Modern yaşamın getirdiği stres, kaygı, düzensiz yaşam alışkanlıkları ve dijital ekranlara bağımlılık, uyku sorunlarını her geçen gün artırıyor. En yaygın sağlık sorunlarından biri haline gelen uyku bozuklukları, yalnızca fiziksel yorgunluğa değil psikolojik problemlere de zemin hazırlıyor. Anadolu Psikologlar Derneği Başkanı, Klinik Psikolog İlhan Bozkurt, Yeni Sakarya Haber'e yaptığı değerlendirmede, uyku sorunlarının günümüzde adeta "sessiz bir salgın" haline geldiğini ifade etti.
İKİ TEMEL SORUN
Günümüzde en sık görülen uyku problemlerinin uykusuzluk ve aşırı uyuma olduğunu belirten Bozkurt, "Uyku kalitesindeki düşüş, ruh sağlığımızı doğrudan etkiliyor. Modern dünyanın sessiz salgını haline gelen uykusuzluk, yalnızca gece yaşanan bir sorun değil; stresi, kaygıyı, depresyonu ve yaşam kalitesindeki düşüşü de beraberinde getiriyor. Günümüzde en sık şikayet edilen uyku sorunlarını temel olarak Uykusuzluk (İnsomnia) ve Aşırı Uyuma (Hipersomni) şeklinde iki başlık altında toplayabiliriz. Uykusuzluk yaşayan kişiler uykuya dalmakta güçlük çeker, gece sık sık uyanır ya da sabah erken saatlerde uyanıp tekrar uykuya dalamaz. Aşırı uyku sorunu yaşayan kişiler ise gece yeterince uyumuş olsalar bile gün boyunca sürekli uykulu hisseder, sabah yataktan çıkmak istemez veya gün içinde ani uyku atakları yaşayabilir. Bunların dışında uyurgezerlik, uyku felci (karabasan), sayıklama, huzursuz bacak sendromu, diş gıcırdatma ve uyku apnesi de en sık karşılaşılan uyku problemleri arasında yer alıyor" dedi.
KISIR DÖNGÜ
Uyku sorunları ile psikolojik rahatsızlıkların birbirini besleyen bir döngü oluşturduğunu vurgulayan Bozkurt, "Psikolojik sorunlar uyku problemlerine neden olabileceği gibi, uzun süre devam eden uyku bozuklukları da depresyon ve anksiyete gibi ruhsal hastalıkların gelişmesine zemin hazırlayabilir. Sürekli uyumak isteyen, yataktan çıkmak istemeyen bir kişi depresyonda olabilir." Bozkurt, "Geceleri sürekli düşünen ve uyuyamayan bir kişide ise anksiyete bozukluğu görülebilir. Geç saatlere kadar uyanık kalmak, gündüz uzun süre uyumak, aşırı kafein tüketmek ve düzensiz yaşam tarzı da zamanla psikolojik sorunları beraberinde getirir. Günümüzde stres, gelecek kaygısı, depresyon ve geceleri zihni meşgul eden yoğun düşünceler uyku sorunlarının en önemli nedenleri arasında yer alıyor" diye konuştu.
İLİŞKİLERİ ETKİLİYOR
Yetersiz uykunun yalnızca kişiyi değil, çevresiyle olan ilişkilerini de olumsuz etkilediğini ve kronik uykusuzluğun günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü belirten Bozkurt, "Yetersiz uyku günlük hayatta insan ilişkilerini ve iş hayatındaki verimliliği olumsuz etkiler. Örneğin trafikta, aile içinde ya da iş hayatında agresif davranışlara ve aşırı tepkiselliklere neden olabilir. Beynin duygu merkezini olumsuz etkiler. Ani duygu değişimlerine yol açar ve kronik uykusuzluk çekenlerde depresyon riski artırır. Dikkat dağınıklığı, odaklanma problemi ve unutkanlık yapar. Bu da iş veya okul başarısını doğrudan düşürür. Yetersiz uyku insanı tahammülsüz, sabırsız ve öfkeli yapar. Bu durum aile, partner ve arkadaşlık ilişkilerine zarar verir" dedi.
DİJİTAL TEHLİKE!
Telefon, tablet ve sosyal medya kullanımının da uyku düzenini ciddi şekilde bozduğunu söyleyen Bozkurt, özellikle gece saatlerinde ekran kullanımının biyolojik saati olumsuz etkilediğine dikkat çekti. "Dijital ekranlar uykumuzu hem biyolojik hem de psikolojik olarak sabote eder. Ekranlardan yayılan mavi ışık beyne hâlâ gündüz olduğu mesajını verir ve uyku hormonu melatoninin salgılanmasını baskılar. Bunun yanında sosyal medyada bir şeyleri kaçırma endişesi kişiyi sürekli bildirim kontrol etmeye iter. Yatmadan önce izlenen videolar, haberler veya sosyal medya içerikleri zihni sakinleştirmek yerine daha fazla uyarır, kaygılandırır ve uykuya geçişi zorlaştırır" dedi
DOĞRU ALIŞLANLIK
Sağlıklı uyku için öncelikle yaşam tarzının değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Bozkurt, "Yatak odası yalnızca uyumak için kullanılmalı, televizyon izlemek veya telefonla vakit geçirmek gibi alışkanlıklardan kaçınılmalıdır. Yatağa girdikten sonra yaklaşık yarım saat içinde uykuya dalınamıyorsa nefes egzersizleri veya kas gevşetme çalışmaları yapılabilir. Yine de uyku gelmiyorsa kişi kendisini zorlamamalı, loş ışıkta kitap okumak ya da ılık duş almak gibi sakinleştirici aktiviteler yapmalıdır. Ertesi gün gündüz uykusundan kaçınılmalı, düzenli yürüyüş yapılmalı ve özellikle akşam saat 19.00'dan sonra çay ve kahve tüketilmemelidir. Eğer uykuya engel olan durum gece ortaya çıkan takıntılı ve olumsuz düşünceler ise psikoterapi desteği alınmalıdır. Gerektiğinde ruh sağlığı hekimleri tarafından medikal tedavi de uygulanabilir" şeklinde konuştu.
UZMAN DESTEĞİ
Uyku problemlerinin belirli bir süreyi aşması halinde mutlaka uzman desteği alınması gerektiğini belirten Bozkurt, şu uyarılarda bulundu: "Ara sıra uykusuz kalmak normaldir. Ancak Uyku sorunu haftada en az üç gece yaşanıyor ve üç aydan uzun süredir devam ediyorsa mutlaka profesyonel destek alınmalıdır. Gün içinde aşırı halsizlik, işe odaklanamama, direksiyon başında uyuklama gibi riskli durumlar yaşanıyorsa, uykusuzluğa umutsuzluk, ağlama krizleri veya kontrol edilemeyen öfke eşlik ediyorsa ya da uykuda nefes kesilmesi, boğulma hissiyle uyanma ve huzursuz bacak şikâyetleri bulunuyorsa vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.
Fotoğraf: Gülten Kuzgun





