nin bir parçası olduğuna dikkat çeken vatandaş, yapılaşmada gerekli önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.
Binalara sonradan eklenen katlar, hasarlı yapılar, güvenli olmayan iş yerleri ve yıllardır bilinen yapı sorunlarının büyük risk oluşturduğunu belirten vatandaş, yaşama hakkının en temel hak olduğunu vurguladı.
“Deprem gerçeği biliniyorken bu hakkın göz ardı edilmesi, yalnızca bir ihmal değil, ağır bir sorumluluktur.” ifadelerini kullandı.
“27 yıl geçti ama korku hâlâ bizimle”
17 Ağustos gecesini hayatının en korkunç gecesi olarak anlatan bir başka vatandaş ise ailesiyle yaşadığı korku dolu anları dile getirdi.
Deprem sırasında evlerinin sallandığını ve ailesinin güvenli şekilde dışarı çıkarıldığını belirten vatandaş, kızının bir süre evde yukarıda kaldığını ve o an yaşadığı korkuyu asla unutamadığını söyledi.
“Depremden bu yana 27 yıl geçti. Aradan geçen yıllarda çok güzel günler de gördük tabii ki ama her zaman bir korkuyla yaşıyoruz.” diyen vatandaş, 17 Ağustos’un kendileri için hiçbir zaman sıradan bir tarih olmayacağını ifade etti.
17 Ağustos’un izleri hâlâ taze
Aradan 27 yıl geçmesine rağmen Sakaryalıların anlattıkları, 17 Ağustos 1999’un yalnızca geçmişte kalmış bir felaket olmadığını bir kez daha gösteriyor.
Depremi yaşayan vatandaşlar, kaybettiklerini unutmazken, güvenli yapılaşma ve afetlere hazırlık konusunda daha fazla adım atılması gerektiği konusunda birleşiyor.





