Karataş yazısında, ırk temelli milliyetçilik anlayışının bu topraklara ait olmadığını vurguladı. Bu yaklaşımın toplumu ayrıştırdığına dikkat çeken yazar, Anadolu’nun tarihsel ve kültürel yapısının farklılıkların bir arada harmanlandığı bir medeniyet üzerine kurulu olduğunu dile getirdi.
“İhtiyacımız olan ırk değil, kültür temelli bir milliyetçiliktir” diyen Karataş, kültür milliyetçiliğinin dili, tarihi, sanatı ve ortak hafızayı esas aldığını belirtti. Bu anlayışın insanları kökenlerine göre değil, ait oldukları değerler üzerinden tanımladığını ifade etti.
Yazısında küreselleşme sürecine de değinen Karataş, kültürel derinliği olmayan toplumların zamanla başka kültürlerin etkisi altına girdiğini savundu. Türkiye’de yaşanan en önemli sorunlardan birinin “kültürel erozyon” olduğunu belirten yazar, genç nesillerin kendi değerlerinden uzaklaşarak popüler kültürün tüketicisi haline geldiğini kaydetti.
Karataş, dilde yozlaşma, sanatta yüzeyselleşme ve düşüncede derinlik kaybı yaşandığını belirterek, bu ortamda ırk temelli tartışmaların asıl meseleleri gölgelediğini ifade etti. “Mesele kim olduğumuz değil, neye dönüştüğümüzdür” sözleriyle dikkat çekti.
Siyasete de mesaj veren Karataş, toplumu ayrıştıran söylemlerin kısa vadede kazanç sağlasa da uzun vadede ülkeye zarar verdiğini belirtti. Kültür milliyetçiliğinin ise eğitimden ekonomiye kadar geniş bir vizyon sunduğunu, yerli üretimi desteklerken evrensel kaliteyi hedeflediğini vurguladı.
Yazısını, “Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey hamaset değil, derinliktir; slogan değil stratejidir” sözleriyle tamamlayan Karataş, çözümün “kültür milliyetçiliği” anlayışında olduğunu ifade etti.
Köşesini her zamanki gibi anlamlı bir cümleyle noktalayan Karataş, “Ne zaman insan oluruz? Hadimizi bildiğimizde” dedi.
FOTOĞRAF: SOSYAL MEDYA





