Bayraktar, Dünya Su Günü’nün bu yılki temasının “Su ve Cinsiyet” olduğunu hatırlatarak, suyun yalnızca günlük yaşam için değil, toplumsal denge ve üretim açısından da hayati öneme sahip olduğunu ifade etti. Türkiye’de kişi başına düşen yıllık su miktarının 1301 metreküpe gerilediğini belirten Bayraktar, bu tablonun ülkenin su stresi yaşayan ülkeler arasına yaklaştığını gösterdiğini dile getirdi.

Tarımsal üretimde suyun verimli kullanımının önemine işaret eden Bayraktar, geleneksel ve kontrolsüz sulama yöntemlerinin toprakta tuzlanmaya, verim kaybına ve su israfına yol açtığını belirtti. Modern sulama sistemlerine geçişin artık bir seçenek değil, zorunluluk olduğunu söyleyen Bayraktar, artan maliyetler nedeniyle çiftçinin desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle su kullanım hizmet bedelinin yüzde 50 oranında desteklenmesi çağrısında bulundu.

İklim krizinin tarım üzerindeki etkilerine de değinen Bayraktar, son dönemde Aydın’da yaşanan taşkınları örnek gösterdi. Söke Ovası’nda binlerce dönüm tarım arazisinin sular altında kaldığını hatırlatan Bayraktar, sadece klasik önlemlerin yeterli olmayacağını, akıllı drenaj kanalları, erken uyarı sistemleri ve doğa tabanlı çözümlerin devreye alınması gerektiğini söyledi.

Su krizinin yalnızca çevresel bir mesele olmadığını belirten Bayraktar, bunun aynı zamanda gıda fiyatlarını, üretim zincirini ve toplumsal istikrarı etkileyen stratejik bir konu olduğuna dikkat çekti. Dünya tarım arazilerinin önemli bir bölümünün su kıtlığı tehdidi altında olduğunu ifade eden Bayraktar, yetkililere ve topluma su kaynaklarının korunması konusunda daha duyarlı ve kararlı adımlar atılması çağrısında bulundu.

Bayraktar, “Suyumuza sahip çıkmak, gelecekteki ekmeğimize sahip çıkmaktır” diyerek, tarımda sürdürülebilirliğin ancak doğru su yönetimiyle mümkün olacağını kaydetti.

Fotoğraf: sosyal medya

Kaynak: Basın Bülteni