Eşiyle çıktığı yurt dışı seyahatinde bir restoranda gördüğü fotoğraftan ilham alan Ankıt, 17 yıl önce başlattığı bu geleneği bugün dev bir koleksiyona dönüştürdü. Dükkânın duvarlarında neredeyse boş alan bırakmayan fotoğraflar arasında, yıllar önce hayatını kaybeden esnaflardan hâlâ çarşıda alın teri döken ustalara kadar binlerce yüz yer alıyor.
“Yaklaşık 3 bin fotoğrafım var”
Koleksiyonun ilk fotoğrafını 17 yıl önce astığını belirten Selahattin Ankıt, fikrin nasıl ortaya çıktığını şu sözlerle anlattı:
“Eşimle köftecide yemek yerken duvarda asılı bir resim gördüm. O an aklıma geldi. Çay ocağıma yavaş yavaş esnafın, arkadaşın, eş dostun resimlerini asmaya başladım. Kafamda böyle bir tasarım vardı, onu hayata geçirdim. Talep arttıkça sevindik ve karşılık verdik. Dükkanımın metrekaresi az ama yine de yaklaşık 3 bin, 3 bin 500 fotoğrafım var. Her isteyenin fotoğrafını asıyorum, bir kriterim yok.”
“Bende çay ve fotoğraf hastalığı var”
Çay ve fotoğrafın hayatında özel bir yeri olduğunu vurgulayan Ankıt, mesleğine duyduğu sevgiyi ise şu sözlerle dile getirdi:
“Çay işi benim işim, çocukluğumdan beri yapıyorum. Çay ve fotoğraf hastalığım var. Çayı düzgün yapmaya özen gösteriyorum. Kahvem ve çayım meşhurdur. Çok sevdiğim bir ağabeyim var, ismi İbrahim. Ona özel bir masa ayırdım, geldiğinde hep oraya oturur. Adapazarı’nda böyle bir şey yapan ilk benim. Çarşımıza renk kattığını biliyorum.”
Çay ocaklarının giderek azaldığını belirten Ankıt, fotoğraflarla esnaf kültürünü yaşatmaya çalıştıklarını ifade ederek, “Duvarlarda fotoğrafı olan arkadaşlarımızdan vefat edenler oluyor. Onların fotoğraflarının üzerine ‘Vefat’ yazıyorum. Bu fotoğraflarla Uzun Çarşı’nın esnaf kültürünü yaşatıyoruz” dedi.





