Üşümezsoy, uzun süredir büyük deprem senaryolarında gündeme gelen Adalar Fayı’nın aktif olmadığını savunarak, Büyükada çevresinde yaşanan küçük depremlerin büyük bir depremin habercisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
“ADALAR FAYI ÖLÜ BİR FAY”
YouTube kanalında Marmara Denizi’ndeki fayları değerlendiren Üşümezsoy, Adalar çevresindeki fay sisteminin kamuoyunda anlatıldığı gibi aktif ve büyük deprem üretebilecek tek bir fay hattı olmadığını öne sürdü.
Üşümezsoy, Adalar Fayı’nın uzun süredir aktif olmayan eski bir yapı olduğunu belirterek, bu fay üzerinde 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem meydana getirecek seviyede stres birikimi bulunmadığını savundu. Üşümezsoy daha önceki açıklamalarında da Adalar hattını “ölü fay” olarak nitelendirmişti.
BÜYÜKADA’DAKİ KÜÇÜK DEPREMLERE DİKKAT ÇEKTİ
Büyükada açıklarında geçtiğimiz günlerde meydana gelen küçük depremler de Üşümezsoy’un gündemindeydi. Üşümezsoy’a göre bölgede kaydedilen sarsıntılar doğrudan Adalar Fayı üzerinde meydana gelmedi.
Büyükada’nın güneyindeki hareketliliğin ana fay sistemini farklı yönlerde kesen daha küçük fay segmentlerinden kaynaklandığını savunan Üşümezsoy, bu fayların büyük ve yıkıcı bir deprem oluşturacak seviyede gerilim biriktirmediğini ifade etti.
“BÜYÜK DEPREMİN HABERCİSİ DEĞİL”
Üşümezsoy, Büyükada çevresinde meydana gelen mikro depremlerin tek başına büyük bir İstanbul depreminin yaklaştığı şeklinde yorumlanmasına da karşı çıktı.
Bölgedeki küçük sarsıntıların daha önce biriken stresin küçük çaplı boşalması şeklinde değerlendirilebileceğini belirten Üşümezsoy, ana fay hattında olağan dışı bir hareketlilik bulunmadığını savundu.
MARMARA DEPREMİ TARTIŞMALARI SÜRÜYOR
Üşümezsoy’un açıklamaları, Marmara Denizi ve İstanbul’un deprem riski konusunda bilim insanları arasında uzun süredir devam eden farklı görüşleri yeniden gündeme taşıdı.
Üşümezsoy, Adalar segmentinin büyük deprem üretme potansiyeli taşımadığı görüşünü savunurken, olası Marmara depremine ilişkin farklı bilim insanlarının farklı fay modelleri ve risk değerlendirmeleri bulunuyor. Bu nedenle Üşümezsoy’un değerlendirmeleri bilimsel tartışmadaki görüşlerden biri olarak öne çıkıyor.




